Tesadüf Saçmalığı-1

Tesadüf Saçmalığı



“Allah’a ortak koşanlar veya inkar edenler dünya hayatında altın,gümüş,mal ve servet olarak ne biriktirirlerse biriktirsinler,bunların hepsi inkar edenler için sadece dünya hayatında,geçici ve faydası sınırlı değerlerdir;bunlar ahiret hayatı için güvence sağlamazlar (1)”

“Artık,peygambere iman edenlere düşen,zalimlere aldırmadan Allah’ın kendileri için açmış olduğu engin yola/şeriata uymaktır.Zira herkes ne yaparsa,sonuçta kendine yapmış olacaktır.İnkar etmek de gerçekleri yok etmek anlamına gelmez,inkar etmenin sonuçlarından kurtulmak anlamına hiç gelmez.Çünkü adil bir yargıç ve ihtilafların halledileceği son bir duruşma günü elbette vardır.

Eğer dünya hayatının sonunda böyle bir değerlendirme olmasaydı veya bütün yapıp etmelerine rağmen,iyilerle kötüler bir tutulacak olsaydı,dünya hayatı ve evrendeki bu mükemmel düzen boş yere,hatta oyun ve eğlence olsun diye yaratılmış sayılabilirdi.Haşa! Allah böyle bir şey yapmaktan münezzehtir (2)”.Nitekim Yüce Allah buyuruyor ki:’Elbette Biz göğü, yeri ve aralarında olan varlıkları oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık (3)’

Hak hukuk tanımayan,hevasını kendisine tanrı edinen basiretsiz kimseler,istedikleri kadar desinler ki her şey zamana bağlıdır;bizi de zaman helak edecektir.Aklını kullanan her idrak sahibi bilir ki zaman da yaratılmışlardandır ve ona da hükmeden yüceler yücesi Allah’tır. Hiçbir şey,kendiliğinden var olamayacağı gibi yok da olamaz.Evrende belli bir amacı gerçekleştirmek için hesaplı,ölçülü,dengeli ve düzenli her hareketin sahibi Allah’tır.Her gün gözler önünde cereyan eden ölmeler,dirilmeler,düşünenler için tekrar diriltilmenin de apaçık belgelerindendir (4)”.İşte bundandır ki Yüce Allah buyuruyor ki:’Allah, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır (5) ‘Bu, düşünen ve ibret alanlara bir nasihattır (6)’

“Yüce Allah buyuruyor ki:’Şu sağırlara senmi işittireceksin! Şu görmeyenleri ve apaçık sapkınlık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin (7)’.Burada sağırlar ve görmeyenler mecazi anlamdadır;maksat batıl yolda olduğunu bildiği halde gerçekleri işitmek,görmek ve bilmek istemeyen kimselerdir (8)”

“İnsan şayet düşünecek olursa,gerçeği inkar etmekten daha zor bir şey yoktur.Çünkü şöyle kendisine bir baksa,çevresindeki canlı cansız eşyayı dikkatlice incelese ‘Elbette bunları bir çekip çeviren olmalıdır’ diyecektir.Bir defacık olsun ‘bu nasıl yaratılmış?’ diye düşünse,kendisini ikna edip iman etmesini sağlayacak o kadar çok bilgi ve belge var ki önünde… İnsan,ancak kendisini inkar edebilirse yaratıcısını da inkar edebilir,aksi halde akl-i selim sahibi bir insan için Allah’ı inkar etmek imkansız bir şeydir (9)”

“Allah gökten yağmur indirip onunla ölmüş olan yeryüzüne hayat verir. Elbette bunda gerçeğe kulak verecek kimseler için ibret ve delil vardır (10)”

“Yüce Allah buyuruyor ki:’Her cinsten tüm çiftleri yaratan O’dur.O,gemilerden ve hayvanlardan sizin için binekler yarattı ki üzerlerine binesiniz;onlara bindiğinizde Rabb’inizin nimetini zikredip ‘bunları bizim hizmetimize veren Allah’ı hamd ile tespih ederiz! Eğer o lütfetmeseydi biz bunlara yaklaşamazdık bile (11)’.

Bu ayet Allah’ın insanoğluna,ne yüce nimetler ve ne büyük imkanlar lütfettiğini görmesi için önemli bir tefekkür ve tezekkür noktasını hatırlatmaktadır.

Denizler,okyanuslar ve onlar üzerinde inşa edilmiş dağ gibi gemiler, insanın egemenliği altındadırlar.Hayvanlar da öyle! Karşılaştırıldığında,ufak tefek cirmine rağmen insanın onları kullanması,onların üzerine oturup,istediği yöne sevk etmesi Allah’ın insana bir lütfudur.Eğer Allah,eşyaya hakim olma kabiliyetini insana,insanlara boğun eğme durumunu da hayvanlara vermemiş olsaydı eşyanın kullanılması,elbette mümkün olmazdı (12)”

‘Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine göz göz ev (kovan) edin. Sonra da her türlü meyveden ye de Rabbinin sana yayılman için belirlediği yolları tut!” Onların karınlarından renkleri çeşit çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Elbette düşünen kimseler için bunda alacak ibret vardır (13)’.

“Özellikle bal arısı üzerinde bilimsel araştırmalar yaparak ondaki sırrı çözümleyen uzmanlar ve bu bilgiyi edinen kimseler bilirler ki arının biyolojik yapısında ve icra ettiği harika sanatında hatta kendi aralarındaki iş taksiminde ve görevlerine sadakatlerinde Allah’ın varlığı,birliği ve yüce kudreti hakkında nice işaretler ve deliller vardır (14)”

“yoksa sen, senin aslını topraktan, sonra da bir damla meniden yaratan, bilahere de seni böyle tam mükemmel bir insan şekline getiren Rabbini mi inkâr ediyorsun? (15) Ey kâfirler! Allah’ı nasıl inkâr edebilirsiniz ki siz ölü iken size hayatı veren O’dur (16)”

‘Allah katından, dönüşü olmayan bir gün (kıyamet günü) gelmeden önce yönünü o gerçek dine çevir! Kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhine olur.Zira Allah, iman edip iyi işler yapanlara kendi lütfundan karşılık verecektir. Şüphesiz O, kâfirleri sevmez. (17)’

“Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâla inanmayacaklar mı? (18)”

“Gözlerini,kulaklarını ve zihni faaliyetlerini manevi/metafizik aleme kapatanlar,eşyayı sadece tek pencereden görür ve aslı müsebbibi göremezler.Onlar,düşünmedikleri için dünyanın sadece zahirini bilirler,öte yüzünü idrak edemezler.Dolayısıyla bunlar,kuşatıcı bir basiretten yoksundurlar.Zaman zaman yüz yüze geldikleri tabii felaketleri,yalnızca tabiat olayları olarak değerlendirirler.Felaketlerin Cenab-ı Allah’ın iradesi ve izniyle gerçekleştiğini,aynı zamanda onunla dilediği kimseleri cezalandırırken dilediği kimseleri de koruduğunu düşünmezler.O nedenle böylesi kimseler,inançları ve yaşantılarıyla olaylar arasında ilişki kurmaya yanaşmazlar.Onlar, Firavun örneğinde çok net görülebileceği gibi,ancak felaket anında Allah’ı veya adını zikretmeseler bile,O’nu düşünür ve merhametine sığınırlar! Tabi ki iş işten geçtikten sonra (19)”

“Allah hiç kimsenin yaptığından habersiz değildir.Bu dünyada Allah’a boyun eğmeyip büyüklük taslayanlar,mahşer gününde develer gibi boyunlarını öne uzatmış;yüzlerini zillet bürümüş,kalpleri bomboş ve kendi yararlarına kullanabilecekleri hiçbir imkanları olmadığı halde çağrıldıkları yöne doğru yalpalayarak koşarlar.O halde müminler sabretmeli,geleceklerinden asla endişe etmeyip Aziz,Hakim olan Allah’a dayanmalı;hak bildikleri yolda tavizsiz olarak,emin adımlarla yürümelidirler.Sıkıntılı günler mutlaka sona erecek;güzel akıbet kesinlikle Allah’a dayananların olacaktır (20)”

“Bütün bunlardan sonra ey insan, senin mahşere ve hesaba inanmana hangi engel kalabilir? (21)”

Tesadüf Saçmalığı-2



(Not=Sadece bazı ayetleri ekledim ve yazıları düzenli bir şekilde birleştirip toparlanıp herhangi bir kişisel görüş katılmamıştır.Kaynaklar için alta)

(1-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:278);(2-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:301);(3-Enbiya Süresi’16);(4-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:302);(5-Casiye Süresi’22);(6-Hud Süresi’104);(7-Zuhruf Süresi’40);(8-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:280);(9-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:335-336);(10-Nahl Süresi’65);(11-Zuhruf Süresi’12,13);(12-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:273);(13-Nahl Süresi’68,69);(14-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:381);(15-Kehf Süresi’37);(16-Bakara Süresi’28);(17-Rum Süresi’43…45);(18-Enbiya Süresi’30);(19-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:487,488);(20-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:408);(21-Tin Süresi’7)