Şura Süresi 29-53 Arası Ayetlerin İbn Kesir Meali Ve Tefsiri

Şura Süresi 29-53 Arası Ayetlerin Meali Ve Tefsiri



29 Göklerle yerin yaratılışı ve onlarda yaydığı her bir canlı onun ayetlerindendir ve o dilediği zaman onları toplamaya gücü yetendir

30- Size isabet eden her musibet ellerinizle kazandıklarınız sebebi iledir,çoğunu da affeder

Reasulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur : Nefsim elinde olana yemin ederim ki ,mümine isabet eden herhangi bir yorgunluk,ağrı , kader,üzüntü sebebiyle mutlaka Allah onun günahlarından bir kısmını örter (affeder),ona batan bir dikene varıncaya kadar

31- Siz yeryüzünde aciz bırakilebilecekler değilsiniz.Sizin Allah’tan başka ne bir veliniz,ne de bir yardımcınız vardır.

32- Denizde dağlar gibi akıp giden gemiler de onun ayetlerindendir

33- Dilerse rüzgarı durdurur da o gemiler de üstünde akmaksızın kalırlardı.Şüphesiz ki bunlarda çok sabreden ve çok şükreden herkes için ayetler vardır

34- Yahut kazandıkları sebebi ile o gemileri helak eder,birçoğunu da affeder

35- Ta ki ayetlerimiz hakkında tartışanlar kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bileler

36- Size verilmiş herhangi bir şey,dünya hayatının geçimliğidir.Allah’ın nezdindekiler ise iman edip,Rablerine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır

Yüce Rabbimiz dünya hayatının durumunu,süsünü , ,içindeki güzellikleri,geçici nimetleri şu buyruğuyla küçümseyerek şöyle buyurmaktadır : ‘Size verilmiş herhangi bir şey,dünya hayatının geçimliğidir’.Yani her ne ele geçirir,ne toplarsanız ona aldanmayınız.O ancak dünya hayatının geçimliğidir,dünya ise aşağılık,fani ve kaçınılmaz olarak yok olacak bir yurttur. ‘Allah’ın nezdindekiler ise ……  daha hayırlı ve daha kalıcıdır’.Allah’ın sevabı dünyadan hayırlıdır çünkü o kalıcıdır,ebedidir. Dolayısıyla sakın fani olanı kalıcı olanın önüne geçirmeyin.Bunun için yüce Allah ‘iman edip’ yani dünyada lezzetleri terk etmeye sabredip ‘Rablerine tevekkül edenler için…. ‘ buyurmaktadır. Yani vacipleri (farzları) eda etmek ve haramları terk etmek hususunda gösterecekleri sabırda kendilerine yardımcı olmak içindir.

37- Onlar ki büyük günahlardan hayasızca davranışlardan uzak dururlar.Öfklendiklerinde de onlar bağışlarlar

38- Onlar ki Rablerinin çağrısını kabul ederler,namazı dosdoğru kılarlar,işleri de aralarında şura iledir.Kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler

39- Ve onlar ki kendilerine zulüm isabet ettiğinde yardımlaşarak zulme karşılık verirler.

40 Bir kötülüğün cezası onun gibi bir kötülüktür.Kim affedip düzeltirse artık onun mükafatını vermek Allah’a aittir.Şüphe yok ki o zalimleri sevmez

Şanı yüce ve mübarek Rabbimizin ‘Bir kötülüğün cezası onun gibi bir kötülüktür’ buyruğu şu buyrukları gibidir : ‘Size kim saldırırsa siz de tıpkı onların size saldırdıkları gibi karşılık verin (1).Şayet bir ceza verecek olursanız size yapılan saldırının misli ile karşılık verin.Sabrederseniz andolsun ki bu sabredenler için daha hayırlıdır (2).Bu sebeple yüce Allah adaletin kendisi olan kısası (misillemeyi) meşru kılmış,bununla birlikte faziletin ta kendisi olan affetmeyi de  teşvik etmiştir.Yüce Allah’ın ‘Yaralar da birbirine kısas yapılır fakat kim onu sadaka olarak bağışlarsa bu ona kefaret olur (3). buyruğunda olduğu gibi.Bunun için de yüce Rabbimiz burada ‘Kim affedip düzeltirse artık onun mükafatını vermek Allah’a aittir’ buyurmaktadır.Yani bu Allah’ın yanında asla boşa gitmez.Nitekim Resulüllah (s.a.v)  de şöyle buyurmuştur : Allah affetmesi sebebiyle bir kulun ancak izzetini artırır.

41 Kim de zulme uğradıktan sonra intikamını alırsa işte onların aleyhine bir yol yoktur

42 Ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık gösterenler aleyhine yol vardır.İşte bunlar için çok acıklı azap vardır

43 Bununla beraber kim de sabreder ve bağışlarsa muhakkak bu,üzerinde kararlılıkla durmaya değer işlerdendir.

Bir adam gelip sana bir başkasını şikayet edecek olursa,sende o kişiye şöyle de : Kardeşim onu affet,çünkü affetmek takvaya daha yakındır.Eğer kalbimden onu affetmek gelmiyor ama yüce Allah’ın bana emrettiği şekilde ben ondan hakkımı alacağım diyecek olursa sen de ona şöyle de : Eğer güzel bir şekilde hakkını alabileceksen al,aksi takdirde affetmek kapısına dön.Çünkü o geniş bir kapıdır ve çünkü kim affedip,düzeltirse ecrini vermek Allah’a aittir.Affeden kimse geceleyin yatağı üzerinde rahat yatar ama intikam alan bir kimse işleri ters yüz edebilir.

Bir hadis-i şerifte şöyle anlatılmaktadır : Bir adam Hz Ebu Bekir’e sövüp saydı.Resulüllah (s.a.v) hayret ederek gülümsüyordu.Adam sövüp saymayı çoğaltınca Ebu Bekir bir kısmına cevap verdi.Bu sefer Resulüllah (s.a.v) kızıp kalktı.Ebu Bekir arkasından yetişerek Ey Allah’ın Resulü! Adam bana sövüp sayıyordu sen de oturuyordun.Ben ona söylediklerinin bir kısmında cevap verirken kızdın ve kalkdtın dedi.Allah Resulü’de şöyle buyurdu : Seninle birlikte iken senin yerine seni savunan bir melek vardı.Sen o adama söylediklerinin bir kısmına cevap verince, ku kez melek gitti şeytan geldi.Bende şeytanla birlikte oturacak değildim dedi.Sonra Allah Resulü şöyle buyurdu : Ey Ebu Bekir! Üç şey tamamen haktır.

1- Eğer bir kula haksızlık yapılacak ve Allah için onu görmezlikten gelecek olursa,muhakkak Allah ondan dolayı o kulu pek muazzam bir zafere eriştirir.

2- Bir adam bir bağı gözetmek isteği ile bir ihsan kapısını açacak olursa,mutlaka ondan dolayı Allah onun malını çoğaltır

3- Bir adam malını arttırmak maksadıyla bir dilenme kapısını açacak olursa,Allah mutlaka ondan dolayı onun azığını (fakirliğini) arttırır

44 Allah kimi saptırırsa bundan sonra artık onun için hiçbir veli olmaz.Azabı gördüklerinde zalimlerin ‘Acaba geri dönüşün bir yolu var mı?’ dediklerini görürsün

45 Onları ateşe arz olunduklarında zilletten boyunlarını bükmüş,göz ucuyla gizlice baktıklarını görürsün.İman edenler derler ki ‘Muhakkak hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde hem kendilerini,hem yakınlarını kaybedenlerdir’.Haberiniz olsun ki muhakkak zalimler sürekli bir azap içindedirler

46 Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek hiçbir velileri olmaz.Allah’ın saptırdığı kimselerin yol bulmalarına imkan yoktur.

47 Allah’tan geri çevrilmesi mümkün olmayan bir gün gelmezden önce Rabbinizin davetine icabet edin.O günde sizin sığınacak bir yeriniz de olmaz,hiç inkar da edemezsiniz

48 Eğer yüz çevirirlerse biz seni onların üzerine bir bekçi göndermedik.Sana düşen ancak tebliğdir.Muhakkak biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda bundan dolayı o sevinir.Şayet ellerinin önden gönderdikleri sebebi ile onlara bir kötülük isabet etse,o zaman insan şüphesiz nankörlük eder.

49 Göklerle yerin mülkü yalnız Allah’ındır.Dilediğini yaratır,dilediğine kızlar ihsan eder,dilediğine de erkek evlat bağışlar

Yüce Allah gökleri ve yeri yaratanın kendisi olduğunu,onlarda kendisinin tasarruf ettiğini,O’nun dilediği bir şeyin olup,dilemediği şeyin olmadığını,dilediğine verip dilemediğine vermediğini,verdiğini kimsenin alıkoyamayacağını ,vermediğini de kimsenin veremeyeceğini , dilediği her bir şeyi yarattığını, ‘dilediğinize kızlar ihsan eder’ yani ona yalnızca kız evlatlar bağışladığını haber vermektedir.

50- Yahut onlara erkekler ve dişiler olarak her ikisinden de verir,dilediğini de kısır bırakır.Muhakkak O çok iyi bilendir,her şeye gücü yetendir.

‘Yahut onlara erkekler ve dişiler olarak her ikisinden de verir’. Yani dilediği kişilere hem erkek,hem kız çocukları verir.Bundan da,ondan da verir. ‘dilediğini de kısır bırakır’.Yani onun çocuğu olmaz.Böylelikle yüce Allah (bu bakımdan) insnaları dört kısıma ayırmış olmaktadır.

1- Kimisine sadece kız evlat verir

2- Kimilerine sadece erkek evlat verir

3- Kimisine erkek ve kız olmak üzere her iki türden verir

4- Kimisine de bunların hiçbirini vermeyerek onu nesli devam etmeyecek ve çocuğu olmayacak şekilde kısır bırakır

51- Allah bir insanla ancak vahiy yolu ile konuşur.Ya bir perde arkasından yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder.Şüphesiz O çok yücedir,hikmeti sonsuz olandır

52- Sana da böylece emrimizden bir ruh vahyettik.Kitabın da,imanın da ne olduğunu bilmezdin,fakat biz onu kendisiyle kullarımızdan dilediğimizi hidayete ilettiğimiz bir nur kıldık ve muhakkak ki sen doğru yola iletirsin

53 Göklerde ne var,yerde ne varsa kendisinin olan Allah’ın yoluna.Şunu bilin ki bütün işler Allah’a döner



Kaynak : İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri (Tefsiru’l Kur’an’il Azim) / C:IX / bkz:561-609

(1- Bakara 194) – (2- Nahl 126) – (3- Maide 45)