Yetiş Ey Allah’ın Resulü Yıkılıyoruz

Yetiş Ya Resulüllah



“Artık,Peygamber’e ve iman edenlere düşen,zalimlere aldırmadan Allah’ın kendileri için açmış olduğu engin yola/şeriata uymaktır.Zira herkes ne yaparsa,sonuçta kendine yapmış olacaktır.İnkar etmek de gerçekleri yok etmek anlamına gelmez.İnkar etmenin sonuçlarından kurtulmak anlamına hiç gelmez.Çünkü adil bir yargıç ve ihtilafların halledileceği son bir duruşma günü elbette vardır.Eğer dünya hayatının sonunda böyle bir değerlendirme olmasaydı ve bütün yapıp etmelerine rağmen,iyilerle kötüler bir tutulacak olsaydı,dünya hayatı ve evrendeki bu mükemmel düzen boş yere,hatta oyun ve eğlence olsun diye yaratılmış sayılabilirdi.Haşa Allah böyle bir şey yapmaktan münezzehtir (1)”.

Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır;”Elbette Biz göğü, yeri ve aralarında olan varlıkları oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık (2)”.

Şeriata ve Peygamber’e uymak ve Allah’ın izni ile iman eden mü’minlerle beraber cennete kavuşmak da ancak iman edenlerle beraber iman edip,aynı fiilleri işlemekle mümkün olur.Şeriata ve Peygambere uymak ise ancak ve ancak öğrenmekle mümkün olur.Ya bunu okuyup okuyarak başaracaksın yada bilen birisinden bir mürşit’den dinleyip öğreneceksin.İman edip mü’min insan olmak ise ancak öğrendiklerini tatbik etmekle yani uygulamakla mümkün olur.Yoksa ;….tıpkı ciltlerle kitap taşıyan merkebe benzer (3)”durumuna düşersin.Tabiki en doğruyu ancak Allah bilir.

Bazı büyükler diyorlar ki

Hayatta en çok acınacak iki grup insan vardır.Biri okumak istedikleri halde Bir şey anlamayanlar,ikincisi de her şeyi anladıkları halde okumak istemeyen kimselerdir

Okumadan,öğrenmeden ve mü’min bir insan olmak için bütün ömrünü bir hiç uğruna harcaman,gereksiz işlerle ve gereksiz kişilerle tüketmen bir ahmaklıktır, yanılmadır,aldanmadır.Ve geçen zamanın da telafisi mümkün değildir. Belki zamanın telafisi yoktur ancak Allah’ın izniyle günahlarını silip süpürecek bir yol var.Yeter ki zamanında ve şartlarına riayet ederek gerçekleştir.

Yüce Allah buyuruyor ki;”Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim (4)”.”Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır (5)”.

Bütün zamanınızı müzik dinleyerek,tv izleyerek,dizileri takip ederek,top peşinde koşturarak,kadın-kız ayaklarına takılıp onların arkasından heva ve heveslerini tatmin etmek için şehvetine yenik düşerek köpekler gibi koşturarak ve ellerinde hiçbir şey kalmayıp sadece yorgunluğuyla yetinip dilini çıkartıp soluyan köpekler gibi koşturan “….lâkin o, dünyaya saplandı ve hevasının esiri oldu. Onun hali tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! (6)” ve hayatı sadece yemeden,içmeden yatmadan kalkmadan ibaret görüp kendini eğlenceye veren,dünyaya adayan,tamamını giyimine kuşamına ve saatlerce ayna karşısında orasını burasını düzeltmek için harcayan kişiler helak oldu.

“Hak hukuk tanımayan,hevasını kendisine tanrı edinen basiretsiz kimseler,istedikleri kadar desinler ki her şey zamana bağlıdır,bizi de zaman helak edecektir.Aklını kullanan her idrak sahibi bilir ki zamanda yaratılmışlardandır ve ona da hükmeden yüceler yücesi Allah’tır.

Hiçbir şey kendiliğinden var olmayacağı gibi ,kendiliğinden de yok olmayacaktır. Evrendeki belli bir amacı gerçekleştirmek için hesaplı,ölçülü,dengeli ve düzenli her hareketin sahibi Allah’tır.Her gün gözler önünde cereyan eden ölmeler,dirilmeler,düşünenler için tekrar dirilmenin de apaçık belgesidir (7)”

Allah Tala buyurmadı mı ki sana;”Dünya hayatı sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir (8)”.Yine buyurmadı mı ki;”Dinlerini bir oyuncak ve eğlence haline getiren, kendilerini dünya hayatı aldatmış olan kimseleri kendi hallerine bırak! Sen yalnız Kur’ân ile va’z et ki, Allah’tan başka yardımcısı ve şefaatçisi bulunmayan hiçbir nefis, işlediği günahlar yüzünden helâke teslim edilmesin. O, her türlü fidyeyi denkleştirse bile, yine ondan kabul edilmez.

İşledikleri günahları yüzünden helâke sürüklenenler, mahvolanlar, işte bunlardır. İnkarlarından dolayı onlara kaynar sudan bir içecek ve acı veren bir azap vardır (9)” . Tüm bunlara rağmen eğer bunlara kulak asmıyorsan, dikkate almıyorsan eğer Yüce Allah şu şekilde karşılık veriyor:”…Bunların hakkı büyük bir azaptır (10)” .

Konunun dışına biraz çıktığımız için daha fazla dağıtmadan tekrar okuma,şeriata ve peygambere uymak için,iman sahibi olup mü’min bir insan olabilmek için bazı şeylere ihtiyacımız var.

Büyüklerden biri diyor ki;

İlim öğrenmek için uyulması gereken kurallar şunlardır

  1. Sessizce dinlemek
  2. Ezberlemek
  3. Bildiğini tatbik etmek
  4. Başkalarına öğretmek

Varsayalım ki dinleyecek birisini bulamadın,bundan daha etkili olan elinde okuma fırsatı var (okuma yazma bilemeyenler hariç) Okudun ve öğrendin ezberleyebilirsen ne ala ama kaldı ki, ezberleyemedin o zaman ezberleyebilmek için olmasa da kalıcı olabilmesi için öğrendiklerini uygulaman gerek.Aksine okuyup geçersen eğer sadece o anda okumuş olursun ve beş dakika sonra olmasa bile bir süre sonra tatbik etmediğin için unutursun ve okuduğunun da sana hiç mi hiç bir faydası olmaz.Unutmayın ki taşı delen suyun çok oluşu değil devamlı oluşudur.

Bu konuya örnek olarak şunu gösterebiliriz;

Malik b.Dinar diyor ki;

Alim bildiklerine uymadığı zaman,yağmur damlasının yalçın kaya üzerinden kayması gibi,yaptığı va’z ve öğütler de gönüllerden silinip gider

Yine büyüklerden biri diyor ki;

İnsanlar dört kısımdır

a- Anlayıp,anlamadığını bilen,yani bildiğini tatbik eden.böyleleri alimdir.Bunlara uyun

b- Bilir fakat bildiğine uymaz.Bunlar gafildir,böylelerini uyarınız

c- Bilmez,fakat bilmediğinin farkındadır.Bu yol arıyor,bunlara doğru yolu gösteriniz

d- Anlamaz,fakat anlamadığının da farkında olmaz.(Kendini bilgin zanneder) böyleleri terk ediniz.

Bize düşen tatbik etmek ve bunun devamlı olmasını sağlamak için irade kuvveti gösterip nefsimizle mücadele gösterip şeytanı alt etmek.Aksine kuru kuruya okuyup öğrenmeden değil şeytanı alt etmek şeytanın elinde-Allah korusun- oyuncak oluruz da farkına bile varamayız.İbadetimizi yaparız,ancak neyi nasıl yaptığımızın,nerde nasıl yapacağımızın ne farkında oluruz nede bunları biliriz.Bu yüzdendir ki

Hz Ali diyor ki;

Anlamayarak yapılan ibadette,anlamı düşünülmeyen okumada hayır yoktur

Ebu’l Aliye’ye sordular;

Yüce Allah;”Kıldıkları namazdan habersiz olanlar (11)” ayeti ile kimi kastediyor.

Şu cevabı verdi;Kaç rekat kıldığını bilmeyecek derecede namazdan uzak olanları kastediyor

Ne acıdır ki toplumumuzda şöyle bir görüş var.Sen küçüksün bana öğretemezsin,sen ancak senden küçüklere veya kendi yaşıtlarına öğretebilirsin.Bana nasihat veremezsin vs vs gibi cümlelerle karşı tarafı susturmak için uğraş verirler.Nitekim de bu konuda az veya çok başarılı olurlar ve oluyorlar.Ancak biraz okuyacak olsaydı,biraz bilseydi biraz öğrenseydi bunları diyemezdi.Çünkü şöyle bir ifade vardır düşünecek olursak;

Ebu Amr b.Ala’ya;Yaşlı bir kimsenin genç bir çocuğa öğrencilik yapması doğru olur mu ? diye sordular.

Şu cevabı verdi;

Yaşlı bir adamın cahil kalmasını çirkin kabul ederek,elbette gencin yanında okuması güzeldir.

Hamd olsun alemlerin Rabb’ine



(1-M.Zeki Duman Beyanu’l Hak II Bkz:301);(2-Enbiya Süresi’16); (3-Cuma Süresi’5);(4-Bakara Srüesi’160);(5-Bakara Srüesi’37);(6-A’raf Süresi’176);(7-M.Zeki Duman Beyanu’l Hak II Bkz:301-302);(8-Muhammed Süresi’36);(9-En’am Süresi’70);(10-Bakara Süresi’7);(11-Maun Süresi’5)

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.