Takdir Edici Olan Allah

Kader Ve Allah’ın Dilemesi



Bireysel davranışlarda bir eylem kişi tarafından seçilip yapıldığı,kişinin seçimine göre de Allah bu eylemi yarattığı ve bundan dolayı onu sorumlu tuttuğu gibi toplumsal davranışlar da -fertlerin davranışlarının toplamı ve bileşkesi olduğu için- toplumun tercihleri doğrultusunda yüce Allah tarafından yaratılırlar.Nitekim Kur’an da ;

‘Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah onlarda bulunanı değiştirmez.Allah bir topluma kötülük diledi mi,artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur.Onların Allah’tan başka yardımcıları da yoktur (Rad 13)’

buyurularak toplumsal değişimlerin ve dönüşümlerin o toplumların tercihleri doğrultusunda Allah tarafından gerçekleştirildiği belirtilmektedir.

Bu bilgiler doğrultusunda kaderi şu şekilde açıklamak mümkündür

Yüce Allah insanların hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede ve ne şekilde seçileceğini ezeli yani zamanla sınırlı olmayan mutlak ilmiyle bilir ve bu bilgisine göre diler ; yine Allah,bu dilemesine göre takdir buyurup zamanı gelince kulun seçimi doğrultusunda yaratır.Bu durumda Allah’ın ilmi,kulun seçimine bağlı olup Allah’ın ezeli manada bir şeyi bilmesinin,kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur.

Aslında insanlar,Allah’ın kendileri hakkında sahip olduğu bilgiden habersizdirler ve pratik hayatta bu bilginin etkisi altında kalmaksızın kendi iradeleriyle davranmaktadırlar.Başka bir ifadeyle insan;

Allah bildiği için belli işleri yapmakta değildir ; insanın bu işleri yapması,onun tarafından zaman üstülükte (ezel) ve mutlak anlamda bilinmektedir.Allah kulunu,seçen ve seçtiklerinden sorumlu olan bir varlık olarak yaratmış,onu emir ve yasaklarla sorumlu tutmuştur.Ayrıca kulun seçimine göre eylemin yaratılacağı noktasında bir ilahi kanun da belirlenmiştir.

Kader konusunda unutulmaması gereken bir husus

Onun iç yüzünü ancak Allah’ın bilebileceği bir sır oluşudur.İnsanın sınırlı ve yetersiz aklı,böyle büyük bir problemi mutlak anlamda çözme kabiliyetinden yoksundur.Çözemeyişinin ve çözüm yolunda attığı adımlarda zorlanmasının sebebi,zaman kavramıyla şekillenmiş insan aklı ve düşüncesinin,zamansızlığın ve zaman üstülüğün söz konusu olduğu ilahi ilim,irade ve kudreti idrak edip kavrayabilecek güç ve yetenekte olmamasıdır.



Kaynak = Diyanet İşleri Başkanlığı / İslam’a Giriş (Gençliğin İslam Bilgisi) / bkz: 51-52