Tevekkül

Tevekkül Etmek



Tevekkül,kelime olarak güvenmek,bel bağlamak,vkil tayin etmek,sebep ve tedbirde ihmal göstermemek,Allah’a güvenmek,işi O’na havale etmek,O’nun ilmine ve murakebesine sığınmak,kısacası Allah’ı vekil kılmak ve vekile tam olarak itimad etmektir.

Şöyle de denilebilir;

Gerekli bütün çabayı sarfe derek,her türlü tedbiri aldıktan sonra işi tam bir inançla Allah’a havale etmek,yani deveyi bağladıktan sonra Allah’a emanet etmeye tevekkül denir.Allah’ın katında olana güvenip halkın elinde olan şeye göz dikmemektir.

Tevekkül ; Kalbin Allah’a tam itimat ve güveni,hatta özellikle tasavvuf ıstılahında başka güç kaynakları mülahazasından rahatsızlık duyması manasına gelir.Bu ölçüde bir güven ve itimad olmazsa,tevekkülden söz edilemez,kalp kapıları ağyara açık kaldığı sürece de hakiki tevekküle ulaşılamaz.

Tevekkül ; Cenab-ı Hakk ve O’nun nezdindekilere bel bağlayıp itimad etme ve O’ndan başkasına kalbin kapılarını bütün bütün kapamak demektir ki ; buna bedenin ubudiyete,kalbin de rububiyete kilitlenmesi diyebiliriz.

Bir başka zaviyeden tevekkül ; hemen herkes için Hakk’a itimat ve güvenmenin adı ; teslim,kalbi ve ruhi hayata uyanmışların halidir.

Sebeplere tevessül ile beraber onlara te’siri hakiki vermeme derecesine göre hem bir tevekkül -herkes için- hem bir teslimiyet -eşyanın perde arkasına uyanlar için- hem de bir tefviz ve sikadır -huzur erleri için- Allah Resulü (s.a.v) irade ve cehd-u geyreti,tefviz-u tevekkül ile iç içe ne hoş ifade buyuruyor.

Eğer Cenab-ı Hakk’a hakkıyla tevekkül edebilseydiniz,sizis abah yuvasından aç ayrılıp akşam tok olarak dönen kuşların beslendiği gibi rızıklandırırdı.Bu peygamberane sözden herkes seviyesine göre bir şeyler anlar

1- Avam bundan Mevlana’nın hadis iktibaslı : Evet,tevekkül her ne kadar rehber ise de sebeplere riayet de Peygamber sünnetidir.Peygamber Efendimiz (s.a.v) huzuruna girip de : Devemi bağlayayım mı yoksa tevekkül mü edeyim diyen bedeviye yüksek sesl : Devenin dizine ipini vur,öyle tevekkül eyle çizgisinde gerkese açık Allah’a itimat manasına anlar ki :

Tevekkül edecekler başkasına değil sadece ve sadece Allah’a güvenip dayansınlar (İbrahim12) ayeti buna işaret eder.

2- Hayatını kalp ve ruhun yamaçlarında sürdürenler ise bundan,kendi havl ve kuvvetlerinden teberri ile Allah’ın havl ve kuvvetine teslim olup,gassalin elinde meyyit haline gelmeyi anlarlar ki : Gerçek müminler iseniz,Allah’a itimad-ı tamme içinde bulunun (Maide 23) fermanı bunu ifade eder.

3- Fenafillah ve bekafillah zirvelerinde dolaşanlara gelince,bunlar Hz İbrahim gibi ateşe atılırken bile Cenab-ı Hakk’ın benim halimi bilmesi benim bir şey istememe ihtiyaç bırakmamıştır (Zümer 38) tefvizi veya İnsanlığın İftihar Tablosu gibi düşman gölgelerinin mağaranın içine düştüğü ve herkese ürperti veren tehditlerinin Sevr’in duvarlarına çarpıp yankılandığı esnada bile,fevkalade bir güven ve emniyet içinde

Tasalanma,Allah bizimle beraberdir (Tevbe 40) sözleriyle ifade edilen sikayı anlatır ki : Kim Allah’a tefviz-i umur ederse O,ona kafidir (Talak 3) beyanı da bu gerçeği hatırlatır.

Tefviz en yüksek mertebe,sika en ali makamdır.Bu mertebeyi tutan ve bu makamın hakkını veren,sadece aklıyla,mantığıyla , inançlarıyla değil,bütün zahir ve batın duygularıyla Hakk’ın emir ve işarlarında erir ve O’na bir mir’at-ı mücella olur.



Kaynak : Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz: 691-692