Kuran Yurdu

Zümer Süresi 15-32 Arası Ayetler Diyanet Tefsiri

    Zümer Süresi 15-16 Ayetlerin Meali: 15- Artık siz ondan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin.Deki : Gerçekten zarar edenler kıyamet gününde hem kendilerini,hem de bağlılarını kaybedenlerdir.Uyanık olun! İşte bu,apaçık hüsranın ta kendisidir 16- Onların üzerlerinde de ateşten tabakalar,altlarında da tabakalar vardır.İşte Allah bununla kullarını korkutuyor.Ey benim kullarım,benden korkun.

    Zümer Süresi 15-16 Ayetlerin Tefsiri : Peygamber,Allah’ın bildirdiği hükümleri eksiksiz ve yanlışsız duyurduğu gibi, bizzat kendisinin de bu hükümleri yerine getirmekle yükümlü olduğunu,aksine davranırsa cezalandırılacağını açıkça ortaya koymuştur.Buna rağmen Kur’an’ın muhatapları Allah’ı bırakıp sahte tanrılara tapmaya devam edeceklerse yapılacak bir şey yoktur.Ayetteki “Artık siz de O’nun dışında dilediğinize tapın bakalım!” cümlesi bir uyarı ve tehdit ifadesidir.

    Bu uyarıyı dikkate almayanların akıbeti sadece “hüsran” olacaktır.Onların ahirette öz benliklerini kaybetmeleri,“cehennemde hak ettikleri cezaya çarptırılmaları”, yakınlarını kaybetmeleri de “içinde bulundukları cehennem ortamında akraba ve dostlarıyla buluşup görüşme ve yardımlaşma imkanından yoksun kalmaları” şeklinde açıklanır.16. ayet, inkarcıların ahiretteki hüsranlarına kısa ve öz olarak açıklama getirmektedir.Tefsirlerde bu ayetin,cehennemde tabakalar bulunduğuna ve her tabakada ateş bulutları veya katmanlarının yer aldığına işaret ettiği; bir tabakada azap görenleri üstten kaplayan ateş kümelerinin,bir üst tabakadakilerin altlarına denk geldiği için âyette “Onların üstünde kat kat ateş olacak, altlarında da (böyle) katlar bulunacak” buyurulduğu belirtilir

    Zümer Süresi 17-18 Ayetlerin Meali: 17- Tağuta ibadet etmekten sakınıp Allah’a dönenlere,işte onlara müjde vardır.O halde sen de müjde ver o kullarıma ki 18- Onlar sözü işitip,en güzeline uyarlar.İşte onlar Allah’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve işte bunlar özlü akıl sahibi olanların ta kendileridir.

    Zümer Süresi 17-18 Ayetlerin Tefsiri : Sahte tanrılar ” diye çevirdiğimiz ayet metnindeki tagt kelimesi insanlar tarafından tapılan batıl tanrıları;Allah Teala’ya isyan edilmesine sebep olan,görünür ve görünmez varlıkları;insanlık tarihi boyunca hakkı batıl,batılı hak gösterme gayretlerini yansıtan,bütün küfür ve ilhad faaliyetlerini ifade eden bir terim olarak kullanılır.

    Muhammed Esed’in bu kelimeye yüklediği “kişinin bütün manevî bağlarını kaybetmesine ve duygularının esiri olmasına yol açan,belli bazı şeytani ihtirasların veya arzuların ifsat edici gücü” şeklindeki açıklamasına –diğer anlamları dışlamamak kaydıyla–  biz de katılıyoruz. Kendi dışında veya içinde bu şekilde sahte tanrılar üretip onlara tapmaktan kurtularak Allah’a yönelen insanlar,içten veya dıştan gelebilecek her türlü saptırıcı telkinlerden,baskılardan ruhlarını kurtardıkları için duydukları,öğrendikleri sözler içinde akıl ve sağduyularıyla en iyi ve en doğru bulduklarına değer verir,ona uyarlar.Razi’ye göre duyulan bir söz doğru da yanlış da olabilir ve bunu ayıracak olan da akli kanıttır. Razî,bu ayetten yola çıkarak,aklın en iyi ve en doğru olanı ayırt etme konusundaki yetkisini iman, ibadet ve hukuki uygulamalara kadar bütün konulara genellemiş;insanın her konuda akli kanıta (hüccetü’l-akl),eleştirel düşünmeye (nazar) ve mantıksal çıkarıma (istidlal) değer vermesi gerektiği yönünde geniş açıklamalar yapmıştır.Razi’ye göre “Bir insan akıllı ve kavrayışı güçlü değilse belirtilen gerçek bilgileri zihninde toplaması da mümkün olmaz.”

    Zümer Süresi 19-20 Ayetlerin Meali: 19– Ya aleyhine azap sözü hak olmuş kimseyi,(bu yüzden) ateşte bulunan kişiyi sen mi kurtaracaksın? 20- Fakat Rablerinden korkanlar için,onlar için konaklar,birbirleri üzerine bina olunmuş ve altlarından nehirler akan köşkler vardır.Allah’ın vaadidir,Allah vaadinden dönmez.

    Zümer Süresi 19-20 Ayetlerin Tefsiri : Hakkında azap hükmü kesinleşmiş kimse” tefsirlerde genellikle inkarcı tutumu sebebiyle azabı hak etmiş kişi olarak açıklanmış;ayet, “Kim azabı hak ederse artık o kişi ateşe atılacak ve senin onu kurtarman da mümkün olmayacaktır” şeklinde yorumlanmıştır. 16. ayette inkarcıların ahiretteki cezaları hakkında bilgi verilirken cehennemin katlarından söz edilmişti; 20.ayette ise “Rablerine karşı gelmekten sakınanlar” için kat kat cennet köşkleri hazırlandığı bildirilmektedir.

    Zümer Süresi 21-22 Ayetin Meali: 21- Görmez misin ki Allah gökten bir su indirip,onu yeryüzünde kaynaklara yerleştirmekte,sonra onunla renkleri türlü türlü ekinler çıkarmakta sonra o ekinler kurumaktadır? Sen de onu sararmış görürsün.Sonra da onu ufalanmış çöplere döndürür.Muhakkak bunda özlü akıl sahipleri için ibret vardır 22- Acaba kendisi Rabbinden gelmiş bir nur üzere bulunup da Allah’ın göğsünü İslam için genişlettiği bir kimse (gibi) midir? Allah’ı anmakta kalpleri kaskatı olanların vay haline! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Zümer Süresi 21-22 Ayetlerin Tefsiri : Yağmur ve onun sayesinde yetişen bitki çeşitleriyle tabiatın canlanması, ardından bitkilerin kuruyup toza toprağa karışması örneğinden yola çıkılarak, ilâhi kudret ve iradenin evren üzerindeki mutlak hükümranlığına dikkat çekilmekte;daha sonra aynı güç ve iradenin,insanın manevi gelişimindeki tesirine atıfta bulunulmaktadır. Yağmurla tabiatı canlandıran irade, hidayetiyle de insanın gönlünü İslam’a açmakta;ona,ilahî buyruklara teslim olan bir ruh yapısı kazandırmakta, bu suretle kendisinden gelen bir ışıkla aydınlanmasını sağlamaktadır. “Allah’ı anma konusunda kalpleri katılaşanlar”dan maksat, gönüllerinde Allah’a yer vermeyen, –putperest Araplar’ın yaptığı gibi– sorulduğunda O’na inandıklarını söyleseler bile, hayatlarında bu inancın izi görülmeyen, kendilerine yapılan uyarılardan akıllarını kullanarak yararlanmasını bilmeyen, hakikatlere karşı duyarsız hale gelmiş kimselerdir.

    İnanç ve değerler konusunda doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, yararlı ile zararlıyı ayırma kaygısı taşımadıkları, bu husustaki yeteneklerini de körelttikleri için ayette bunların “apaçık bir sapkınlık” içinde bulundukları bildirilmektedir.

    Zümer Süresi 23-26 Arası Ayetlerin Meali: 23- Allah sözün en güzelini müteşabih,tekrar edilen bir kitap halinde indirmiştir.Ondan dolayı Rablerine kalpten saygı duyanların derileri ürperir.Sonra Allah anıldığı için derileri ve kalpleri yumuşar.Bu Allah’ın hidayetidir.Onunla diğediğine hidayet verir.Allah’ın saptırdığı kimseyi doğru yola ileten olmaz 24- Kıyamet gününde azabın kötüsünden yüzünü korumaya çalışan kimse mi? Zalimlere de Kazandıklarınızı tadın denilir 25- Onlardan öncekiler yalanlamıştı da bilmedikleri bir yerden azap onlara geliverdi 26- Bu sebepten Allah dünya hayatında onlara rüsvaylığı tattırdı.Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür,eğer bilselerdi.

    Zümer Süresi 24-25-26 Ayetlerin Tefsiri : Tefsirlerde, 24. ayette inanç yönünden iki insan tipinin durumu arasında bir karşılaştırma yapıldığı kabul edilir. Bunlardan inkarcı olması sebebiyle cehenneme atılacak olan zikredilmekle birlikte, bunun kiminle karşılaştırılabileceği belli olduğu için ayette onun zikredilmesine gerek görülmemiştir.

    Müfessirler, bu karşılaştırmada zikredilmeyen tarafı belirtmek üzere, “ahirette kendisini ateşten korumak gibi bir tehlikeyle karşılaşmayacak olan mümin” veya “mutluluğu hak eden mümin” ya da “cennette olan mümin” gibi içerik olarak birbirinden farklı olmayan değişik açıklamalar yapmışlardır

    İnsan, bir tehlikeye karşı yüzünü başka bir uzvu ile korumaya çalışır ama yüzünü bir koruma aracı olarak kullanması mümkün değildir. Buna göre 24. ayetteki “şiddetli azaba karşı kendini yüzüyle korumaya çalışma” ifadesi, cehenneme atılan birinin, artık en değerli varlığı olan yüzünü dahi koruma imkanından yoksun kalacağı, tamamen çaresizlik içinde bulunacağı anlamına gelmektedir.Sonuçta ayet, “zalimler”in yani Allah’a ait olanı Allah’tan başkasına tanımak yahut O’nu inkar etmekle en büyük haksızlığı işleyenlerin ve daha başka haksızlıklar yapanların acıklı durumunu dile getirmekte; bunun sebebinin de yine onların bizzat kendileri, kendi kazandıkları olduğunu hatırlatmaktadır. 25 ve 26. ayetlerde ise ilahi hakikatleri yalan sayıp inkar ve isyanlarını sürdüren eski toplulukların, daha bu dünyada belalarını buldukları, rezilliği tattıkları, ahirette ise daha ağır cezaya çarptırılacakları belirtilerek insanlığa dünya ve ahiret hayatlarını kurtarmaları hususunda hayati bir uyarıda bulunulmaktadır.

    Zümer Süresi 27-28 Ayetin Meali : 27- Muhakkak ki biz, düşünüp ders alsınlar diye insanlar için bu Kur’an’da her türlü örneği ortaya koyduk 28. Ayetin Meali : (Bunu) insanlar Allah’a karşı gelmekten korunsunlar diye Arap diliyle indirdiğimiz çelişkisiz Kur’an’da (yaptık).

    Zümer Süresi 27-28. Ayetin Tefsiri : Kur’an, birçok yerde olduğu gibi yukarıda geçen ayetlerde de bazı inanç ve zihniyet gruplarından örnekler vermiştir; maksadı da muhatabını bunların durumu üzerinde düşündürüp kendisi için ders çıkarmasını, aklını başına almasını, yolunu düzeltmesini sağlamaktır. 22-23. ayete göre bir tarafta gönlü İslam’a açılmış ve bu sayede rabbinin ışıklı yolunu bulmuş olanlar var; diğer tarafta Allah’ı anma konusunda kalbi katılaşmış, bu sebeple de sapkınlığa boğulmuş olanlar var; keza 24. ayete göre bir tarafta kıyamet günündeki dehşetli azaba karşı korumasız durumda kalacak inkarcılar var; diğer tarafta cennetteki mutlu hayata kavuşacak müminler var.

    Bu örneklerin yanında 25-26. ayetlere göre ilahi hakikatleri yalan saydıkları için dünyada cezalandırılmış, ahrette de cezalandırılmayı hak etmiş olanların durumu da ders alınması gereken bir örnektir. Kur’an’ın asıl maksadı, muhataplarından kendi kurtuluşları için bu örnekleri değerlendirmelerini sağlamaktır. Onun ilk muhatapları Araplar olduğu ve ilahi kelamın, ondaki çelişkisiz bilgilerin, yüce gerçeklerin insanlığa tanıtılmasına öncülük edenler de yine Araplar olacağı için doğal olarak Kur’an’ın dilinin de Arapça olması gerekiyordu.

    Kur’an Çevirileri Orjinal Kur’an Yerine Geçer mi?

    Gerek burada, gerekse başka ayetlerde Kur’an’ın Arap diliyle indirildiği bildirilmektedir. Kur’an yalnız Araplar’ın kutsal kitabı olmadığından Arapça bilmeyenlerin de onu anlayabilmeleri ve böylece İslam’ı birinci kaynağından öğrenme imkanını elde etmeleri için Kur’an’ın başka dillere çevrilmesi zorunludur; Nitekim günümüzde bütün dünya dillerine çeviriler yapılmış ve yapılmaktadır. Ancak şu tarihi gerçeği de unutmamak gerekir ki son ilahi vahiyde Allah’ın kelam sıfatı Arapça olarak tecelli etmiştir ve Kur’an’ın orijinal metni bu dildeki metindir. Eğer şartlar gereği Allah onun başka bir milletin diliyle inmesini murat etseydi orijinal metin de o dildeki metin olurdu. Şu halde hiçbir çeviri Kur’an’ın kendisi değildir, sadece çeviriyi yapanın asıl metinden anladığı manalardır; çevirinin kelimeleri Allah’ın kelamı değil çevirenin kalâma bulduğu karşılıklardır. Ancak bu karşılıkların ilahi kelamı eksiksiz fazlasız karşılaması mümkün değildir. Hatta bu, sadece Kur’an çevirileri için değil, herhangi bir yazara ait bir eserin çevirisi için dahi böyledir.

    Zümer Süresi 29. Ayetin Meali : Allah şöyle bir örnek veriyor: Bir adam var ki onun birbiriyle ihtilâflı birçok ortak efendisi bulunmaktadır; bir adam da var ki bir tek kişiye bağlıdır. Şimdi bu iki adamın durumları eşit olabilir mi? Bütün övgüler Allah’a mahsustur; fakat çoğu bunu anlamamaktadır.

    Zümer Süresi 29. Ayetin Tefsiri : İnsanlık tarihinin en köklü realitelerinden biri olarak binlerce yıldan beri yakın zamana kadar devam eden kölelik uygulaması, Kur’an’ın ilk muhatabı olan Arap toplumunda da geçerli idi. Bu sebeple ayette tevhid inancının makullüğü, sağlayacağı huzur ve rahat, bu toplumun bir realitesiyle, köleliğe dair bir örnekle anlatılmaktadır. Buna göre bir insan, her biri kendisinden yararlanmak isteyen, bunun için de hep birbiriyle ihtilâf ve çekişme halinde olan birkaç efendisinin olmasını mı ister, yoksa sadece bir tek efendiye bağlı olmayı mı ister? Elbette bu ikincisini tercih eder. İşte çok tanrıcılığın her çeşidini reddedip bir olan Allah’a inanmak da böyledir; bu hem aklın gereğidir, hem de huzur ve mutluluk getirir. Yalnız Allah İlahlığa layıktır; bunun için bütün övgüler de O’na mahsustur.

    Zümer Süresi 30-31 Ayetin Meali : 30- Elbette sen öleceksin, onlar da ölecek 31- Sonra da kıyamet gününde rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.

    Zümer Süresi 30-31. Ayetin Tefsiri : Özellikle Mekke’nin ileri gelen Arap müşrikleri, daha çok maddi çıkarlarının ve toplumsal mevkilerinin sarsılacağı korkusuyla İslam’ın iman esaslarına, ahlakî ve toplumsal hayatla ilgili esaslarına karşı koymuşlardı; esasında inkarcı tavırların hepsinde bu tür psikolojik ve toplumsal sebeplerin etkisinden söz edilebilir.

    İşte bunun için ayetlerde peygamberinden en azılı inkarcısına kadar herkesin öleceği gerçeği hatırlatılmakta; yargılanmak üzere Allah’ın huzurunda toplandıkları zaman peygamberin de inkarcının da iddiasını ortaya koyacağı belirtilmektedir. Bu durumda her insan, Allah’ın huzurunda haksız çıkıp ahiret azabıyla cezalandırılması sonucunu doğuracak inanç ve davranışlardan kaçınmalı; bunun için de duyguları ve ihtiraslarıyla değil, aklı ve basiretiyle davranmalıdır.

    Zümer Süresi 32. Ayetin Meali : Allah hakkında asılsız inançlar uyduran ve gerçek kendisine ulaştığında onu yalan sayandan daha zalim kim vardır? Kâfirlerin yeri cehennemde değil mi?

    Zümer Süresi 32. Ayetin Tefsiri : “Allah hakkında asılsız inançlar uydurmaktan maksat, O’nun ortakları bulunduğu veya çocuk edindiği gibi ulûhiyyetle bağdaşmayan batıl inançlara sahip olmak; “gerçeği yalan saymaktan maksat ise kısaca Allah’ın insanlığa kurtarıcı olarak gönderdiği Kur’an’ın hak kitap ve Hz. Muhammed’in hak peygamber olduğunu inkar etmektir. Bu tür haksız iddia ve isnatlarda bulunmak ayette zulümlerin en büyüğü olarak gösterilmiştir.



    Kaynak : DİB / Kur’an Yolu / C: IV / bkz : 607-616

     

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.