Tarık Süresi Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri

Tarık Süresi Ömer Nasuhi Bilmen Meali Ve Tefsiri



Bu mübarek sûre, “Beled Süresi”nden sonra Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. On yedi ayet-i kerimeyi içermektedir. Tarık denilen yıldıza yemîn ile başladığı için kendisine bu Tarık adı verilmiştir. Ve bu iki süre de Kur’an-ı Kerim’i yalanlayanları bildirmiştir. Ve Kur’an-ı Kerîm’in yüksek vasfım ve o yalanlayanların reddini içermektedir. Binaenaleyh aralarında büyük bir münâsebet vardır.

1 – Göğe ve “Tarık’a” kasem ederim.

1. Bu mübârek sûre, insanların boş yere olmaksızın nasıl bir tarzda yaratılmış olduklarını ihtar ediyor. Hepsinin de durumları korunmuş olup, bilâhare tekrar hayata erdirileceklerini birer muazzam, parlak kudret eserine yemîn sûretiyle haber veriyor. İnkârcıların eza ve cefasına uğramış olan Resûl-i Ekrem ile Ashab-ı Kirâmi’na teselli verici bir mahiyette bulunmaktadır.

Şöyle ki: (Andolsun göğe ve tank’a.) O muazzam gök kubbesine ve tank denilen kudret eserine. Bunların hâlleri, şekilleri, doğuş ve batışları pek enteresan ve hoş olup bunları güzelce seyreden ve düşünenler için bunlar, birer kudret delili olduğundan Kur’an-ı Kerim’de bunlara çokça yemîn edilmiş, bunlara dikkatler çekilmek istenilmiştir.

2 – Tarık, bilir misin nedir?

2. (Tarık’ın ne olduğunu bildin mi?. Ey Yaratıkların en şereflisi!. O Tank ne kadar muazzam bir kudret eseridir. Bu gibi istifham yoluyla hitap bildirilecek şeyin azamet ve yüceliğine işaret eden bir konuşma üslûbudur.

3 – O pırıl pırıl parlayan bir yıldızdır.

3. (O) Târık, gecenin karanlığını (delen bir yıldızdır.) Işığıyla etrafı aydınlatır, bu yıldızlardan maksat, ya Süreyya’dır veya Cedi veya Zühre yıldızıdır. Veyâhut mutlaka yıldız cinsidir. Çünkü her yıldızın kendisine mahsus bir ışığı vardır, onunla karanlığı deler yok eder.

4 – Hiçbir kimse yoktur ki yanında bekçi bir melek bulunmasın.

4. Evet.. Yemîn olsun ki: (Hiç bir nefis yoktur ki:) Özellikle insan nefislerinden hiç biri müstesna değildir ki, (illâ onun üzerinde bir gözetici vardır.) Yâni: Onu koruyan, onun hareket ve davranıştan gözeten, bilen bir zât vardır ki: O da Cenab-ı Hak’tır veya hafaza meleğidir ki: O kendisinin bütün amellerini, hayatî işlerini yazar, tespit eder. Bu âyet-i kerîme yukarıdaki yeminin cevabıdır.

5 – Öyleyse insan neden yaratıldığını bir düşünsün!

5. (Artık insan) yaratılışının başlangıcını düşünsün, (neden yaratılmış) olduğuna (bir baksın.) İlâhî kudretin ne kadar muazzam olduğunu düşünmeye dalsın, onu öyle yaratmış olan bir Yüce Yaratıcı onu öldürdükten sonra tekrar iâde edemez mi?

6 – O, atılan bir sudan yaratıldı.

6. Evet.. İnsan, başlangıçta Allah’ın kudreti ile (bir atılgan sudan yaratılmıştır.) Ki: O, süratle akan, ana rahmine düşen bir nutfeden ibarettir.

7 – Bel ile göğüs nahiyesinden çıkan,

7. İşte o su, erkeğin (Arka kemiği ile) kadının (göğüs kemikleri arasından çıkıversin.) Böyle ince, garip bir damladan ibarettir. Böyle olduğu hâlde Allah’ın kudreti ile büyüyüp ve gelişip mükemmel bir insan olarak varlık alanına çıkıyor.

Sulb” Erkeğin arka kemiği demektir.

Terâib” de kadının göğüs kemikleri mânâsınadır.

8 – Onu ilkin yaratan Allah, elbette onu diriltmeye kadirdir.

Allah insanın yaratılışını gözle görülmesi mümkün olmayacak kadar küçük bir hücreden başlatmaktadır. Bu safhadan, ana karnında hilkati tamamlanıp dünyaya gelmesine, bebeklik, çocukluk, gençlik safhalarını tamamlayıp olgunluk safhasına varıncaya kadar, binlerce tehlikelere karşı onu koruyup kollaması, onu ölümden sonra dirilteceğinin en kuvvetli delilidir. Aksi halde, Yaratıcının varlığını inkâr etmek gerekir ki bu da imkânsızdır. İnkârcıların “Kitaplar, yazan ve basan kimseler olmaksızın kendi kendilerine meydana gelmektedir veya dünyadaki bütün şehirler kendi kendilerine meydana gelmişlerdir” gibi hürafeleri öne sürmeleri gerekir. Bu deliliği de kabul edecek insan kolay kolay bulunamaz.

8. Artık (Şüphe yok ki: O) öyle bir damla sudan o kadar mükemmel bir sûret ve mahiyette bulunan insanı yaratan Yüce Yaratıcı (bunu) bu insanı, öldürdükten sonra da tekrar hayat sahasına (döndürmeğe de elbette kaadirdir.) Evet.. O Kerem Sâhibi Yaratıcı, insanı yaratıyor, besliyor, bir çoklarını ihtiyarlık çağına kavuşturuyor, artık onu öldürdükten sonra tekrar hayata erdiremez mi? Bunu hangi akıllı bir kimse, imkânsız görebilir? Elbette ki: O Yüce Yaratıcı’nın sonsuz kudreti, yeniden yaratmaya da fazlasıyla kâfidir.

9 – Gün gelir, bütün gizli haller ortaya dökülür…

9. Evet.. O Hikmet Sâhibi Yaratıcı o insanları öldürdükten sonra yeni bir hayata kavuşturacaktır. (Gizli şeylerin) bütün inanç, amel ve fiillere dair amel sahifelerinde yazılmış muamelelerin (açıklanacağı gün.) Ortaya çıkacağı zaman ki, o da, kıyamet gününden ibarettir.

10 – O gün insanın ne bir kudreti, ne de bir yardımcısı kalır.

10. (Artık onun için) Öyle bir kıyamet âlemini inkâr eden her hangi bir şahıs için o günde (bir kuvvet) yoktur ki, kendisine yönelecek cezayı bertaraf edebilsin. (ve bir yardımcı) da (yoktur) ki: Onu himâyeye çalışsın, onu yüz gösteren azaplardan kurtarabilsin.

11 – Yağmur dolu gök,

11. (Andolsun o dönüş sâhibi olan semâya. Hareket edip dolaşan o Yüce manzaraya.

“Recı” kelimesi rucu ve icra, yâni: Dönmek ve döndürülmek mânâsınadır. Burada bundan maksat ya gök kubbesinin hareket edip dönmesidir. Eski astronomi âlimleri buna inanmışlardır. Veya tek olarak, güneşin, ayın ve yıldızların dönüp dolaşmalarıdır ki, bunlar semâda görüldükleri için bunların bu dolaşması semâya nispet edilmiştir. Veyâhut burcundan maksat: Yağmurların yağmasıdır ki, hareket eden bulutlardan çıkarak yeryüzüne serpilmekte ve rüzgârlar ile her tarafa dönüp gitmektedirler.

12 – Bitkilerin çıkması için yarılan yer hakkı için:

12. (Ve) Andolsun (çatlayıp) ağaçlar ile, meyveler ile, bitkiler ile (yayılan yeryüzüne.) O garip, acaib manzaraları gösteren yer sahasına.

13 – Bu Kur’ân, kesin bir sözdür, hakla batılı ayırt eden bir sözdür!

13. (Şüphe yok ki: O) Kur’an-ı Kerim, yâhut ölülerin yeniden hayata erdirileceğine dair olan ilâhî beyan (elbette bir ayırt eden) hak ile bâtılın arasını ayıran bir (kelâmdır.) Bir hakikati beyan eden sözdür.

14 – O bir şaka değildir.

14. (Ve o) Hakikati beyan eden söz (bir şaka değildir.) Lâtife tarzında bir söz olmaktan uzaktır.

15 – O kâfirler, vargüçleriyle hile kurarlar.

15. (Muhakkak ki, onlar) İslâm dininin düşmanları olan inkârcılar, (Bir hile ile hilede bulunurlar.) İnsanların İslâm dinini kabulüne mâni olmak için hilelerde, iftiralarda bulunmaya cür’et ederler. Kur’an-ı Kerim’e sihir ve Resûl-i Ekrem’e sihirbaz veya şair demekten sıkılmazlar. Allah’ın nûrunu söndürmeğe çalışırlar.

16 – Ben de kurarım, (yani hilelerini boşa çıkarırım).

16. Hak Teâlâ da buyuruyor ki: (Ben de) İlâhî zatını da o hain kimselere karşı, (bir hile ile hilede bulunurum.) Yâni: Onların hilelerini iptal ederim, onların hilelerine karşı Yüce Peygamberime zafer veririm, onun neşrettiği din’i yükseltirim veya onları hilelerinin cezasiyle cezalandırırım, nitekim Bedr Gazvesindeki katledilmeleri, esir alınmaları bu ceza cümlesindendir. Âhiretteki cezaları ise Elbette ki, daha müthiştir.

17 – Öyleyse o kâfirleri kendi hallerine bırak! (yakında sana olan desteğimiz gelecektir).

17. (Artık) Ey peygamber!. Sen üzülme, o (kâfirlere mühlet ver) onlardan hemen intikam almaya kalkışma, onların derhal helâk olmalarına dua etme, onların mahv ve perişan olmalarını acele isteme. Evet.. (Onları biraz bırak.) Onların âkıbetlerine bak.. Onların başlarına gelecek cezayı yakında göreceksindir.

“Ruveyd” kelimesi, yakın, az, ağır ağır acelesiz mânâsınadır. Böyle az bir müddet beklemekle emredilmesi, Resûl-i Ekrem için bir teselliyi içermektedir, kâfirlerin hilelerinden, saldırılarından endişede bulunan müminlerin haklarında da bir teskin ve tahmin vesîlesidir. Çünkü: O hilekâr düşmanların hileleri sönerek kendilerinin zarar ve ziyana uğrayacaklarına İslâm dininin ise tam bir muvaffakiyetle yayılmaya devam edeceğine işârette bulunmaktadır. Elbette ki, Cenab-ı Hak, İslâm dinini her zaman koruyacak ve yüceltecektir. Amennâ..



Kaynak = Turan Yazılım / Mütşit 5 / Kur’an / Meal:Yıldırım & Tefsir / Bilmen

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.