Zühd Ne Demektir Tanımı Ve İçeriği

Dünyadakileri dünyadakilere bırakmak;”kalbinin dünyada olanlara meyledip bağlanmaması,kaybettiği şeye üzülüp de onu arzulamaması; dünyayı sevmeyi terk edip bir tarafa bırakarak,nefsin rahatlığını ve sürurunu temin edecek şeylerden uzaklaşarak,rahatlayacağı tüm bağlardan alakayı kesip atarak,kasr-ı emel (ileriye dönük emelleri terkedip),açlığı giderecek kadar yiyecekle,avret yerini örtecek kadar elbise ile yetinip,mahlukat sevgisini kalpten çıkarıp,halveti (yalnızlığı) sevip,dünya malından el çekip,dünyalığın peşinden gitmekten de kalbi çekip,dünyayı hakir görüp,kalpten ona yönelik duygu ve düşünceleri koparıp atarak,kanaatkar olup elindekiyle yetinip daha fazlasına meyletmeyip,haramı terkedip helali talep ederek,nsanlar tarafından tanınmaktan kaçınıp,parayı ve paraya değer vermeyi terk ederek,zaruri olmayan fuzuli işleri terkedip,insanı Allah’tan uzaklaştıracak herşeyden kaçınarak,içinde hiçbir sıkıntı duymadan nefsi dünyadan çekip uzaklaştırarak,helal kazancın şükrünü unutturmadığı,haramın da sabrını yıkamadığı kimsenin durumu olup,kalbi eşyadan eşyanın Rabbi olan Allah’a çevirip;Allah’ı herşeyin üzerine tercih ederek Allah’a güvenmek şeklinde tanımlamışlardı (1)”

“Zühd;paraya,menfaate, makama,şöhrete, eşyaya, kadına karşı bahis konusu olur.

Dünyevi hazları terkedip,cismani meyillere karşı koyma manalarına gelen zühd;sufilerce daha çok,dünya lezzetlerine karşı alakasız kalıp,adeta bir perhiz hayatı yaşamak,davranışlarında takvayı esas tutarak,dünyanın kendine ve insanın nefsine bakan yönlerine karşı da kararlı,hatta buğz ve nefret içinde bulunmak manalarına gelir (2)”

“Mezara götürülemeyen,dünyada kalan şeylerden mesela yemek,içmek,evlenmek ancak muhtaç olduğu kadarını almak,gerisi bırakmak lazımdır.Çünkü fazlası alışkanlık haline gelir,kişi dünyaya bağlanır,geri dönmek ister.Halbuki dünyayı isteyenler,ahiretten nasibi olmayan kısmetsizlerdir (3)”

Hiç bir kul dünyanın ne olduğunu öğrenmedikçe,zühdün ne olduğunu öğrenemez.Allah Teala Kitabı’nda dünyanın yedi şeyden ibaret olduğunu bildirerek şöyle buyurmuştur:

‘Kadınlara,oğullara,kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe,salma güzel atlara,hayvanlara ve ekinlere duyulan şehvet tutkusu,insanlar için süslendi (a)’.Allah Teala bu ayetin devamında da şöyle buyurmuştur:’Bunlar,dünya hayatının metaıdır (a)(5)”

“Dünya tasasının son bulmadığı bir kalbe ahiret kaygısı giremez.Heva ve arzularının tadının yaşandığı bir gönülde de amellerin tadı bulunmaz.Bir günahından dolayı tövbe eden kimse,O’na itaatin lezzetini alamazsa,o kimsenin o günahı işlemesinden emin olunamaz. Dünyayı terketmesine rağmen zühdün tadını alamayan herkes ona tekrar döner.Heva ve arzuların tadı gönülden çıkmadıkça,amellerin tadı oraya giremez.Zühdün özü,varlığı kalpten çıkardıktan sonra kalpten çıkanı elden de çıkarmaktır.Bu da,varlığı küçümseyerek,onu ve bütün dünyalıkları horlayıp aşağılayarak yokluğu benimsemektir (6)”

“Zühd ile amel etmek

Sevilen bir şeyi,Allah Teala’nın yolunda,O’nun sevabını bedel alarak elden çıkarmaktır.Bu durumdaki bir müminin elden çıkaracak bir dünyalığı yoksa;olmayışına üzülmeyi bırakıp ona karşı hırslı olmaması ve onu ısrarla talepten vazgeçmesi,kalbin yoklukla sukün bularak nasibin azlığına rıza göstermesi de onun için zühd sayılır.Çünkü bu fakirin halidir.Kişi üzerine düşeni yaptığı zaman,daha fazlasını yapması gerekmez (7)”

İbrahim b.Edhem (r.a) şöyle derdi:Kalpleriniz üç tür örtüyle perdelenmştir.Bu perdeler kaldırılmadıkça,yakin kula açık kılınmayacaktır.

  • Varlığa sevinmek;
  • yitirilene üzülmek ve
  • övülmekten mutlu olmak.

Varlığa sevindiğiniz de hırslısınız demektir,hırslı kimse ise mahrumdur.Yitirilene üzüldüğünüzde ise kızgınsınız demektir,kızgın ise azaba uğratılır.Övgüden hoşlandğınızda ise kibirlisiniz demektir,kibir ise amelleri boşa çıkarır.

“Zühdün emaresi üçtür

1-) Dünya adına elde edilen şeylerden sevinç duymama ve kaybedilen şeylerden ötürüde mahzun olmama

2-) Medhedilince sevinmeme,zemmedilince de yerinmeme

3-) Hakk’a kulluk ve O’nunla halveti herşeye tercih etme (8)”

İslam alimlerinin bu görüşlerine istinaden belkide bizim söz hakkımız olmayacağı gibi,söylenecek pek birşeyde kalmamıştır.Çünkü yukarıda belirtilenler açık ve nettir.Ancak her ne kadar bunların tamamını gerçekleştirmek özellikle bu zamanda çok ama çok zor olsada imkansızdır yada yoktur demiyorum.Ancak şu ilavelerde bulunmak anlatım açısından daha güzel olacaktır:

Allah Teala’nın hakkında takdir buyurduğu rızka razı olup kanaatkar olarak elindekiyle yetinmesini bilip daha fazlasını ve daha iyisine sahip olmamak; giyimdir,maldır, mülkdür,paradır vb gibi hususlarda itidal olup orta yolu seçerek; gerek kendin için gerekse üzerinde olan haklar için cimrilik göstermeyecek ve aşırıya,daha fazlasına,daha iyisine özen duyup daha fazlasına istek duyarak aşırıya kaçmayıp istek duymayacak ve israfta bulunmayacaksın.

Her ne kadar helal mal Allah’ın emirlerinden ise de;helalinden bile olsa helalinden fazlası harama düşme konusunda bir tehdit unsuru oluşturmaktadır.Ashabı Kiramın yaşam tarzına bakılırsa eğer harama düşme korkusundan yetmiş çeşit helali terk ettiklerini dikkate alacak olursak helalin aşırısı da belkide mekruhtur. (Allah yolunda infak edenler hariç),Tabiki en doğrusunu ancak Allah bilir.

Nitekim Hz İsa(a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:Ben yoksulluğu çok sever ve zenginin malına buğzederim.Çünkü malda birçok illet mevcuttur.Bunun üzerine yanındakiler:Ey Ruhullah,eğer o malı helalinden kazanıyorsa? diye sordular.O da :Onu kazanma çabası,kendisini Allah Teala’nın zikrinden alıkor buyurdu.Yine aynı şekilde Kul zengin olmak için günah işler,fakir olmak için günah işlemez buyurmuştur



(1-İmam Beyhaki / Kitabü’z Zühd / bkz:32…36 arasındaki sayfalardan kesitler halinde alınıp toplanmıştır);(2-Akademi Araştırma Heyeti / Biz Müslümanın Yol Haritası / bkz:689);(3-İmam Gazali / el-İhya / C:3 / bkz:196);(a);(5-Ebu Talib El-Mekki / Kutü’l-Kulub / C:2 / bkz:364);(6-Ebu Talib El-Mekki / Kutü’l-Kulub / C:2 / bkz:377);(7-Ebu Talib El-Mekki / Kutü’l-Kulub / C:2 / bkz:378);(8-Akademi Araştırma Heyeti / Biz Müslümanın Yol Haritası / bkz:690)