Şüpheyi Doğuran Şeyler

  • 14 Temmuz 2018
  • 40 kez görüntülendi.

Şüphecilik



a- Helal ve haram kılan sebep hakkında şüpheye düşmek : Bu durum da ya iki sebep birbirine denktir ya da ihtimallerden biri daha baskındır.Eğer iki ihtimal eşitse önceden bilinen hüküm geçerli olup onu yapmak müstehaptır ve şüphe sebebiyle terk edilmez.İhtimallerden biri diğerine baskınsa ve muteber bir delilden kaynaklanıyorsa hüküm baskın olana göre verilir.Bu anlattığımız ancak bir takım misaller ve olaylar anlatılmak suretiyle anlaşılabilir ki bunları dört kısıma ayırabiliriz;

Birincisi : Önceden helal olduğu bilinmediği halde sonradan helal kılan sebep hakkında şüphe ortaya çıkması.Bu,kaçınılması gereken bir şüphedir ve o şeyin yapılması harma olur.Buna örnek verecek olursak ; Avci bir ava ok atsa da av yaralanıp suya düşse ve yanına geldiğinde avın ölmüş olduğunu görse,boğulmaktan dolayı veya aldığı yaranın etkisiyle ölüp ölmediğini de bilemezse avı yemesi haramdır.Çünkü av muayyen bir yolla ölmedikçe,aslolan hüküm haramlıktır.Burada,muayyen yol hakkında şüphe meydana gelmiştir.Bu durumda hadesten taharet,necasetten taharet,kılınan rekatlarıns ayısı vb hususlarda söylediğimiz gibi,şüpheden dolayı kesin bilgi terk edilmezç

İkincisi : Helal olduğu bilindiği halde haram kılan sebebin bilinmemesi.Aslolan,her şeyin helal olmasıdır ve hüküm helal olması yönündedir.Mesela ; Bir kuş havalanırsa ve bir adam ‘Eğer bu havalanan kuş kargaysa karım boş olsun’ ve bir başkası ‘Eğer havalanan kuş karga değilse karım boş olsun’ demiş olsa,sonra da kuşun karga olup olmadığı belirlenemese söz konusu kadınlardan hiçbiri için haramlık hükmü veremeyiz.Vera (sakınma,takva) ancak o iki kadından uzak durup onları boşamaktır.

Üçüncüsü : Aslen haram olmasına rağmen galip bir zan sebebiyle helal olmasını gerektirecek bir şeyin meydana gelmesi.Bunlar şüpheli şeylerdir ve galip olan helal olmalarıdır.Mesela ; Avcı bir ava ok attıktan sonra av kaçsa,sonra üzerinde kendi okunun yarasından başka yara olmadığı halde avı ölü olarak bulsa,bu durumda avın onun okuyla veya başka bir sebeple ölmüş olması muhtemeldir.Eğer avın üzerinde bir darbe izi veya başka bir yara varsa,birinci kısımdaki hükme tabi olur.Eğer bu türden bir iz ve yara yoksa galip olan,avın helal olmasıdır.Çünkü muhtemel olan şey kesin bir delile dayanmazsa vesvese sayılır.bir adam başka birini yaralamış olsa ve yaralı adam kaçıp ortadan kaybolduktan sonra ölü olarak bulunsa,onu yaralayana kısas yapılması gerekir.Bu admaın kalbine bir kan pıhtısı gelip o sebeple ölmüş olması ihtimali olsa bile,bu ihtimale bakılmaz.

Dördüncüsü : Helal olmadığı bilinmekle beraber,şeriata göre galip zan olmaya elverişli bir sebepten dolayı haram olduğunun zannı galiple bilinmesi halinde istishab delili ortadan kalkar ve o şeyin haram olduğuna hükmedilir.Çünkü galip olan zannın olduğu yerse istishab zayıf kalır.Mesela  ;  İçtihadi sonucunda zann-ı galibi gerektirecek muayyen bir alamete dayanarak iki su kabından birinin necis olduğuna hükmederse,o kaptan su içmesi harma olur.Bu durum,kişinin o kaptan abdest almasını da men eder.

b- Zannın,karışmaktan kaynaklanan bir şüphesi vardır.Şöyle ki ;  Helal ile haram olan şey birbirine karışır ve o derece birbirine benzer ki ayırt edilemez.Söz konusu karışıklık ya her iki taraftan sınırsız veya sadece bir taraftan sınırsız veya sınırlı sayıda meydana gelebilir.Eğer sınırlı sayıda olursa,bu da ya sıvıların birbirine karışmasında olduğu gibi işaretle ayırt edilemeyecek şekilde mezcolmuş (homojen) bir karışım veya kölelerin,evlerin ve atların karışmasında olduğu gibi zatları ayırt edilecek şekilde (hetorojen) bir karışım olur.Zatların ayırt edilecek şekilde karışması halinde ise ya ticaret malları gibi bizatihi kendisi maksud olan veya paralar gibi kendisi maksud olmayan şeylerden olur.Böylece bu kısımdan şu yedi kısım çıkar;

Birincisi : Zatın sınırlı bir sayıda karışması.Mesela  ; Bir leş şeriata uygun olarak kesilmiş bir hayvan ile veya on havanla karışırsa veya süt emen çocuk on kadınla karışırsa veya iki kız kardeşten biriyle evlenip de hangisiyle evlendiği karışırsa,bütün bnular icma ile kaçınılması gereken şüpheli durumlardır.Çünkü bu türden durumlarda içtihada ve alametlere yer yoktur.Sınırlı bir sayıda karışma olursa karışan şeylerin hepsi tek şey hükmünde olur ve helallik ile haramlık bilgisi onda eşit hale glir.Burada önce helallik sabit olup sonradan haram kılan bir şeyle karışması hali ile helal olmadan önce karışması hali arasında bir fark yoktur.Bu durum,istishabda geçen iki kadından birini boşamak gibi,bazen haramlığın geçerli olup olmadığı konusunda problem olabilir.Bu problemin cevabına dikkat çekmiştik.O da şudur ki : Haramlık bilgisi,helallik bilgisine denk olunca istishab zayıflamıştır.Şeriatın nazarında haramlık yönü daha ağır basar ve bundan dolayı haramlık tercih edilir.Bu husus,sınırlı sayıda haram ile sınırlı sayıda helalin karışması halinde geçerlidir.Eğer sınırlı sayıda helal ile sınırsız sayıda haram karışırsa bundan kaçınmanın evla olacağı açıktır.

İkincisi : Şüpheli sayıda haram ile sınırsız sayıda haramın karışması.Mesela ; Kişinin süt kızkardeşi veya on süt kızkardeşi büyük bir şehrin kadınları arasına karışmış olsa o şehrin kadınlarıyla evlenmekten uzak durmak gerekmez.Aksine,kişinin onların arasından dilediği kadınla evlenme hakkı vardır.Bu hükmün,helalin çok olması illetine dayandırılması caiz değildir.Çünkü bunu helalin çok olmasına dayandırırsak,o zaman haram olan bir kadının on tane helal kadınla karışması halinde onlardan biriyle evlenmenin caiz olması gerekir.Oysa bu görüşü hiç kimse dile getirmemiştir.Tam aksine,buradaki illet hem çokluk hem de ihtiyaç duymadır.Çünkü kendisinin sütkardeşi,yakın akrabası veya hısımlıktan veya başka bir sebeple mahremi olan birini kaybeden herkese evlenme kapısını kapatmak mümkün değildir.Aynı şekilde,dünya malına kesin olarak haram karıştığını bilen kişinin de alışverişi ve yemek yemeyi terk etmesi gerekmez.Çünkü bunda zorluk vardır.Oysa dinde zorluk yoktur.Resulüllah (s.a.v) ve onun ashabı,insanlar arasında dirhemlerde faizcilik yapanların olduğunu bildikleri halde dirhemleri kullanmayı bütünüyle terk etmemişlerdir.Hz Peygamber (s.a.v) devrinde bir kalkan çalınmış olduğu halde,kalkan satın almayı terk etmemişlerdir.Bu tür şeylerden kaçınmak vesvesenin yol açtığı bir sakınmadır.

Üçüncüsü : Sınırsız sayıda haram ile sınırsız sayıda helalin karışması.Zamanımızdaki malların hükmü böyledir.Bu karışmadan dolayı,zatında haram olduğunu gösteren bir alamet olmadığı sürece bir şeyi bizatihi almak haram değildir.Eğer bir şeyin zatında haram olduğunu gösteren bir alamet yoksa onu terk etmek takvadır.Söz konusu haramlık alametlerinden biri söz konusu şeyi zalim bir sultandan almaktır.Söylediğimiz şeyin delili hadis ve kıyastır :

Hadise Gelince : Resulüllah (s.a.v) ve ondan sonraki halifelerin devrinde satılan şaraplardan alınan paraların,faizden kazanılan ve çalınan ganimetlerin diğer helal mallara karıştığı biliniyordu.Sahabe (r.a),Medine’nin yağma edilip insanların soyulduğunu ve zalimlerin orada yaptıkları uygulamaları gördükleri halde,pazardan alış-veriş yapmaktan çekinmediler.

Kıyasa Gelince : Eğer böyle bir kapı açılacak olsa,bütün muamelelerin kapısı kapanır.Çünkü insanlarda galip olan,doğru yoldan ayrılmak ve günah işlemektir.Ancak mümkün olan hallerde bunu terk etmek takvadır.

Eğer ilk devirde haram çok azdı,haramın çok daha fazla olduğu şimdiki duruma ne diyorsun? diye sorulursa şöyle cevap veririz

Haramın çok daha fazla odluğu şeklindeki ifadenle eğer zalimlerin,faizin ve fasit muamelelerin çoğaldığını kastediyorsan buna çok denemez.Çünkü zalimler,diğer insanlara nispetle azdır.Fasit muameleler de doğru yapılanlara nispet edildiğinde az sayıdadır.Bu durum tıpkı şu sözde denildiği gibidir:

Şarap içilmesi iyice yaygınlaştı.

Oysa bilindiği üzere şarap / alkol içmeyenlerin sayısı daha çoktur.

Her şeyde takvaya uygun olan

Problemli ve karışık olandan uzak durmaktır.Çünkü günah kalpleri kertip çentik çentik yontar.Ancak bu husuusta yakin sahibi olan alimin kalbine itibar edilir,vesvese sahibi olan cahilin kalbine değil



Kaynak : İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C:I / sayfa : 388-392