Kuran Yurdu

Zuhruf Süresi Gazali Tefsiri

    Zuhruf Süresi Tefsiri



    Ha,Mim.Apaçık Kitab’a andolsun ki,biz düşünüp anlamanız için O’nu Arapça bir Kur’an yaptık (1) ayetiyle başlamaktadır

    Burada Kur’an’ın Arapça oluşunun tekrarlanması,Araplar’ın yüklendikleri risaleti desteklemek içindir.Bu çağda da Araplar bu desteğe muhtaçtırlar.Araplar arasında kendilerinin İslam’a ihtiyaçları bulunmadıklarını sanan nesiller yetişmiştir.Araplar’ın Kur’an’a ihtiyaçları olmadıklarını iddia ettikelri gün,yeryüzünün en aşağılık insanları olacaklardır.

    Bu Kur’an,hikmetlerle dolu yüce bir kitaptır.Ondaki ilahi ilmin bir benzeri başka bir yerde yoktur.Vahyi inkar eden milletlerin dünya ve ahiretleri zayi olur.Gelecekte Araplar bundan daha iyi olmayacaklardır.

    Sürenin baş tarafı müşriklerin içinde bulundukları zihinsel paradoksu ortaya koymaktadır.Çünkü müşrikler Allah’ın yaratıcı olduğunu itiraf etmektedirler.

    Andolsun onlara : Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan elbette diyecekler ki : Onları çok üstün,çok bilen (Allah) yarattı (2)

    Andolsun onlara,kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette Allah derler.O halde nasıl (haktan) çevriliyorsunuz (3)

    Müşrikleri,gökleri ve yeri yaratan,çok üstün ve çok bilen Allah ise ; müşriklerin taptıkları putların görevi nedir o zaman? O putlar ne işe yararlar? Anlamayan,kimseye yararı ve zararı dokunmayan yontulmuş taşların kıymeti nedir?

    Müşrikler,Allah’ın kendisinin bir parçası olan çocukları olduğunu iddia ettiler.Bu bir yalandır.Allah’ın bir parçası yoktur.O,çocuk veya baba sıfatıyla nitelenemez.O tektir,sameddir. Allah bu sürede bu çirkin iddiayı şöyle reddetmiştir:

    De ki : Eğer Rahman’ın çocuğu olsaydı (ona) tapanların ilki ben olurdum.Göklerin ve yerin Rabbi,arşın Rabbi,Onların nitelemelerinden yücedir,münezzehtir (4)

    Çok ilginçtir,Araplar cahiliye devirlerinde kızları diri diri öldürüyorlardı.Buna rağmen kızları Allah ile ilintilendiriyor ve O’nun seviyesine yükseltiyorlardı.

    Rahman’ın kulları olan melekleri dişi saydılar.Onların yaratılışlarına mı şahit oldular ki (böyle hüküm veriyorlar)? Şahitlikleri yazılacak  ve (bundan) sorulacaklardır (5)

    Allah İsra Süresi’nde ise şöyle buyurmaktadır: Rabbiniz oğulları size seçti de kendisine meleklerden kadınlar mı edindi? Gerçekten siz büyük (çok tehlikeli) bir söz söylüyorsunuz (6)

    Müşrikler,yalanlarını sürdürdüler ve ortak koşmalarını Allah’ın onlardan bir dileği olduğunu iddia ettiler.Allah’ı bu işe karıştırdılar.Onların inkarlarının,ahmaklık ve kuru bir inat olduğu ortadadır.

    İşte böyle senden önce de memlekete uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıkları : Biz babalarımızı bu yol üzerinde bulduk,biz de izlerine uyarız dediler.Ben size babalarınızı,üzerinde bulunduğunuz(din)den daha doğrusunu getirmiş olsam da (yine babalarınızın yolunu) mu (tutacaksınız)? dedi.Dediler ki Doğrusu biz seninle gönderileni tanımıyoruz.Biz de onlardan öç aldık.Bak yalanlayanların sonu nasıl oldu (7)

    Hakkı inkar,saygın delillerden değil baskın şehvetlerden kaynaklanmaktadır.Genelde nefislerde temel doğruları kabul etmeyen arzular hizlenmektedir.

    Kur’an-ı Kerim şöyle buyurarak müşriklerin sırlarını ortaya çıkarmıştır : ‘Semud da uyarıları (veya uyarıcıları) yalanladı : Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz dediler.Zikir aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır,o yalancı küstahın biridir (dediler) (8)

    Kin ve hasedin özellikleri yalanlama ve düşmanlığı harekete geçiren şeylerdir.Bütün peygamberlerin siretleri incelendiğinde,onları benimsemede içsel dürtülerin bir eylemi olduğu göze çarpmaktadır.İnkar edenlerin Sa’d Süresi’nde dile getirilen şu sözleri ne kadar da anlamsızdır : ‘O ihtar (Kur’an) aramızdan O’na mı indirildi? Hayır onlar benim ihtarımdan şüphe içindedirler.Hayır onlar henüz azapımı tatmadılar (9).Bu sürede  ise onlar şöyle demektedirler :

    Bu Kur’an,iki kentten büyük bir adama indirilmeli değil miydi (10)

    İki kent,Mekke ve Taif’tir.Soru : Kur’an,neden bu kentlerin liderlerinden birine indirilmemiştir? Bu onlara egemen olan doğal bir mantıktır.Kentin yöneticileri,ıslah etme ve aklanma risaletlerini yerine getirmeyi ve milletleri karanlıktan aydınlığa çıkarmayı seçmiş insanlar mıdırlar ki!

    Eskiden İsrailoğulları da Talut’un kendilerine kral olarak seçilmesine şöyle diyerek itiraz etmişlerdi: Dediler ki : O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layıkız.Ona geniş mal da verilmemiştir (12).Onlara ise şöyle cevap verilmiştir : Allah O’nu sizin üzerinize seçti,onun bilgisini ve gücünü artırdı.Allah mülkünü dilediğine verir (13)

    Yörelerin aydınlanması,kölelerin azad edilmesi,nesillerin tabandan doruğa taşınması,özel madenler ve yüksek seviyedeki erler ister.Bunun için arzu ve emellerini düşünen zengin şahıs aday gösterilmez.Maddi açıdan insanların kimi kimine üstün olabilir.Bu yüzden mühendis işçiye ve komutan askere emreder.Fakat bunun ruh temizliği ile,gönül paklığı ile ve yaşamın bütün alanlarına iyilik etmekle ne alakası vardır? İşte bunun için Allah,cahillerin liderlerinden birinin peygamber seçilmesini istemesini reddetmiştir:

    Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık.Birbirlerine iş gördürmeleri için kimilerini ötekilerine derecelerle üstün kıldık.Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır (14)

    Dünya işlerinde insnaların konumlarının farklılık arz etmesi,sanat,ziraat ve diğer alanlarda zorunludur.Bunun insanları eğitmesi ve seviyelerini yükseltmesi için Allah’ın seçmiş olduğu seçkin risaletlerle bir alakası yoktur.

    Bir başka husus daha vardır : Kimilerinin dünya malında üstün olmaları,onlarda hayra alamet değildir.Allah,cehennem odunu olan bir kavmin rızkını genişletebilir.Örneğin  Ammar b. Yasir,Bilal b. Rebah gibi cennet ehlinden olan ve bu dünyada çeşitli belalara düçar olan kimseleri sıkıntıyla deneyebilir.Allah burada şunu beyan ediyor :

    Şayet bütün insanlar,kafirlere verilen nimetlere boyun eğmemiş olsa idi herkese Allah’ın düşmanlarına verdiklerini verirdi.Şayet insanların küfürde birleşmiş bir tek ümmet olması (tehlikesi) bulunmasaydı.Rahman’ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık.Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları da (hep gümüşten yapardık).Ve onları zinetlere boğardık.Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçimliğidir.Ahiret ise,Rabbinin katında,Allah’ın azabından  sakınıp rahmete sığınanlara mahsustur (15)

    Bazen batılı savunanlar,kendilerini savunabilir,tatlı sözlerle batıllarına destek çıkabilirler.İşte bu hususta şu ayet gelmiştir : Böylece biz,her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık.(Bunlar) aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar (16)

    Allah bu sürede ise şöyle buyurmaktadır : Kim Rahman’ı zikretmekten gafil olursa,kendisine dost olmuş bir şeytanı ona musallat ederiz (17)

    Bu dostlar,hakka direten ve yoluna dikenler serpen gruplara sıcaklık duyarlar.Peygamber (s.a.v) bunlara karşı koymakla ve hem kendisini hem de kavmini Allah’ın onurlandırdığı vahye sarılmakla emrolunmuştur

    Sen,sana vahyedilene sımsıkı sarıl.Şüphesiz sen,dosdoğru yoldasın.Doğrusu,Kur’an,sana ve kavmine bir öğüttür.İleride ondan sorumlu tutulacaksınız (18)



    Kaynak : Muhammed Gazali / Kur’an’ın Konulu Tefsiri / bkz:625-629

    (1- Zuhruf 1-3) – (2- Zuhruf 9) – (3-Zuhruf 87) – (4- Zuhruf 81-82) – (5- Zuhruf 19) – (6- İsra 40) – (7- Zuhruf 23-25) – (8- Kamer 23-25) – (9- Sad 8) – (11- Zuhruf 31) – (12- Bakara 247) – (13- Bakara 247) – (14- Zuhruf 32) – (15- Zuhruf 33-35) – (16- En’am 112) – (17- Zuhruf 36) – (18- Zuhruf 43-44)

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.