Zulme Razı Olup Rıza Göstermek

Zulme Sessiz Kalmak



“Toplayınız mahşere o zulüm etmiş kimseleri ve onların eşlerini ve kendilerine taptıkları şeyleri (1)”.

Yüce Allah zulmü kendisine haram kıldığı gibi “Şu kesindir ki Allah kullarına zerre kadar bile zulmetmez (2)” kulları arasında da birbirlerine zulmetmelerini haram kıldığı gibi zulme rızasınında zulüm olacağı aşikar bir gerçektir ki üstte görüldüğü üzere ‘zulüm etmiş kimseleri ve onların eşlerini’ buyurmaktadır.

Ve o zulüm edenleri kıyamet gününde Allah Teala meleklerine buyuracak ki

“Ve onları tutuklayınız. Şüphe yok ki, onlar sorguya çekilecek kimselerdir (3),Ve onlara denilecektir ki, sizin için ne oldu ki: Birbirinize yardım edemiyorsunuz? (4)”.Artık herkes “…bilsin ki bütün izzet kuvvet ve hakimiyet Allah’ındır (5), Bu gün onlar hakir bir hâlde teslimiyette bulunmuş kimselerdir (6)”.Hz Ömer (r.a)’ın şöyle dediği rivayet edilmektedir:Faizci faizci ile birlikte,zina etmiş olan zinakar ile birlikte,içkici içkici ile birlikte gelecektir.

Ve o gün :”demiş olacaklardır ki; Yarabbi! Muhakkak biz reîslerimize ve büyüklerimize, itaat ettik. Artık onlar da bizi doğru yoldan saptırdılar (7),Ey Rabbimiz! Onlara azaptan iki katını ver ve onları pek büyük bir lânet ile lânete uğrat (8),Cenâb-ı Hak da buyuracak ki: Hepinize kat kat azap vardır. Lâkin siz bilmezsiniz (9)”.

Nitekim aynı konu üzerinde “Bir topluluğun yaptığından razı olan kişi,o fiili onlarla birlikte yapan gibidir.Batıla giren her insan için iki günah vardır.Batılı yapmanın günahı ve ondan razı olma günahı (Hz Ali (r.a)” sözünü örnek teşkil edecek şekilde misal gösterebiliriz.Tabi ki doğrusunu ancak Allah bilir.

“İşte kıyamet gününde her zalim kişi son derece pişman olacak ve ellerini ısırarak şöyle diyecekler: Keşke resul ile birlikte hak yolu tutmuş olsaydım.Eyvah bana! keşke filanı dost eedinmeseydim’ Filandan kastı ise kendisini hidayeti izlemekten alıkoyup engelleyen ve sapıklık yolunda yürümesine sebep olan dalalet davetçileri ve propagandıcıları olacaktır (10)”

Dedikya zulme rıza zulmdür.İşte geçmiş bölümlerde de anlatıldığı üzere o zalime yardımcı olmasaydın belki o zalim o zulmü işleyemeyecekti.O zalimde o zulmune karşılık davetiye çıkarmasaydı,bizima avam tabakasıda koşa koşa ateşe gitmyecekti.

İşte bir üstte anlatılan büyüklere itaat ve onların saptırmaları ve diğerlerininde onları Allah’a şikayet etmeleri ve Allah Teala’nın da hepinize kat kat azap vardır ayet-i celilesi buna sadece bir misal bir örnek bir açıklama babında gösterilebilir.Tabi ki doğrusunu ancak Allah bilir.

Sahih bir hadis-i şerif de:”Allah gökleri sağında katlar,yerleri de diğer eline aldıktan sonra:Ben Melikim (herşeyin mutlaks ahibi ve egemeniyim),ben Deyyanım (herkesi sorgulayıp,hesaba çekecek olanım),nerde yeryüzünün kralları,nerde zorbalar,nerde mütekebbirler buyuracaktır” ve o gün

“Ve onlar orada feryat ederler ki, Ey Rabbimiz! Bizi çıkar, yapar olduğumuzdan başka sâlih amelde bulunalım, onlara denilir ki: Ya sizi düşünüp anlayacak kimsenin kendisinde düşünebileceği bir müddet kadar yaşatmadık mı? Ve size korkutucu geldi, şimdi azabı tadın, artık zalimler için hiçbir yardımcı yoktur (11)”.Kaldı ki kitap ve sünnette zulmün hiç bir şekilde doğru olmadığı ve azaba maruz kalmaya sebebiyet vereceği bir gerçektir.Bu konu üzerinde de Resulüllah (s.a.v):”Zulümden çokça sakının.Çünkü zulüm kıyamet gününde zulumat (karanlıklar) olacaktır” buyurmaktadır.

Nitekim Lut kavminin helakı esnasıdna cereyan eden olaylardan biriside Lut (a.s)’ın karısınında helak edilenlerle birlikte helak olmasıdır. Çünkü kavminin küfürleri,azgınlıkları ve yanlış işlerinde kavmi ile yani Lut (a.s)’a itaat etmeyenlerle dayanışma içinde idi.İşte bu yüzdendir ki Lut kavmi ile beraber kendiside helak olup gitti.

“Allah’ın kitabına,Resulünün sünnetine,raşid halifelere ve Allah’a itaat olan işleri emrettikleri takdirde Müslümanların yöneticilerine itaat etmenin farz olduğuna dair hadis ve ashab ve tabiinden gelen rivayetler (eserler) burada kaydedilemeyecek kadar çoktur (12)”.

Resulüllah (s.a.v):”Bilin ki benden sonra birtakım emirler olacaktır.Bunlar yalanda söyleyecekler, zulüm de yapacaklar.Yalanlarını doğrulayan,zulümlerinde onlara destek olan benden değildir,ben de ondan değilim.Yalanlarını tasdik etmeyip,zulümlerinde de onlara yardımcı olmayan kimse(ler) bendendir,ben de ondanım.Şunu iyi bilin ki subhanallah velhamdulillah ve La ilahe illallah vallahu ekber baki kalacak olan salih amellerdendir” buyurmaktadır.

Yöneticiye itaatın farz olduğu bir gerçek olduğuna göre,Allah’ın kitabına ve Resulü’nün sünnetine sarılan insnları da yönetici olarak seçmek bir o kadar belkide daha fazladır.Çünkü yöneticileri senin belirlediğin aday ve oyunu verdiğin kişi seçiliyor ve yönetime geliyor.

Nitekim burda da en büyük vazife belkide sana düşüyor.Seçtiğin yönetici Allah ve Resulüne sarılmış ise ve sen seçtikten sonra adaletle hükmetmeyecek olursa bunun vebali sana değil yöneticiyedir.Ancak seçtikten sonra da adaletle hükmedecek olursa ve Allah ve Resulüne itaat edecek olursa,yönetici olmasına vesile olduğun için ama az ama çok onun aldığı mükafattan senin de payın olacaktır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v):”Bir gün adil olarak valilik yapmak,yetmiş yıllık (nafile) ibadetten daha hayırlıdır”.Bütün minnet duygularımız yalnızca Allah’adır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)”:Hakimler üç türlüdür:Bir tür hakim cennette,iki tür hakim de cehennemdedir.Bir adam hakkı bilir,hakka göre hüküm verecek olursa o cennettedir.Bir adam da insanlar arasında bilgisizce hüküm verirse o cehennemdedir.Bir diğer adam hakkı bilmekle birlikte ona aykırı hüküm verecek olursa o da cehennemdedir”.

Dedik ya yöneticiyi yönetici yapan senin belirlediğin oydur seçimdir yada başka bir seçenek.Sen eğer Allah ve Resulünü bilmeyen,Hakk’ı bilmeyen,Hakk’a göre hükmetmeyene vayda hükmetmeyecek birisine oy verecek olursan bu vebale bu günaha ortaksın.Buda böyle biline vesselam…!!!

“Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:’O kimselere eğer biz yeryüzünde bir iktidar imkanı verirsek onlar namazlarını dosdoğru kılarlar,zekat verirler,marufu emreder,münkerden alıkoyarlar. İşlerin akıbeti Allah’ındır (13)’.Ömer b. Abdülaziz hutbe verirken:

‘O kimselere eğer biz yeryüzünde bir iktidar imkanı verirsek ….’ ayetini okuduktan sonra şunları söylediğini dinledim:Şunu bilin ki bu yalnızca yöneticiye ait değildir.Bu hem yöneticiye,hem yönetilene aittir.Ben sizlere sizin bu hususlarda vali (yöneticiler) üzerindeki hakkınızı, yöneticilerinizin de sizin üzerinizdeki hakkını bildireyim mi? Bunlardan,sizin yönetici üzerindeki hakkınız Allah’ın sizin üzerinizdeki hakları ile sizleri sorgulaması ve sizden birilerindeki kimilerine ait hakkı alıp sahibine vermesi,sizleri gücü yettiği kadarıyla en doğru olana iletmesidir.Bundan dolayı da size düşen de baskı altında tutulmaksızın,zorlanmaksızın, iç yüzü dış yüzünden farklı olmaksızın itaat etmenizdir (14)”

“Katade;Ömer b. el-Hattab (r.a)’ın şöyle dediğini rivayet etmektedir:İslamın kulbu Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına şehadet getirmek,namazı dosdoğru kılmak,zekatı vermek,Allah’ın Müslümanların emrinin (yönetiminin) başına getirdiği kimselere de itaat etmektir (15)”.

Konuyu kapatırken bir altta vereceğim ayet-i celile ve tefsiri her ne kadar Resulüne hitaben oalcak oslada içerisinde bizleride ilgilendiren hususların mevcut olduğu apaçık bir gerçektir.Burda anlatılmak istenen noktalardan sadece birtanesi sabırdır.Çünkü insanların hepsini birden memnun etmen söz konusu değildir ve mutlaka senden şikayetçi olacak birilerinin çıkacağı aşikardır.Bu dünde böyle olmuştur ve yarında böyle olmaya devam edecektir.

İnsanların bir çoğu sadece bardağın boş kısmını gördükleri ve bireysel düşündükleri için dolu tarafına görmüyorlar yada akıl erdiremiyorlar.Başkasının gözündeki kılı görürken kendi gözünün önündeki deveyi görmekten aciz insanların sayısıda azımsanmayacak kadar çoktur dedikten sonra yazıyı alttaki ayet-i celile ve tefsiri ile sonlandırıyorum.Allah’ın selamı hak edenlerin üzerine olsun vesselam…!!!

“Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:’Eğer seni yalanlıyorlarsa onlardan önce Nuh’un kavmi,Ad ve Semud kavmi de yalanlamıştı (16)’. Yüce Allah Nebisi Muhammed (s.a.v)’i kavminden kendisine muhalefet edenlerin yalanlaması sebebiyle teselli ederek

‘Eğer seni yalanlıyorlarsa onlardan önce Nuh’un kavmi,Ad ve Semud kavmi de yalanlamıştı’ diye buyurmakta ve Musa (a.s) da getirmiş olduğu bunca apaçık mucizeye,apaçık delil ve belgeye rağmen yalanlandı. ‘Ben de o kafirlere mühlet verdim (Hac Süresi’44)’.Onlara süre tanıdım.’Sonra onları yakaladım.Benim cezalandırmam nasılmış? (17)’.Seleften bazılarının naklettiğine göre Firavun’un kavmine ‘Ben sizin en yüce Rabbinizim (18)’ demesi ile Allah’ın onu helak etmesi arasında kırk yıllık bir süre geçmiştir (19)”.Nitekim Resulüllah (s.a.v): “Şüphesiz ki Allah zalime mühlet verir.Ama onu yakaladı mı da bir daha bırakmaz’ buyurmaktadır.



(1-Saffat Süresi’22);(2-Nisa Süresi’40);(3-Saffat Süresi’24);(4-Saffat Süresi’25);(5-Fatır Süresi’10);(6-Saffat Süresi’26);(7-Ankebut Süresi’67);(8-Ankebut Süresi’68);(9-A’raf Süresi’38);(10-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:8 / bkz:35);(11-Fatır Süresi’37);(12-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:7 / bkz:604);(15-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:7 / bkz:604);(16-Hac Süresi’42)(14-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:7 / bkz:375);(13-Hac Süresi’41);(17-Hac Süresi’44);(18-Naziat Süresi’24);(19-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:7 / bkz:376)