Yanlış Bir Hayat Felsefesi

“Ey sapıkları doğru yola kavuşturan,ey günah işleyenlere acıyan ve ey suçluların elinden tutan Allah’ım…! Büyük günahları bulunan bu kuluna ve bütün Müslümanlara rahmet et. Bizi kendilerine nimet olarak hayrı verdiğin salihler, şahitler,sıddıklar ve nebiler topluluğuna kat.Amin ya Rabbel Alemin”

İblis cennetten lanetlenmiş bir şekilde kovulduğu zaman Yüce Allah’a dedi ki; “Ya Rabbi! Beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de dünyada onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım (1)” şeklinde insanlara olan düşmanlığını, kinini ve onları elinden geldiği kadar onları yoldan saptıracağını, aralarına fitne sokup birbirleriyle aralarında ki ortak bağı koparacağını, bir nevi kendilerini kendi dostlarıyla helak edeceğini itiraf etmiştir.

Nitekim de bu konuda insanlar üzerinde etkili oldu ve günahları ,bidatleri insanlara allayıp pullayıp, süsleyip sevap ve güzellik olarak gösterdi. Bunlardan birisi de kişinin kılık ve kıyafeti üzerinde olan etkileri ve değişimidir.

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) şöyle buyurmuştur; Kim imkanı varken sırf Allah Teala’ya karşı tevazusundan dolayı güzel bir elbiseyi terk ederse, Allah Teala da onu cennet hulleleri arasında muhayyer kılar ki dilediğini seçebilsin.

Başka bir hadis-i şerifinde ise; Şöhret uyandıran giysi giymiş hiç bir kul yoktur ki, Allah katında sevgili bir kul olsa dahi onu çıkarıncaya kadar Allah Teala ondan yüz çevirmiş olmasın.

Günümüzde insanlar artık öyle bir hal öyle bir durum, öyle bir vaziyet aldılar ki, tırnak uzatmaktan mı bahsedersin, kısa kısa modern yaşam tarzı denen şeyden mi bahsedersin, insanlar üzerinde etkisi olan ve etkileyici olan kokulardan mı bahsedersin, gördüğü, duyduğu ve insanların yaşam tarzı haline getirdiği bataklıktan mı bahsedersin, yüksek topuklu ayakkabılardan mı bahsedersin; bunların hepsi insanı yoldan çıkaran, etkileyen ve helake sürükleyen birer faktör ve etkendir. Tabi ki bu bilen ve düşünen insan için. Aksi halde düşünmeden ve bilmeden yapılan her şeyin bir bölümü, bir çoğu insanı azaba sürükler

Yukarıda belirtildiği hadislere istinaden diyebiliriz ki; İmkanın olduğu halde eğer Allah Teala’nın hoş görmediği bir şeyi sırf O’nun rızasını kazanmak için terk edersen bunun mükafatını fazlasıyla Hak Teala ahirette verecektir. Ancak imkanın olmadığı halde keşke şu kadar param olsa da şunu yapsam bunu yapsam şöyle elbise alsam, şöyle giyinsem şunu yapsam bunu yapsam vs.

Yani Allah Teala’nın hoş görmediği bir işi yapmak niyetinde olduğun halde imkanların olmadığı için yapamıyorsan da o işi yapmış sayılırsın ve o günaha müstehak olursun. Kalbinden buğzetmen gereken şeye kalbinden sevgi besliyorsun.

Tabi ki kimse şeytanın vesvesesinden ve kuruntularından kurtulamasa, yok edemese bile en azından tesirini etkisini azaltabilir. Bunu yapmak için ,başarabilmek içinde nefsi arzu ve isteklerine gem vurup kendini Hakk’a vermelisin. En azından bu uğurda mücadele vermelisin.

Belki istediğin hedefe ulaşamayabilirsin,yada ulaşmak için buna ömrün yetmeyebilir ama en azından gittiğin yolda ölürsen eğer, Hak yol da ölürsen Allah’ın rahmetine ve mağfiretine mazhar olman ve olmamız umulur. Allah cümlemizi Allah’ın rahmetine ve mağfiretine mazhar olan kullarından eylesin.

Başka bir hadis-i şerifin de Peygamberimiz Ebu hureyre’ye istinaden buyuruyor ki; Ey Eba Hureyre, tırnaklarını kes, şüphesiz ki şeytan uzayan tırnakların üzerinde durur

Şeytan eğer uzayan tırnakların üzerinde oturuyorsa eğer;  birisi ben hem zehir içerim hem öylesine bir ilaç içerim ve ikisini bir arada yaparak da hayatta kalmayı başarabilirim diyen birisinin durumuna benzer. Sen eğer zehrine karşılık bir panzehir değil de başka bir derde deva olacak ilaç kullanırsan eğer ölür gidersin ve bununda dönüşü olmaz. Bu durumda yapacak tek bir durum var.Ya o zehirden tamamen vazgeçip derdine derman olacak ilaç kullanacaksın yada zehire karşılık başka bir panzehir bulup öyle hayatta kalma mücadelesi vereceksin. Zehirden maksat şeytanın vesvesesidir, kuruntularıdır. Panzehirden kasıt ise ilimdir, kendini Hakk’a vermek ve o yolda mücadele edip sabır ve sebat gösterip o şekilde son nefesi Takdir-i İlahi’ye teslim etmektir..

Ariflerden bir zat diyor ki;

  • “Sahibinin kovduğu kul neyler ?
  • Tabiblerin tıbbı ona fayda etmez ki.
  • Boğazı düğümlenen su içerek bulur şifa.
  • Ya boğazı suyla düğümlenen neyle bulur şifa ! (2)”

Diğer bir husus da bazı şahsiyetlerin modern yaşam tarzı adı altında, çağdaşlık ve medeniyet dediği yaşam tarzını benimseyerek, ona buna özenerek kendi öz yapısını, benliğini ve kişiliğini kaybedip, kendi kişiliğini ve karakterini tamamen başkalarına teslim eden şahsiyetlerin giyim kuşamları ve uygulaya geldikleri yaşam tarzlarıdır.

Bunlardan bir diğeri de nitekim makyajdır, orasını burasını boyamaktır, kısa kısa etekler giymektir, dar kıyafetler üzerinde sergilemesi vs vs. Bunlar oldukça uzundur. Hepsini sayacak olursak ve yazacak olursak çok işimiz var demektir. Aslında işimizin olması gerek ancak insanları sadece yapabilecekleri yasaklarla uyarmak da fayda vardır.

Allah dedi ki oranızı, buranızı başaklarına göstermeyin,namahreme bakmayın, namahrem yerlerinizi açmayın, şeytan sizin düşmanınızdır dedi, yukarıda belirtildiği üzere şeytan Allah Teala’ya “onlara günahları süsleyeceğim ” dedi.

Ancak insanoğlu bu uyarıları dikkate almadı; tam aksine namahreme baktı, namahrem yerlerini açtı, şeytan günahları süsledi, püsledi ve insanlara sundu insanoğlu da buna inandı ve yaptıklarıyla övünmeye başladı ve tövbe edip salih iş ve ameller işlemeden işleyemeden öldüyse eğer ebedi hayatını tehlikeye attı ve tabi ki en doğrusunu ancak Allah bilir ama azaba, cehenneme maruz kaldı.

“Kendisini daima Rabb’inin hizmetine adayan bir kul ile, kullara hizmetten geri durmayarak sürekli onların önünde eğilen kul arasında ki fark ne kadar da büyüktür. İnsanlardan uzaklaşıp kalbini arındıran kul ile ardı arkası kesilmeyen vesveselere mahkum olan kul arasında ki fark ne kadar da büyüktür. Mevlaya karşı şevk ve özlem içinde olan bir kul, dünyaya kenetlenmiş ve hevasından başka bir şey düşünmeyen kuldan ne kadar da farklıdır ! (3)”

Kısa kısa kıyafetler giyersiniz, çeşit çeşit kokular sürersiniz,dar dar kıyafetler giyersiniz ondan sonra arkadaşına sorarsın nasıl olmuşum, güzel mi,p arfümümü nasıl kokuyor vs vs kelimeler kullanarak övünmeye başlarsın. Karşındaki dost görünümlü düşmanın hem cinsin yada karşı cinsten olan arkadaşın seni bu işe daha da teşvik ederek çok güzel olmuşsun, çok güzelsin, çok yakışmış, çok güzel kokuyor vs vs kelimeler kullanarak seni daha da açılıp saçılman için teşvik eder.

Bunu yapan bre ahmak. Sen o kişiyi o işe farkında olmadan teşvik etmiş olduğun için, Allah’ın rahmetini, mağfiretini ve azabını ona hatırlatmadığın için onun işlediği günahlara bir nevi ortak oluyorsun bunu düşünmez misin. Nerede kaldı emr-i maruf,nehy-i münker, iyiliği emretmek, kötülükten men etmek. Siz yada sizler yada üzerine alınan alınsın böyle yaparak kendi sonunuzu kendiniz hazırlıyor, kendi ateşini kendiniz yakıyor, yaktığınız ateşte de kendiniz yanıyorsunuz.Kendi oturduğu dalı kesene aptal derler misali.

Yüce Allah buyuruyor ki;

Başınıza gelen her musibet, işlediğiniz günahlar (ihmal ve kusurlarınız) sebebiyledir, hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder. (4)”

Başınıza, başımıza her ne geliyorsa yada geldiyse kendi elimizle işlediğimiz hatalardan dolayı. Bunu sadece dünyevi yönden yorumluyorum. Her koyun kendi bacağından asılır demeye devam edecek olursanız, iyiliği emirden ve kötülükten menden uzak durursanız eğer bu bireysellikten çıkar umumi yani toplumu etkileyici bir faktör olur. Zamanla da o toplum ya tamamen düzelir yada tamamen bozulur ki Kur’an-ı Kerim’in Yüce Allah’ın dediklerinden, sünnetten uzak durup da kişi kendi yasalarını,kendi kanunlarını kendisi koyacak olursa eğer o toplumun da o kişinin de düzelmesi ne acıdır ki imkansızdır.

Bunun uhrevi yani ahiret boyutunu düşünecek ve yorumlayacak olursak eğer kısaca özetleyebiliriz ki; sen eğer cehenneme, azaba maruz kaldıysan eğer bunun sorumlusu haşa Allah değil bunun sorumlusu ve suçlusu sensin.

Evet Allah (c.c) büyük günahlardan kaçınmak sureti ile kullarının küçük günahlarını bağışlamaktadır ve buda Kur’an-ı Kerim de zaten belirtilmektedir. Ancak eğer sen küçük günahları bile bile ısrarla işleyecek olursan bu seferde o küçük günahlar büyük günahlar sıfatına gireceği de belirtilmektedir. Ancak tabi ki önce küçük günahlar ve büyük günahlar nelerdir, neler günahtır neler sevaptır vs vs bunları öğrenmek gerekiyor.

Kaldı ki mahremlerinizden başkalarının görmesi haram olan yerlerinizi mahremleriniz dışında kişilere kabak çekirdeği gibi açıp saçmanız başlı başına bir günah. Hak Teala el, ayak ve yüz dışında olan kısımların kapanmasını,kapatılmasını kullarına bildirmesine rağmen tam aksine sadece avret mahalini, edep yerini sadece ferc bölgesinden, apış arasından ibaret sandılar.

Haricen kapalı olan arkadaşlarımıza gelince acaba kapanırken Allah rızasını gözeterek mi kapanıyorsunuz yoksa bu bana çok yakışıyor kendine yakıştığı için mi kapanıyorsun. Hangi suretle olursun kapanman güzel bir şey ancak bunun Allah’ın bir emri olduğu için yapman ayrı bir güzellik ve bunun da mükafatını alırsın İnşallah.

Kapandınız ancak saçlarınızı gökdelen gibi topuz yaptınız, şişirdiniz de şişirdiniz. Başınızı kapattınız göğsünüzü açtınız, göğsünüzü kapatıp bacağınızı açtınız, bacağınızı kapatıp boğazınızı açtınız. Hepsini kapattınız bu seferde bütün uzuvların belli olan dar dar kıyafetler giydiniz. Ondan sonra bunun adına ibadet dediniz, Allah emrettiği için kapanBüyük günahları bulunan bu kulunBüyük günahları bulunan bu kulunBüyük günahları bulunan bu kulunıyorum dediniz.

Varın bunun cevabını siz verin…!!!



(1-Hicr Süresi’39);(2-Ebu Talib el-Mekki Kutü’l-Kulub C/1 Bkz:381);(3-Ebu Talib el-Mekki Kutü’l-Kulub C/1 Bkz:381);(4-Şura Süresi’30)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.