Kuran Yurdu

Zuhruf Süresi Abdülkadir Geylani Tefsiri

    Zuhruf Süresi (Geylani) Tefsiri



    Bütün mahlukatın,Hakk’ın kuşatması içinde kaldığını,Hakk’ın isimlerinin ve zati sıfatlarının mahlukatın tümünü kapsadığını anlama mertebesine ulaşmış olan müminler için şu hususlar gizli bir şey değildir : Esma-i Hüsna ile sıfat-ı esna arasında bazı sözcükler,konuşan Allah’ın ismidir.Bazılar da Allah katından çeşit çeşit ümmetlere,kendileri için Allah tarafından belirlenmiş dilden indirilmiş olan kelamın sıfatıdır.Çünkü o sözcüklerin ve dillerin en hayırlısını yaratan o Allah’tır.

    Şüphesiz ki insanların enh ayırlısına indirilmiş olan Kur’an,ilahi kitapların en büyüklerindendir,kökleri en derinde olanıdır.Çünkü Kur’an Allah’ın ilm-i huzurisinden seçilmiştir,kader levh-i mahfuzundan en güzel ve en doğru biçimde alınmıştır.

    Bu sebepten dolayı Allahü sübhanehu,peygamberine söyleyeceklerini söyledikten sonra,bahşedeceği kerem ve lütufları bahşettikten sonra,onun peygamberliğini te’yit etmek ve peygamberlik yükünü taşımaya alıştırmak için,onu kendi katından Arapça olarak indirdiği vahyi tebliğ etmeye hazırlamak için gerekli sembol ve işareetleri koyduktan sonra,bu kitabı üzerine yemin etmiştir.Kur’an’ın sözcüklerinin dizilişi ve anlamı mucizedir.Kur’an bütün insanlığa indirilmiştir.Peygamberini alemlere rahmet olması için,peygamberlerin sonuncusu olması için desteklemiştir.

    Siz hadlerinizi aştınız diye sizi Kur’an’la uyarmaktan vaz mı geçelim? (5)

    Kandilerini fıtraten hidayete erecek şekilde yaratmış olduğumuz ey insanlar! Biz sizden vaz mı geçerlim? Size yaratılış amacınız olan tevhit sırlarını keşfetme yollarını gösterecek peygamberler göndermeyelim mi? Size nasıl ve ne için yaratıldığınızı açıklayan,yaptıklarımızda nasıl tecelli ettiğimizi gösteren Kur’an’ı size vermeyelim mi? Kurtulma ve gerçek yolu bulma kabiliyetiniz olmasına rağmen tamamen sizden yüz mü çevirelim? Sizi yaratmış olduğumuz fıtratın dışına çıkmış olsanız bile,yaratılış adaletinden ayrılmış olsanız bile sizden vaz mı geçelim?

    Bütün bnların manası şudur : Sizin kendiniz isyane tmiş olsanız ve bizden yüz çevirmiş olsanız bile,biz size bahşettiğimiz hükmetlerin gereklerini yerine getiririz.

    Kim Rahman’ın zikrinden yüz çevirirse,biz ona bir şeytanı musallat ederi,z ve o kişinin en yakın arkadaşıo şeytan olur (36)

    Kim kendisine iman ve irfan yollarını açıklayan Kur’an’dan yüz çevirip ve ondan uzaklaşırsa,o kişinin dünyaya düşkünlüğü artar ve dünya zevklerine tutkusu çoğalır.Biz de o kişiye bir şeytanı musallat ederiz.O şeytan o kişiyi iyice saptırır,onun kalbine vesvese sokar ve onu aşağılık eder.Artık onun en yakın arkadaşı o şeytan olur.Günahları kendisine güzel ve hoş gösterir.Onu günah işlemeye,kötülükler yapmaya teşvik eder.Onu ayrılık ve mahrumiyet ateşine sokuncaya kadar yanından ayrılmaz olur.

    Onlar onları doğru yoldan saptırdığı halde,onlar doğru yolda olduklarını zannederler (37)

    Şeytanın askerleri ve yandaşları o insanları,ilahi vahiyle belirlenmiş olup kendilerini tevhide götürecek olan doğru yoldan saptırırlar.Ama o insnalar körlüklerinden ve şaşkınlıklarından dolayı,şeytan dostlarının kendilerini doğru yolda sevk ettiklerini zannederler.Halbuki onlar,sapıtmışlardır,yoldan çıkmışlardır ama bu yaptıklarının farkında değillerdir.

    O kişi bize geldiği zaman arkadaşına,keşke seninle aramızda maşrıkla mağrip arasındaki uzaklık kadar mesafe olsaydı,sen ne kötü arkadaşsın dedi (38)

    Yoldan çıkmış olan o kör bize geldiği ve sapıtmış olduğunu bizden öğrendiği zaman,kendisini saptıran şeytan arkadaşına dönerek Keşke benden uzak olsaydın! Beni doğru yoldan çıkardın ve çok acıklı bir azaba düşürdün diyecektir.

    Bugün hiçbir şey size fayda vermeyecektir.Çünkü siz haksızlık ettiniz.Azabı da birlikte çekeceksiniz (39)

    O vakit onlara Hak tarafından şöyle denilecektir : Yakınmanızın ve üzülmenizin bugün size faydası olmayacaktır.Çünkü siz kazanma ve temin etme hayatı olan dünyada kendi kendinize haksızlık ve zulüm ettiniz.Şimdi ise vakit çok geç.Artık kazanamazsınız.Bilakis siz yandaşlarınızla aynı azabı çekeceksiniz.

    Yaptıklarınıza karşılık olarak size verilen cennet işte budur.Orada sizler için pek çok meyver vardır,o meyvelerden yersiniz (72-73)

    Yaptığınız amellere karşılık olarak elde edeceğiniz cennet işte burasıdır.Yaptıklarınıza karşılık olarak anlaılan,karşılık olması için yaratılan ve emirler verilen cennet burasıdır.Orada sizin ruhlarınızın ve cisimlerinizin haz alacağı şeyler vardır.Yaptığınız amellere göre onlaran faydalanabilirsiniz.Daha sonra Allahü sübhanehu,devam etmekte olan sünnetinin gerekleri olarak şöyle buyurmuştur:

    Mücrim olanlar cehennemde sonsuza kadar kalacaklardır (74)

    Cenneti hak edenler sonsuza kadar cennette kalırlarken,günah ve isyan denizlerinde yüzenler de sonsuza kadar cehennemde kalacaklardır.

    Azapları azaltılmayacaktır,kurtuluş ümitleri de kalmamıştır (75)

    Çekecekleri azap azaltılmayacaktır ve onların kurtuluş ümitleri de yoktur.

    Biz onlara zulmetmedik,fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler (76)

    Onlara azap indirerek biz onlara zalimlik yapmadık.Fakat onlar kendileri için belirlenmş olan sınırların dışına çıkarak ve o sınırları tanımayarak bu gibi azapların kendi başlarına gelmesini sağlamış oldular.

    Ey Malik,rabbin bizim işimizi bitirsin artık diye bağrışırlar.Malik onlara ,siz böyle kalacaksınız der (77)

    Azabın şiddetinden dolayı,sabırları kalmayınca korkudan ödleri patlamış halde Ey Malik,Rabbinden bizi helak etmesini ve işimizi bitirmesini iste.Artık dayanacak gücümüz kalmadı.Bize uygulanan azap çok şiddetli diye bağrışırlar.Onlar bu şikayetlerini tekrar tekrar söyleyince,Hak tarafından onlara seslenen birisi onları susturmak için şöyle der :

    Heyhat ! Artık çok geç.Sizin o azaptan kurtulmanız imkansız.Ölüm de sizi kurtarmaz,kurtulmanız veya azabınızın hafifletilmesi de mümkün değil.Siz bu azabı çekeceksiniz.Azabın şiddetinden derileriniz pişer ve acıyı hissetmez olursa,sizin derilerinizi değiştireceğiz ve size daha şiddetli acılar çektireceğiz.

    Ey cahiller,ey isyankarlar! Size nasıl azap etmeyelim?

    Biz size hakikati getirmiştik,fakat sizin çoğunuz bu hakikatten hoşlanmadınız (78)

    Yani biz size gerçek itaatin ve gerçek tabi olmanın en doğru yolunu getirmiştik.Siz ise o en doğru yolun dışına çıktınız,onu inkar ettiniz,ona doğru dönüp bakmadınız.Hatta sizin büyük kısmınız bu yolun Hak olduğunu öğrenince bile,bu yola yapışmaktan ve gereğini yapmaktan nefret ettiler.Onlar bu derece nefret eetmelerine ve ona sırtlarını dönmelerine rağmen bu kada da kalmadılar.



    Kaynak : Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: V / bkz: 225-251

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.