Tebliğ Metodu

İnsan anlattığını önce kendi tatbik edecek. Yapmadığın bir şeyi ona buna teklif etmek hayalîdir.

  • Şeriat-ı Garra; şeriatı yaşayıp, yaşatmakla olur.
  • Bil ki bildiresin, bul ki buldurasın, yaşa ki yaşatasın.

Allah’a dine küfredene gücün yetmiyorsa, engellemek için bir şey yapamıyorsan, oradan, onun yanından uzaklaş.

Dinsiz yaşantı külden tepedir. Ayıbı karşındakinde arayıp onu tedirgin edene kadar, o ayıbı kendinde olarak gösterip, güzel bir lisanla o kişiyi ikna eder, her ne kadar kötü bir insan dahi olsa ona karşı tevazu gösterirsen, bu halin onu gerçek yola davetiyedir.

Hangi yönden olursa olsun kötülüğün karşısına kötülükle çıkarsanız kavgayı büyütürsünüz, O zaman kaş yaparken göz elden çıkar, o suça sen de ortak olursun. O senin arabana değil sen onun arabasına binmiş olursun, iyilikle tebliğ olunan kötülükle red olunmaz, aksi çok az görülmüştür, hatta mümkün değildir. Nitekim Peygamberimiz dahi başta olmak şartıyla “Davetiye-i İslâm” ve “Tebliğ-i İnsan” konuya girdikleri zaman ne kadar azgın küfürle karşılaşsalar bile güzel cümlelerle onları ikna ederlerdi. Hazret-i Allah’ın hidayet ettiğine o da şefaat ederdi ve etmiştir. Mademki Server-i Enbiya’ya ümmet isek, bizlere düşen görev mevzuya sert girmeyeceğiz. İyilikle dünyayı kendine mahkûm edersin. Kötülükle sen kendin karıncaya mahkûm olursun.

  • Bazı insanlar var ki, veliyi deli eder, bazıları da var ki, deliyi veli eder.

“Ya Rab! Ben bu işe çok üzülüyorum, Senin emrini tebliğ ediyorum, ama kabul etmiyorlar”, “Ya Muhammedi Sen hiç üzülme, Benim hidayet etmediğime Sen şefaat edemezsin, Sana düşen tebliğdir”.

Bir vaizin söylediği Allah rızası için olursa cemaatin ceplerinde kalır, nefsinden söylerse kendi cebinde kalır.

Oku, öğret! Çalış, çalıştır!

Uyan, uyar! Uyuyorken kimseyi uyaramazsın.

Tartışmaya girmeyin, eğer bir konuya girip karşındakini irşad edebilecekseniz konuşursunuz. Değilse karşındaki daha da inatlaşır.

Meselâ, bir sigaraya sebep karşındaki sana inanmaz inkâr eder ve kâfir olur.

Biz önce kendi ruh âlemimizi ihya edecek olsak, ihya edilecek gönül çok buluruz. Biz gerçeğin yaşantısından değil, dedikodusundan, kargaşasından lezzet aldığımız için, başta nefsimize, sonra da çevremize etkili değiliz.

Müslümanları birbirine düşüren nifaktır. Tefrikacılık, zümrecilik İslâmiyet’te yoktur. Niye Müslüman kardeşine düşman oluyorsun? Senin güzel ahlâkın ona merhamet versin ki o da düzelsin. Bizim dinimiz düşmanlığı kabul etmiyor. Gerçek mü’minler birbirine kardeştir.

Kimseyi taşlamayın, kendinizden başka.

Bir insan müraî de olsa dokunmayın, bakarsın iyi birisi onun sırtına biner içinize gelir.

Camdan bakarsan yolcuyu, aynadan bakarsan kendini, şeriat aynasından bakarsan Allah’ı görürsün.

Bir insan nefsine kabul ettiremediği bir şeyi başkasına kabul ettiremez.

Bulunduğunuz yerde canlanma yoksa, yine sebep sizsiniz.

Vaaz eden hoca önce kendi nefsine kabul ettirecek. Şayet böyle değilse uçsa kanatları şeytandır.



Kaynak= Turan Yazılım / Mürşit 5 / Tasavvuf / Sırr-ı A’zam / C:2

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.