Tebbet Süresi Bilmen Tefsiri

  • Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb Kurusun Ebû Leheb’in elleri. Zaten de kurudu!
  • Mâ eğnâ anhü mâlühû ve mâ kesebOna ne malı, ne de yaptığı işler fayda verdi!
  • Seyeslâ nâren zâte lehebO, alev alev yükselen ateşe girecek,
  • Vemraetühû hammâletelhatabO odun yüklenmiş olan eşi de,
  • Fî cî dihâ hablün min mesed Boynunda bükülmüş urgan olarak,o ateşe odun taşıyacak.

Cîd” Unuk, boyun demektir.”

  • Mesed” de bükülmüş ip, urgan mânâsınadır.

Bu mübârek sûrenin iniş sebebi hakkında Sahih-i Buhari’de ve tefsirlerde şöyle deniliyor: “En yakın olan akrabanı uyar” (Şuara, 26/214) meâlindeki âyet-i kerîme nâzîl olunca Resûl-i Ekrem (s.a.v) Safa tepesine çıkmış, seslenerek Kureyş kabîlesini çağırmış, onlar da gelip toplanmışlar Ebû Leheb de gelmiş idi, Hz. Peygamber buyurmuş ki: Size bir düşmanın sabahleyin veya akşamleyin gelip hücum edeceğini haber versem, beni tasdik eder misiniz?. Onlar da dediler ki: Evet.. Tasdik ederiz, çünkü, hepsi de Resûl-i Ekrem’in Muhammedül’emîn olduğunu bilip itiraf ederlerdi,onun üzerine Yüce Peygamber buyurdu ki: Ben sizi ilerdeki bir azaptan dolayı korkutucuyum, yâni öyle bir azaba uğramamak için İslâm dinini kabul ediniz, Peygamber’in bu ihtarını dinleyen Ebû Leheb, o muazzam Peygamberin amcası bulunmak şerefine sâhip olduğu hâlde hemen inkâra başladı “Tebbenlek”: Yazıklar olsun sana!. Sen bizleri bunun için mi dâvet ettin dedi, Resûl-i Ekrem’e hakaret göstererek oradan ayrıldı gitti. İşte bu hâdise üzerine bu sûre-i celîle nâzil olmuş, helâke lâyık olan şahısların Ebû Leheb gibi inkârcılardan ibaret olduğu gösterilmiştir.

Gerçekten de Ebû Leheb, Hicretin ikinci senesi Bedr gazvesinde İslâm mücahitlerinin muvaffakiyetlerinden dolayı üzülerek yedi gün sonra Adese denilen ufacık bir sivilce hastalığı olup helâk edici olan bir hastalıktan öldü vücudu kokuştu, o bulaşıcı bir hastalık olduğu için çoluk çocuğu bile yanına yaklaşamaz oldular, nihâyet üç gün sonra bir yere defnedildi. İşte kendisine serveti de, çoluk çocuğu da bir faide veremez bulunmuştu. Daha sonra eşi de ölüp lâyık olduğu cezaya kavuşmuştur.

Kısacası: Bu sûre-i celîle, bildirmiş oluyor ki: Cenab-ı Allah’ın dinine, Resûlü’ne, düşman olanlar, bir hidâyet mumunu söndürmek isteyenler, nihâyet kendi çirkin düşüncelerinin, kötü amellerinin şiddetli cezalarına uğrayacaklardır. Maamafih onların dünyada uğrayacakları felâketler, kendilerini gelecekteki, âhiret âlemindeki asıl, en korkunç cezalardan aslâ kurtaracak değildir. Onların gelecekleri ise daha pek ziyade korkunçtur. Binaenaleyh asıl selâmet ve saadete nâil olmak isteyenler, Resûl-i Ekrem’e tâbi olarak onun gösterdiği yolu takip etmelidirler. İslâm dinine güzelce sarılmalıdırlar. İşte insanlar, ancak o sâyede ilâhî lütuflara nâil olurlar, ebedî saadetlerini temin etmiş bulunurlar. Ve başarı, Allah’tandır.



  • Kaynak = Turan Yazılım / Mürşit 5 / Kur’an / Tefsir / Bilmen
Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.