Tesadüf Saçmalığı-2

Tesadüf Değil Allah’ın Tecellisi



“O Rabbiniz ki yeryüzünü size bir döşek, göğü de bir kubbe yaptı. Gökten yağmur indirip, onunla size rızık olarak çeşitli mahsuller çıkardı. Öyleyse siz gerçeği bilip dururken sakın Rabbinize eş koşmayın (1)”

“Evren de mülkde egemenlik de Allah’ındır.Bu yüzden insanlar ve cinlerden başka her şey,yaratılışı icabı O’nu hamd ve tesbih etmektedir.İnsanlar ise,akıl ve irade sahibi olarak serbest bırakıldıkları için,kimi yüce yaratıcısını tesbih etmekte kimi ise inkar.Tabi ki O, kimin ne yaptığını bilmektedir (2)”.’Dini inkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise, onlar da, devamlı olmak üzere cehennemliktirler (3)’

“Gözlerini kulaklarını ve zihni faaliyetlerini manevi aleme kapatanlar eşyayı sadece tek pencereden görür ve asıl müsebbib göremezler. Onlar,düşünmedikleri için dünyanın sadece zahirini bilirler,öte yüzünü idrak edemezler.Dolayısıyla bunlar,kuşatıcı bir basiretten yoksundurlar.Zaman zaman yüz yüze geldikleri tabii felaketleri yalnızca tabiat olayları olarak değerlendirirler (4)”.Oysa ‘Yüceler yücesi Allah’ın sizi yerin dibine geçirmesinden emin mi oldunuz? (5)’

“Allah’tan başka yaratan,rızık veren,öldüren ve tekrar diriltecek olan bir kimse var mı? Bulutları ağdırıp da size ümit veren,çakan şimşeklerle içinize korku salan kimdir? Bütün ümitlerinizi yitirmişken,gökten indirdiği su ile toprağa can,size ümit bahşeden Allah’tan başkası olabilir mi? (6)”.”Basiret sahibi insan için kendi şahsında ve çevresinde Allah’a iman etmesini sağlayacak o kadar çok işaret ve delil var ki! (7)”.

“Bu gökleri,yükseklik ve genişliği,içindeki büyük-küçük seyir halinde ve sabit,ışık veren yıldızları düşünen;onların nasıl her gün ve gece büyük yıldızlarla birlikte dairesel biçimde dönüşünü,her birinin kendi etrafında dönüşünü düşünen;kara parçalarını dört bir yandan kuşatan denizler üzerinde tefekkür eden;yerin sarsılmayışını ve üzerinde yaşayan muhtelif şekil ve renklerdeki insanların yerleşip yaşamlarını sürdürebilmeleri için yeryüzüne dağların yerleştirilmesini düşünen kimse -ki Allah (c.c):’Dağlarda da beyaz,kırmızı,siyah ve türlü renkte yollar var etmişizdir.İnsanlar,yerde yürüyenler ve davarlar da böyle türlü türlü renktedirler.

Allah’ın kulları arasında O’ndan korkan,ancak bilginlerdir (8)’ buyurur;sonra kulların faydalanması için beldelerden beldelere kadar akan nehirler;yeryüzüne serpiştirilmiş cins cins hayvanlar;toprak ve suyun yapısı aynı olmasına rağmen,muhtelif tad,koku,şekil ve renkte biten bitkiler üzerinde düşünen kimse;bunlardan yaratıcının varlığı,büyük kudreti,hikmeti,yarattıklarına rahmet ve lütfu,iyilik ve ihsanı sonucuna varır (9)”.’Hâla aklınızı kullanmayacak mısınız? (10)’

Yüce Allah buyuruyor ki;

‘Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki,onlar bu delillerden yüzlerini çevirip geçerler (11)’.

İbn Kesir bu ayet hakkında şöyle bir açıklamada bulunmaktadır:”Yani,yüksekliği ve büyüklüğüyle gökte,sertliği ve (muhtelif yerlerine ulaşılabilir şekilde) alçaklığıyla yeryüzünde açık ibretler vardır.Hareketli ve sabit yıldızları,denizleri,dağları ve çölleri,ağaçları, bitkileri, tahılları ve meyveleri,hayvanları,madenleri,farklı renk,koku,tat ve özellilkteki çeşit çeşit faydalı maddeleriyle yer ve gökte açık ayetler vardır.

Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akıl sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.Yani gündüz ile gecede de birbiri ardınca gelmeleri ve sırayla birbirlerinden alıp vererek uzayıp kısalmaları yönünden ayetler vardır.Bazen biri uzayıp diğeri kısalır. Sonra eşitlenir.Sonra biri diğerinden alır ve kısa olan uzar,uzun olan kısalır.Bunların hepsi ise güçlü ve büyük hikmet sahibi Allah’ın takdiriyle gerçekleşir.O yüzden yüce Allah ‘akıl sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır’ buyurmuştur.Yani,bunlarda Allah’ın haklarında,

‘Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki,onlar bu delillerden yüz çevirip geçerler.Onların çoğu,ancak ortak koşarak Allah’a iman ederler (12)’ buyurduğu akıllarını kullanmayan kör ve sağır kimseler için değil,her şeyi gerçek hali üzere ve net şekilde idrak eden,akılları tam zeki kimseler için ayetler ve ibretler vardır (13)”.’Hâla aklınızı kullanmayacak mısınız? (14)’

Yüce Allah buyuruyor ki;

‘Göklerin ve yerin yaratılışında,gece ile günfüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akıl sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır (15).

“Gök o kadar yüksektir ki,kainatın kuruluş tarihi olan ön dört (13,7) milyar seneden beri saniyede üç yüz milyon km hızla gelen bir çok yıldız ve galaksinin ışıkları daha yeni dünyamıza ulaşmaktadır.Bunu inkarcılar da bilirler,fakat inkar öyle bir körlüktür ki,alimi cahil,bileni bilmez duruma getirir.Bundan dolayı inkarcı kafirler çok akıllı da olsalar,inkar ettikleri din hususunda tımarhanelik hastalar kadar akılsızdırlar (16)”

“Yüce Allah buyuruyor ki:’Yeryüzünü yayıp döşeyen,oraya sabit dağlar yerleştiren,nehirler akıtan,orada her çeşit meyveyi iki çift olarak yaratan ve gündüzün üzerine geceyi örten de O’dur (17)’.

Gökleri direksiz olarak yaratan,her şeye egemen olup Güneş’i ve Ay’ı buyruğu altına alarak insana hizmet ettiren Allah’tır.Yeryüzünü bir döşek gibi döşeyip oraya nehirler akıtan,korku ve ümit dolu bakışlar altında bulutlardan gök gürültüsünü,şimşeği,yıldırımı,yağmuru ve doluyu indirip ölü toprağa can veren,üzüm,hurma bahçeleri,ekin alanları açan ve aynı sudan sulanmalarına rağmen şekli,tadı,kokusu, lezzeti birbirinden farklı nice meyveler yaratan da Allah’tır (18)”.’O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz? (19)’

“Yüce Allah buyuruyor ki:’O,kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır (20)”

“Güneşin ve ayın böyle muazzam bir şekilde dolaşıp hareket etmeleri,karanlık,aydınlık ve yıldızların yaratılması,sadece dünya işlerini ayarlayıp düzenlemek için değildir.Asıl amaç,bunlarla vakitleri tesbit ederek,ahiret için kazanç sağlamaya çalışmaktır.Nitekim Yüce Allah buyuruyor ki:’İbret almak veya şükretmek isteyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca gönderen O’dur (21)’ (22)”

Tüm bunlardan sonra “Ey insan,ikram sahibi Rabbine karşı seni aldatan nedir (23)”

Tesadüf Saçmalığı-3



(Not=Kesinlikle kişisel görüş belirtilmemiştir.Aşağıda müellif,cilt ve sayfa numarası belirtilen eserlerden alıntı yapılarak toparlanmıştır.Sadece bazı bölümlere ekstradan bazı ayet-i celileler eklenmiştir)

(1-Bakara Süresi’22);(2-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:3 / bkz:573);(3-Teğabun Süresi’10);(4-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:487);(5-Mülk Süresi’16);(6-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:544);(7-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:3 / bkz:182);(8-Fatır’27,28);(9-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’ail Azim / C:1 / bkz:255);(10-Nahl Süresi’17);(11-Yusuf Süresi’105);(12-Yusuf’105,106);(13-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:2 / bkz:601);(14-Nahl Süresi’17);(15-Al’i İmran Süresi’190);(16-İmam Gazali / Cevahir’ul Kur’an / bkz:23);(17-Ra’d Süresi’3);(18-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:591);(19-Rahman Süresi’13);(20-En’am Süresi’97);(21-Furkan Süresi’62);(22-İmam Gazali / el-İhya / C:1 / bkz:943);(23-İnfitar Süresi’7)