Ziyafet Adabı

Ziyafetin adabı altıdır

  • Davet
  • İcabet
  • Meclise Katılmak
  • Yedirmek
  • Yemek
  • Ayrılmak

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki;” Misafir için kendinizi zora koşmayın.Misafir olan kimse bundan sıkılır.Misafirini darıltan kimse,Allah’ı darıltmış olur.Kim Allah’ı darıltırsa Allah da ona buğz eder.”

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki;”Misafir istemeyen kimsede hayır yoktur.”

DAVET= Davet eden zata yaraşan kötüleri değil,iyileri davet etmektir.Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki;”Yemeklerin en kötüsü, fakirlerin davet edilmeyip,zenginlerin davet olunduğu düğün yemekleridir”

İCABET=Bunun adabı beş tanedir;

Zengin-fakir ayırımı yapmadan her yapılan davete katılmak.Bunun zıddı yasaklanmış olan kibirdir.

Sözü geçmeyen bir fakirin davetine icabetten kaçınmamak,lazım geldiği gibi,mesafenin uzak oluşundan dolayı davetten kaçmak da doğru değildir.Normal olarak gidilebilecek bir uzaklıkta olan bir daveti kabul etmeli ve icabet etmelidir.

Oruçlu ise (Nafile oruç) davette kusur etmemeli,bilakis davete katılmalıdır.Eğer davet eden kimse onun yemesinden kesinlikle hoşlanacak ve memnun olacaksa orucunu bozmalı,yemeli ve davet sahibini sevindirmelidir.Bilmelidir ki dostunu memnun edip gönlünü almasından kazanacağı sevap,oruç tutmaktan (nafile oruç) kazanacağı sevaptan daha fazladır.Eğer davet sahibinin hareketlerinde ve ısrarında yapmacık davrandığını anlıyorsa o zaman özür beyan edip orucunu açmamalıdır.Dikkat=Kastedilen nafile oruçtur.

Verdiği yemeğinin,evinin döşemelerinin helal olup olmadığı hususunda şüpheleri olan,içki veya buna benzer kullanılması haram olan şeylerin bulunduğu sofrada oturan,evi ipekli minderler ile,gümüş kaplar,canlı suretlerle süslenmiş olan ve bulunduğu mecliste çalgı,oyun,eğlence, dedi-kodu,fesadlık,gıybet yalan,iftira etmek ve buna benzer kötülükleri işleyen kimsenin davetine gidilmez ve icabet edilmez.Bu hallerin bulunması,onun davetine icabet etmeye engeldir.Bazılarının davetine icabet mekruh iken, bazılarının davetine icabet haramdır.

Davete giden bir kimsenin mükafat kazanabilmesi için,karnını doyurma gayesiyle davete gitmemelidir.Böyle bir gayesi olursa,dünyalık peşine düşmüş olur.

MECLİSE KATILMAK=Odaya gayet alçakgönüllü bir şekilde girmeli ve müsait olan bir yere oturmalıdır.Davet edildiği yere tam zamanında gelmelidir.Vaktinden önce gitmek doğru olmayacağı gibi,geç kalmak da doğru olmaz.Orada bulunan hiç kimseyi rahatsız etmemeli,ev sahibi nereyi gösterirse orasını kabullenip oturmalıdır.Çünkü ev sahibi yerleri bir plan dahilinde ve ona göre düşünmüş olabilir.Ev sahibine karşı gelmesi onun programını aksatabilir.

YEMEK HAZIRLAMANIN ADABI=Bununda beş adabı vardır;

İlk görev yemeği hazırlamak hususunda acele etmektir.Bu misafire karşı bir ikram sayılır.

Yemekleri sıra ile vermek.Meyve konulacaksa mideyi yumuşak tutacağı için önce verilmesi daha uygundur.Çünkü böyle olursa kolayca hazmedilmesi temin edilmiş olur.Vakia Süresi 20-21 de meyveler,yemeklerden önce zikredilmiştir

Yemeklerden hangileri iyi ise sofraya önce onları koymalıdır.İsteyenler onlardan yesinler ve sonradan çok yemek zorunda kalmasınlar.

Misafirler yemeyi bırakmadan yemekleri kaldırmamalıdır.Son lokmasını almak isteyen olabilir

Yemekleri sofraya getirirken orada bulunanlara yetecek derecede yemek getirmelidir.Yemekleri az koymak insanlığa uymaz.Fazla yemek koyarsa o da gösteriş ve israf olur

DAVETTEN DÖNÜŞÜM ADABI=Davetten dönüşün adabı üçtür;

Ev sahibi misafirlerini uğurlamak üzere kapıya kadar çıkmalıdır.Bu misafire ikramın bir çeşididir ve Resulüllah’ın emri de böyledir.

Misafir,kendisiyle gerektiği şekilde ilgilenilememiş olsa bile,gönlü razı olarak ve memnun olduğunu ifade ederek ayrılmalıdır.Bu şekilde hareket etmek güzel ahlaklı olmanın ve alçak gönüllü olmanın alametidir.

Hane sahibinin izni olmadan evden çıkmamalıdır.Onun rızasını alıncaya kadar oturmalıdır.Misafirliğe gittiği yerde hane sahibine fazla yük olmamak için üç günden fazla durmamalıdır



Kaynak=İmam Gazali / el-İhya / C:2 / bkz:39…59