Tövbede Acele Etmek Farzdır

Bir günahın veya kusurun ardından hemen tövbe etmekte vaciptir ve bunda şüphe yoktur.Zira günahların yok ediciliğini bilmek,imanın özüne dahildir.İman etmek ise,acele bir farzdır.Allah’ı tanımanın verdiği bilgi ile kendini günahtan alıkoyan kimse,tövbenin farziyetinden kurtulmuştur.Bu bilgi,amelle ilgili olmayan mükaşefe ilimlerinden değil,muamele ilimlerindendir.Bir ilim ki,herhangi bir işe teşvikçi olsun diye peşinden koşulur,o ilmin mesuliyetinden ancak istenen işe teşvikçi olduğu zaman kurtulmuş olunur.O halde günahların zararlı olduğunu bildiren ilim,ancak insanı günahları terk etmeye teşvik etmesi için istenir.

  • Öyle ise günahları terk etmeyen bir kimse,imanın bu parçasını kaybetmiş olur.

Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki;Zina eden kimse mümin olarak zina etmez

  • Resulüllah (s.a.v) bu hadisiyle,zinanın Allah’tan uzaklaştırıcılığına ve Allah’ın gazabını gerektiriciliğine olan imanın yokluğunu kastetmiştir

Nitekim doktor birine ‘Şu zehirlidir,onu yeme’ dediği zaman o da doktoru dinlemeyip onu yerse,doktora inanmayıp zehiri yedi denilir.Bu doktorun varlığına ve doktor oluşuna iman edici ve onu doğrulayıcı olmadığı halde yedi manasına gelmez.Bu sözle,doktorun ‘bu zehir öldürücüdür’ sözüne inanmadığı kastedilir.Zira bir şeyin zehir olduğunu bilen kimse,asla onu yemez.O,sadece zehir olduğuna inanmadığı için yemiştir.

Zaten dinin emirlerine karşı gelen kimse,zaruri olarak eksik imanlıdır.İman,tek bir bütün değildir.Belki yetmiş küsür bölümden meydana gelmiştir.O bölümlerin en yücesi Allah’ın birliğine ve O’ndan başka ilah olmadığına şahitlik etmektir.En aşağı derecesi ise,gelip-geçeni rahatsız eden şeyleri yoldan atmaktır.

  • Günah işleyerek isyan eden bir kimsenin,dinin emirlerini yerine getiren birine;’Sen nasıl müminsin,ben de öyle müminim’ demesi,tıpku kabak ağacının selvi ağacına;’Bende senin gibi ağacım’ demesine benzer.

Selvi ağacının ona verdiği şu cevap ne güzeldir:Ağaç isminin kapsamına girmekten dolayı aldanmış olduğunu,sonbahar rüzgarları estiğinde öğreneceksin.O zaman kökün kopacak,yaprakların dökülecektir.Ağaçların sabit kalmasının sebeplerinden habersiz olduğun için,ağaç isminde ortak olmamızdan başka bir benzerliğimizin olmadığını anlayacaksın

  • Şairin dediği gibi;

Toz duman dağıldığı zaman altındakinin at mı eşek mi olduğunu göreceksin.
Günahkar bir kimsenin,günahlarından dolayı,çok uzun süre ateşte kalmaktan korkmaması,tıpkı sağlıklı olup zararlı tutkulara dalan bir kimsenin sağlığından ve ölümün çoğu zaman aniden meydana gelmemesinden dolayı ölümden korkmamasına benzer.

Bir adam nasıl sağlıklı iken hastalıktan,hastalandığı zaman da ölümden korkarsa,günah işleyen bir kimsede kötü sondan korkmalıdır. Allah korusun kötü bir sonla hayata veda ederse,sonsuz dek cehennemde kalabilir.

Günahlar,iman için vücudu kemiren zararlı yiyecekler gibidir.O yiyecekler yavaş yavaş organları bozarlar.İnsan bunun farkına varamaz.Birde bakar bütün organlar gitmiş.Birden hastalanıp ölüp gider.

Zamanı sınırlı olan bu dünyada ölmekten korkan kimse için zehirli ve zararlı yiyecekleri terketmek her durumda acele ederek hemen terketmesi farzdır.O halde ebedi yok olmaktan korkan bir kimseye,bu yok oluşu doğuran sebepleri bırakmak çok daha gereklidir.Zahir yiyen bir kimsenin pişman olduğu zaman,çıkarıcı bir şeyler yiyerek o zehiri acele mideden çıkarması farzdır.Bunu da yok olmaya doğru giden ve yok olmakla ancak şu fani dünyayı kaybeden vücudunu geri getirmek için yapar.Öyleyse dinin zehirleri olan günahları yutan bir kimseye,mümkün olan en acele tedbirle günahlardan dönmesinin vacip olması daha gereklidir.Eğer dönmenin imkanı kalmışsa.O imkan da ömürdür.

Böyle bir zehirden dolayı zarar görmesinden korkulan nesne,ömür gibi geçici bir şey değil,sonsuz olan ahirettir.O ahiret ki orada tükenmez nimetler ve büyük mülk vardır.

İmanın elden gitmesi,cehennem ateşini ve daimi azabı gerektirir.Öyle bir azap ki dünya ömrünün birkaç katı onun süresinin binde biri bile olamaz.Zira onun süresinin sonu hiç yok.

Bunun için tevbede acele edilmelidir.

Muamele ilmi,yaptırıma teşvik edici olmadığı zaman,onun yokluğu varlığından daha hayırlıdır.Eğer muamele ilmi kendisi için kastedilen işi insana yaptırmazsaisahibinin aleyhine delil olur.Onun için günah işleyen alimin azabı,günah işleyen cahilin azabından daha fazladır.



Kaynak= İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C:4 / bkz:15…18

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.