Zühd Kavramı,Tanımı Ve İçeriği

Zühd,lügatta isteksizlik,rağbetsizlik , önemsizlik demektir.Kavram olarak anlamı şöyledir : Dünyaya yani maddiyata ve menfaate değer vermemek,hırslı,ihtiraslı , çıkarcı,menfaatperest ve bencil olmamak,kalpte dünya ve menfaat sevgisi taşımamak,bunların kalbe soğuk gelmesi,tül-i emel sahibi (ihtiraslı) olmamak,kısar-i emel sahibi (kanaatkar) olmak,manevi değerlerin maddi değerlerden üstün ve önemli olduğuna inanmak

Zühd paraya,menfaate , makama,şöhrete , eşyaya,kadına karşı bahis konusu olur.Dünyevi hazları terk edip,cismani meyillere karşı koyma manalarına gelen zühd ; sufilerce daha çok dünya lezzetlerine karşı alakasız kalıp,adeta bir perhiz hayatı yaşamak,davranışlarında takvayı esas tutarak,dünyanın kendine ve insanın nefsine bakan yönlerine karşı da kararlı,hata buğz ve nefret içinde bulunmak manalarına gelir.

Bir diğer manada zühd ; Ebeddi ukba saadeti için muvakkat dünya hayatını terk etme şeklinde yorumlanmıştır ki bunu da evvel ki tefsire irca edebiliriz.Haram ve helallere karşı hassas olmak,zühd de ilk adım sayılır. ikinci adım ve kamil merhale ise , meşru ve mübah şeylerde bile kılı kırk yararcasına gösterilen titizliktir.

Zühd insanı,hem üzerine aldığı sorumluluklara karşı,hem gelip ona toslayan bela ve musibetlere karşı hem de her köşe başında önünü kesen günah ve masiyetlere karşı olabildiğince sabırlı,küfür ve dalalet müstesna Yaradan’ın her türlü takdirinden hoşnut ve O’nun kendisine bahşettiği şeylerle , yine O’nun hoşnutluğunu,ahiret yurdunu ve insanın mutlak hakikate yönlendirilmesini gaye-i hayal haline getiren insandır.

Onun kalbinin kulağında sürekli ‘De ki: Dünya metaı ne de olsa azdır ; ahiret ise takva ehli için mahzı hayırdır (1) hakikati tınlamada,beyninin her guddesinde ‘Allah’ın sana verdiği her şeyde ahiret yurdunu ara ; bu arada dünyadan da nasibini unutma (2) gerçeği şu’lefeşan olmakta ve basiret urkunun her köşesinde ‘Bu dünya hayatı bir eğlence ve oyundan ibarettir.Ahiret yurdu ise ,doğrusu işte gerçek hayat odur,eğer bilselerdi (3) ilahi beyanı,nümayandır

Zühdü ; sıkıntılı anlarında dahi şeriatın hudutlarını koruyup kollama,zenginlik ve genişlik zamanlarında başkaları için yaşama şeklinde tarif edenler de olmuştur ve yine onu Allah’ın helalinden ihsan ettiği nimetlere karşı şükürle mukabele de bulunma,sonra bu mala terettüb eden bütün hakları yerine getirme ve İslam’ı yüceltme mülahazasının dışında mal biriktirmeme,tül-i emellere girmeme şeklinde yorumlayanlar da çıkmıştır.

Süfyan-ı Sevri gibi büyükler zühdü ; adi şeyler yeyip,basit elbiseler giymekten daha ziyade,Hakk rızasına göre programlanmış ve tül-i emellere kapalı kalabilmiş bir kalbin ameli olarak görmüşlerdir.

Zühdün emaresi üçtür

1- Dünya adına elde edilen şeylerden sevinç duymama ve kaybedilen şeylerden ötürü de mahrum olmama

2- Methedilince sevinmeme,zemmedilince de yerinmeme

3- Hakk’a kulluk ve O’nunla halveti her şeye tercih etme

Mallarımız ki biz onları mirasçıları için topluyoruz.Evlerimiz ki onları dehrin harap etmesi için bina ediyoruz.Çevremizde muhkem yapılmış binalar vardır ki harap oldu ve öleceklere ölüm gelip çattı.Hemen herkeste şöyle – böyle ölüm korkusu olsa da,dünyaya karşı onları canlı tutan emelleri de var.Kişi onları sever,sergiler , zaman gelir dürer.Nefis dört bir yana yayar,arkadan ölüm gelip katlar.



Kaynak : Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz: 689-690

(1-Nisa 77) (2- Kasas 77)