Kuran Yurdu

Yasin Süresi Abdülkadir Geylani Tefsiri

    Cehalet bataklığından ve dalalet vadilerinden marifetin zirvesine ve vuslat fezasına; imkan (mümkünlük) dünyasından ve türlü türlü sapmalara ve dalaletlere sebep olan taayyünat mağaralarından saadet ve muratlara nail olma yolunda istikamet-i hale, yüksek makamlara ve yüce derecelere; televvün (kararsızlık) derekelerinden ve taklit karanlıklarından yakin derecesine, tevhid nuruna, temkin (istikrar) menziline ve onda sağlamca ayakta kalma kıvamına hiçbir tereddüt ve sarsıntı olmaksızın yükselen kimseye şu gerçek gizli kalmaz;

    Halis muhabbet ve sadık sevgi erbabının maksadı olan mak’ad-i sıdk’a (sadakat makamı) nail olmak ve ulaşmak ancak ve ancak sahip olunan bütün özellik ve davranışlarda tam bir itidal ve istikametle, aklen de şer’an da yerilmiş olan itfat ve tefritin her ikisinden de uzak kalmakla mümkündür; öyle ki, Hakk’ın ahlakı ile ahlaklanma mertebesindeki tahkikin ve onun Hak’ın naipliği ve halifeliği rütbesine layık olmanın kendisine kolaylaşması için kişinin en kıvamlı ve en adil (doğru) yol olan Allah yolunda en küçük bir sapma ve eğirlik kalmamalıdır.

    Hakk’a halef olanların en mükemmeli ve onun halifeliğine en layık olan kimse peygamberimizdir. İşte bundan dolayıdır ki, risalet ve nübüvvet (Hakk’ın peygamber göndermesi) onunla (s.a.v) sona ermiş, mekarim-i ahlak (güzel ahlakın unsurları) onunla (s.a.v) tamamlanmıştır. Onun peygamber olarak gönderilmesi sayesinde, tevhid-i zatta ve bütün izafetlerin bertaraf edilmesinde hiçbir şek ve şüphe kalmamıştır. Onun şeriatının (s.a.v), ortaya çıkmasıyla birlikte bütün resim,şekil ve adetler yok olmuş, kaybolup gitmiştir.

    İşte bu sebepten dolayıdır ki, Cenab-ı Hak, bütün isimleri ve sıfatlarını cami (havi) olan ismiyle süreye başladıktan hemen sonra,Hz Peygamber’in bütün mertebeleri cami olan mertebesinin kemaline işaret etmiş,ona tazim ve tekrim ile hitap etmiştir.

    Ey Adem oğulları! Ben sizden ahit almadım mı? Sizleri ilk yarattığım zaman kabiliyet ve kapasite lisanınızla sizden sağlam bir söz ve ahit almadım mı? Bu ahit ve söz Şeytana tapmayacaksınız, ona uymayacaksınız,onun yalan,sahte,sizi benim tevhit yolumdan saptırıcı sözlerini ve vesveselerini kabul etmyeceksiniz şeklinde idi. Ey Adem oğulları! Ona bağlanıp, itaat etmekten sakının, kaçının, ondan uzak durun. Gerçekten de o,sizin için apaçık bir düşmandır (60). Onun düşmanlığı ayan beyan bellidir.O sizi türlü türlü aldatmaca ve oyalamalarla yaratılmış olduğunuz maksattan alıkoymak ister.

    Yine sizden Bana tapacaksınız, beni tevhit edeceksiniz, benim isim ve sıfatlarımın, mülk ve melekutümdeki bütün iş ve yetkilerde, benim tekliğimin kemaline inanacaksınız,emrime yapışacaksınız, varlıkta mazharlarımdan ve yarattıklarımdan hiçbir şeyi bana ortak koşmayacaksınız, diye de söz almıştım. Dosdoğru yol işte budur (61). Bu benim sizden sözünü aldığım ve emrettiğim yol, tevhidime ulaştıran yoldur, o yolu tutun. Benim yolumdan saparak, sınırlarımın, emirlerimin, hükümlerimin, hikmetlerimin ve tedbitatımın / takdirimin dışına çıkmak suretiyle kendilerine zulmeden kimselere sakın bel bağlamayın

    Ve ey akıllı ve hidayet ve sırat-ı müstakim fıtrat üzere yaratılmış olan akıl sahipleri! Sizler şeytana nasıl taparsınız, onun izini nasıl takip edersiniz ki? O sizden pek çok nesli saptırmıştır. Ey Adem oğulları! O yoldan çıkarıcı ve dalalete düşürücü şeytan içinizden pek çok topluluğu saptırdı da, onun saptırmasıyla o topluluklar dosdoğru yolu şaşırıp gittiler, vermiş oldukları söz ve ahdi bozdular. Bu sebeple de kendlerine vaadedilmiş olan cennetten mahrum kaldılar. Mahrumiyet cehennemi ve hezimet ateşi onlar üzerine müstehak oldu. Hiç düşünmüyor muydunuz? (62). Şeytana tapıyor, onun izinden gidiyorken, onun işlerinin feciliği, düşmanlığının şiddeti ,ona uymanın sonunun vahameti, ona uymakla üzerinize nasıl bir azabın terettüp edeceği, sizi nasıl sonsuz bir azabın, perişanlığın beklediği hakkında aklınızı hiç kullanmıyor muydunuz? Niçin ona uyuyor, onun aldatmacalarını kabul ediyor, tevhit yolunu terk ediyordunuz? Ey ifratçı ve haddi aşmışlar! Sizin aklınız yok muydu?

    O zaman kendilerine gidecekleri yere işareten şöyle buyurulur:

    Ey sapmış, azmış ve aldanmış olanlar! Dünya hayatında iken peygamberler ve kitaplar vasıtası ile Size söylenen cehennem işte (63)

    İnkar etmeniz sebebiyle bugün oraya yaslanın (64). Allahü Teala’nın zatını, isim ve sıfatlarının kemalini inkar etmeniz, onun kitaplarını ve peygamberlerini yalanlamanız, peygamberlerden ve onların çağrılarından zulüm ve düşmanlıkla yüz çevirmeniz sebebiyle oraya girin.



    Kaynak : Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:IV / bkz: 493-

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.