Tasavvufi Düşüncenin Dini Ve Fikri Temelleri

İslam,müminlerin dünya hayatına ve maddi zevklere dalmamalarını,ahirete ve manevi değerlere öncelik vermelerini ister.Yüce Allah şöyle buyuruyor : “Azgınlaşan ve dünya hayatını tercih edenin gideceği yer cehennemdir (1)” Siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz ama ahiret hayatı daha hayırlı ve daha kalıcıdır (2)”

Tasavvufta dünya hayatına ahiret hayatı kadar veya daha fazla önem vermemek esastır.Bu nokta Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde de kuvvetle vurgulanmıştır.Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“Dünya hayatı aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir (3).Doğrusu dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir (4).Allah’ın vaadi haktır,sakın dünya hayatı sizi kandırmasın ve şeytan Allah’ın affına güvendirerek sizi aldatmasın (5).Dünya,menfaati önemsizdir,takva sahipleri için ahiret daha hayırlıdır (6).Şu dünya hayatı,sadece bir oyun ve eğlencedir,ahiret ise gerçek bir hayattır (7).Dünya hayatı sadece bir oyun,bir eğlence,bir süs,aranızda bir öğünme vesilesi ve daha çok servet ve evlada sahip olma yarışıdır (8).Mal ve evlat dünya hayatının süsüdür.Kalıcı olan iyi işler ise,hem sevap olması bakımından hem de ümit bağlanması bakımından Rabbinin nezdinde çok hayırlıdır (9)”

Kur’an-ı Kerim’e göre insan dünyadan çok ahireti istemelidir.”Kim ahiret yararını iseterse ona bunu fazlasıyla veririrz,kim dünya yararını isterse ona da dünyadan bir şeyler veririz,ama ahirette bir nasibi olmaz (10)”.Kısaca servetler,kazançlar, zenginlikler ve her çeşit nimetler ahirette ve Allah katında bol bol mevcuttur.

Ahiretin dünyadan üstün,oradaki nimetlerin buradaki servetten daha önemli olduğuna inanan bir müslüman daha nitelikli ve daha çok ibadet eder.,hak hukuk gözetir,ahlak kurallarına bağlı kalır,haram ve helali bilir.Böyle bir hayat yaşamayan bir kimsenin dünyadan çok ahirete önem ve değer verdiği söylenemez.İbadet zühdün tabii bir sonucudur.

İslam’da kalp temizliği önemlidir.Her şeyden önce Cebrail Kur’an-ı Kerim’i Hz Peygamber’in kalbine indirmiştir.”Allah’ın huzuruna temiz (selim) bir kalple çıkmaktan başka hiçbir şeyin faydası yoktur (11).Allah sekineti (huzuru) müminlerin kalplerine indirmiştir (12).Kalpler Allah’ı zikretmekle huzur bulur (13)”

Onun için Allah’ı çok zikretmek tavsiye edilmiştir.Herşeyin temeli olan iman kalbin tasdiklerinden ibarettir.Niyet bütün ibadetlerin temelidir.Halis niyet de kalpte gerçekleşir.İbadetlere kalbin temiz,niyetin iyi olması oranında sevap verilir.

Kur’an,kalbin görme niteliğinden söz eder.Yeryüzünde dolaşıp ibret almayanları,düşünecek kalbi,işitecek kulağı olmayanları uyarır.”Dikkat edin,baştaki gözler değil,göğüslerdeki kalpler kör olur (14)”.Hassas , yufka ve temiz kalplerden bahseden Kur’an taş gibi katı,kirli ve kilit vurulmuş kalplerin bulunabileceğine de dikkat çeker.Kalbin kirlenmiş şekline bazan nefis de denir.Buna karşın nefsin arınmış şekli de kalptir,kalp hükmündedir.”Nefsini kirleten hüsrandadır,onu arındıran kurtuluşa erer (15)”

Bir MüslümanAllah’ı,Rsulü’nü ve Allah yolunda mücadele etmeyi babasından,oğullarından , kardeşlerinden,eşlerinden , kabilesinden,servetinden , ticaretinden ve meskeninden daha çok sevmekle yükümlüdür.Eğer daha çok sevmezse Kur’an’ın ifadesiyle “Allah’ın hükmü tecelli edene kadar bekleyin,Allah günahkar bir toplumu hidayete erdirmez (16)”

Sevens evgiliye itaat eder,ona tabi olur,onu razı etmeye çalışır,emirlerine uyar,onu darıltacak davranışlardan sakınır.Kısaca sevginin sonucu Allah’ın emirlerine uymak,yasaklarından kaçınmaktır.

Allah’ın peygamberine uymak Allah’ın sevgisini kazandırır.Onun için yüce Allah şöyle buyurmuşur: “Ya Muhammed! De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki O’da sizi sevsin (17)”

Tasavvufta hedep bir Müslümanın gönüllü olarak ve seve seve Allah’a ibadet etmesini sağlamaktır.Bu mertebede ibadet insana zor gelmez,tersine ona haz ve huzur verir.İbadet halinde olmaması ise onu rahatsız eder.

Zühd ile tasavvuf arasındaki en önemli fark ; zühdde korku,tasavvufta sevgi unsurunun ağır basmasıdır.Zühd hareketinde korku sevgiyi,tasavvuf hareketinde ise sevgi korkuyu kapsar.Zühd ahirette kurtuluşu amaçlayan nisbeten özel bir manevi hal,tasavvuf ise bu hayata dayanan ama daha çok Allah’ın rızasını ve sevgisini kazanmayı amaçlayan daha kapsamlı manevi hayattır.

Tasavvuf ; Kulun Allah’a yaklaşması ve O’nunla böyle manevi bir ilişki kurmasıdır.Allah kuluna şah damarından daha yakındır.Allah’ın bir ismi el-karib’dir.Yani o her zaman herkese yakındır.Fakat sevdiği kullarına özel bir anlamda yakındır.Allah’ın yakınlığını kazanan insanlara mukarreb denir.



Kaynak = Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları / İlmihal / C: 1 / bkz= 48-55

(1-Naziat 38) ; (2-A’la 16) ; (3-Al-i İmran 185) ; (4-Muhammed 36) ; (5-Lokman 33) ; (6-Nisa 77) ; (7-Ankebut 64) ; (8-Hadid 20) ; (9-Kehf 46) ; (10-Şura 20 – Bakara 200 – Al-i İmran 145 – Hud 15) ; (11-Şuara 89) ; (12-Feth 4) ; (13-Ra’d 28) ; (14-Hac 46) ; (15-Şems 9-10) ; (16-Tevbe 24) ; (17-Al-i İmran 31)