Tevbeyle İlgili Bazı Meseleler

  • 11 Şubat 2018
  • 75 kez görüntülendi.

“Allah’ım…!!! Habibinin havuzundan içmeyi bize de nasip et ve bizleri onun topluluğunda haşret. Dünya fitnelerinden beni koruyarak Senin sevdiğin ve hoşnut olduğun şeyleri yapmaya muvaffak et.Halimi düzelt. Tevhid kelimesi üzerine dünya ve ahirette beni sabit kıl.Kusurlu da olsam beni saptırma.Her türlü noksan sıfatlardan Seni tenzih ederim. (İbrahim b.Edhem’in duası).

Yüce Allah buyuruyor ki;”De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. (1)”.

Allah’ın rahmetinden ve mağfiretinden hiçbir suretle ümidimizi kesemeyiz. Nitekim O’nun rahmeti ve mağfiretinin ne başlangıcı vardır nede bir sonu vardır.Ne kadar günahkar olursan ol,ne kadar hata işlemiş olsan da,bir çirkef bataklığında boğuluyor olsan da Allah’ın rahmetinden ümidini kesemezsin Nitekim Allah-u Teala:”Ancak zalimler ve kafirler Allah’tan ümidini keserler” buyurmaktadır

  • Hak Teala diyor ki;

Kulum,benden ümidini kesme,benim affımdan benim mağfiretimden yoksun kalma.Ne kadar bana isyan derecesine varacak işler yapmış olsan da yüzünü bana dön.Şüphesiz ki “Allah gafurdur, rahimdir. (günahları çok affeder, merhamet ve ihsanı boldur) (2)”. Nitekim şeytan der ki bu kadar günahla Allah seni bağışlamaz,seni affetmez,sen cehenneme gideceksin gibi vesveselerle seni ümitsizliğe düşürür.Ancak bu ümitsizliğe düşürücü vesveseleri sana sunarken sen bunları sorgusuz sualsiz yiyecek olursan eğer doğrudur sonun elem verici bir azaptır. Ancak Hak Teala kullarına diyor ki; “Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.(3)”.Böyle bir vesvese ve kışkırtma karşısında şeytana verilecek cevap,pisliği pislikle temizleyemezsin .Pisliği temizlemek için su kullanmalısın.Mü’minin suyu da tövbedir.

Burada tövbenin geçerli kılınacağı hususu ise “durumunu düzeltenler” kaydına bağlamıştır.Yoksa bazı kimselerin yaptığı gibi dilinden Müslüman olup da,içinden ve icraatleriyle Müslümanlıkla alakası olmayanlar değil.

Durumunu düzeltenler derken acaba kastedilen şey nedir diye soracak olursanız: Namazdır,oruçtur,zekattır, sadakadır, hacdır ,güzel ahlaktır, anaya-babaya şeriata aykırı olmadığı sürece itaat etmektir, çoluk,çocuğuna eşine güzel muamele, geçimleri için mücadele gösterme ve çabalama,helal olana yönelip haramdan sakınma,emr-i maruıf-nehy-i münker vs vs.

Dildeki söz kalbe tesir etmiyorsa ve bu tesir de kalbin askerlerine yani el,ayak,göz,dil vs diğer uzuvlara yansımıyorsa bu tövbenin bir geçerliliği söz konusu değildir.Tabi ki en doğrusunu ancak Allah bilir.

Yüce Allah buyuruyor ki;

“Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca Ben şimdi tevbe ettim diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır (4)” ayetiyle acaba anlatılmak istenen mana nedir diye bir soru ile karşılık verecek olursanız,buna cevaben diyebiliriz ki;

“Hayattan ümit kesildiği ve ölümle karşı karşıya gelindiği an,yapılan tövbe ve iman ettim sözü de geçerli değildir. Sözgelimi,hayatı boyunca Allah’a yönelip işlediği günahlardan dolayı tövbe etmemiş;ancak hayattan ümidini tamamen kestiği ve ölümle pençeleştiği bir anda,tövbe etmiş bir kimsenin tövbesi artık makbul değildir.Mesela Firavun denizde boğulurken:”Ben,İsrailoğullarının iman ettiğinden başka ilah olmadığına iman ettim,ben de Müslümanlardanım (Yunus Süresi’90)”.Firavun’un bu yalvarışına Allah-u Teala’nın cevabı:”Şimdi mi? Halbu ki sen bundan önce bozgunculardan idin…(Yunus Süresi’91)”.Hayatı boyunca inkar üzere yaşayıp iman etmeğe yanaşmayan bir inkarcının veya ilim ve imandan sonra inkar edip kafir olarak ölmüş bir kimsenin hesap gününde iman ettiğini söylemesi de bir anlam ifade etmeyecektir (5)”

Bu kadar günaha rağmen,hataya rağmen,ama bilerek ama bilmeyerek Allah’a isyana karşı bu vurdumduymazlığımız, bu umursamazlığımız nedir ? Hiç oturup da günahların için düşündün mü? Günahların için bir hesap yaptın mı? Günahlarına karşılık, günahlarının kefaretini ne şekilde ödeyeceğini hiç düşündün mü?Yoksa sana namaz kılmak,oruç tutmak ve diğer ibadetleri yapmak zor geliyor da,cehennem ateşine sabretmek kolay mı geliyor? Bir parmağını feda etmekten korkanken bütün bedenini ateşe atmak seni korkutmuyor mu?Bu kadar mı acizsin, bu kadar mı kolay bu imtihan ve kendini bu kadar sorumsuzluğuna rağmen başıboş mu sanıyorsun?.Yoksa bu karakterde ki kişiler için “Allah tarafından kuşatıcı bir felâket gelmesi veya farkında olmadan kıyametin ansızın kopması karşısında kendilerini emîn mi gördüler? (6)” ki bu kadar rahatça hareket ediyorlar da ölümü, sonrasını hesabı,cenneti cehennemi düşünmüyorlar.



(1-Zümer Süresi’53);(2-Bakara Süresi’173);(3-Bakara Süresi’160);(4-Nisa Süresi’18);(5-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:3 / Sayfa:282);(6-Yusuf Süresi’107)