Şeytanla Pazarlık Mı Olur

  • 17 Mart 2018
  • 109 kez görüntülendi.

Şeytanla Anlaşma Yaptın Ya Sonra



“Mahşer günü;haklının haksızdan,suçlunun suçsuzdan,iyinin kötüden, müminin münafıktan ve kafirden ayırt edileceği gündür.O gün bütün insanlar mahşer yerinde ve Cenab-ı Allah’ın huzurunda hesap vermek üzere toplanacaklardır (1)”

“Muhakkak ki Biz,elçilerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin huzura çıkarılacakları günde yardım edeceğiz.O gün zalimlere mazeretleri hiç bir fayda sağlamaz;lanet de onlaradır; yurtların en kötüsü de onlara (2)”

Lanet;Uzaklaştırma kovma anlamındadır.Kur’an da Allah’ın laneti, genellikle rahmetinden ve hüsn-i teveccühünden uzak tutması;lanet ettiği kimsenin yüzüne bakmaması,yalvarıp yakarmasına önem vermemesi,onu rahmetinden ve nimetlerinin bir kısmından ebedi olarak mahrum bırakması demektir (3)”

Elli ikinci (52) ayet-i celile de geçen ;”O gün zalimlere mazeretleri hiç bir fayda sağlamaz;” ayeti aslı mahiyetiyle insanın terbiye etmediği takdirde tabi yapısını ve meylettiği istikameti göstermektedir.Çünkü insan yapısı itibariyle hiç bir zaman,istisnalar da olsa hatta ve hatta hatasını kabul etmek yerine ya sürekli birilerini suçlar,ya hatayı başkalarında bulur veyahut da kendince mazeretler üreterek ürettiği o mazeretlerin arkasına saklanmaya çalışarak kendisini haklı çıkarmaya çalışır. Belki bu dünyada üstü kapalı olsa da bunu ama az ama çok başarır ama “şahitlerin huzura çıkarılacakları günde” ne yapacaklar,nasıl bir mazeret uyduracaklar, kendilerinden başka suçlayacak birilerini bulabilirseler ki olmayacak kimi suçlayacaksın.İşte o gün insan;ya Allah-u Teala”nın yardımına mazhar olup da yine O’nun izniyle kurtuluşa erenlerden olur ya da “lanet de onlaradır;” ifadesine muhatap olup “yurtların en kötüsü de onlara” denilen kullarından olmak üzere cehennemi hak eden kullarından olur.Artık o gün “Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir (4)” ve “Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir (5)”

“Dünya hayatında salih ameller işleyen ihsan sahipleri,ölümlerinde de ihsan ve güzellikle karşılaşacaklardır.Dünya hayatında kötülükler işleyerek fesad çıkaranlar ise,ölümlerinde kötülük ve çirkinliklerle karşılaşacaklardır (6)”

“O gün zalimlere mazeretleri hiç bir fayda sağlamaz” ayetine istinaden söylemek ve anlatmak istediğimiz husus özetle şudur;İnsan aslında ağırlıklı olmak sureti ile özellikle ve özellikle dini konular da hele hele namaz konusunda mazeretlerin arkasına saklanmayı, mazeretlerin arkasına gizlenmeyi,bahaneler üretmeyi ve üzerine yükümlü kılınan sorumluluklardan ve görevlerden kurtulmak için bunları alışkanlık haline getirdiği aşikardır.Bu konu şeytanın vesveseleri kışkırtmalarını ilgilendirse de kişinin de duyarsızlığını,tevhid inancında ki,iman konusunda bulunan zaafiyetleri doğrultusunda kişiyi de doğrudan ilgilendirmektir.Sürekli olarak şeytanın vesvese kışkırtmasından şikayet ederiz,sürekli şeytanı yada onu bunu suçlarız ama hiç kendimizi sorgulama gereği duymayız.İnsan başkasının gözündeki kılı görürken kendi gözündeki deveyi görmekten acizdir.

Şeytanla pazarlık yapmak için şeytanla ittifak içinde bulunanların sayısıda azımsanmayacak kadar çoktur

Yukarı da belirtildiği üzere insan ağırlıklı olmak sureti ile ahiret hayatı hususunda mazeretler üretir,onların arkasına saklanmaya çalışır. Velev ki bu mazeretleri üretmeyecek olsa,şeytanın bu vesvesesine karşı koyup şeytana galip gelse de şeytan yine de bu savaştan vazgeçmez ve gücünün yettiği kadar kişiyi ahiret sevabına nail olacak eylemlerden ve görevlerden alıkoymak için uğraşır da durur.

Minareden ezan sesleri yükselirken,haydi namaza,haydı kurtuluşa derken;bizimkiler hiç oralı bilmez.Gözü namazda olanın kulağı ezanda olur misali biz bu kısmı geçiyoruz.Ezanla beraber vakit namazının geldiği bildirilirken insan camiye giderek yalnız başına namaz kılmaya göre cemaatle kıldığı takdirde yirmi yedi kat daha fazla sevaba nail olacakken şeytanın yaklaşır başlar fısıldamaya.Camiye gitmekten alıkoydu.Kişi bu sefer de evde kılayım derken şeytan başlar sonra kılarsın,birazdan kılarsın,daha vakit var,vaktin sonunda kılasın vs vs derken ya vaktin sonuna bıraktırır ya hiç kıldırmaz,yada başka bir sebep ortaya çıktığından dolayı namazı kazaya bıraktırır.Ondan sonra namaz gitti namaz geçti diye vahlanmaya başlarsın kendince ama ancak kendi, kendini kandırıyorsun.

Daha ilkokul çağındayken çevresinde de bunu yapmaya tetikleyen birileri varsa eğer ortaokulda,ortaokula gelince lisede,liseye gelince üniversitede,üniversite gelince meslek sahibi olunca namaza başlarım gibisinden günü güne satarak ;bakarsın daha lisede iken üniversite kapısını açamadan eğitim hayatı sona ermiş ve hayal ettiklerinin hiçbiri gerçekleşmemiş;önüne baktığı zaman gerçekleştiremediği hayaller,arkasına baktığı zamanda geçmişin pişmanlığı.Ama ne fayda .Ya artık gerçek bir tövbe edip yüzünü ;Hakk’a dönecek yada geçmişine takılarak pişmanlık duyarak önündeki günleri de pişmanlık içerisinde geçirecek.Kısacası yağmurdan kaçarken doluya tutulacak.Ama tövbe etmek yerine pişmanlığını pişmanlık duyacağı şeylerle doldurmaya devam eden kişiye

“O gün zalimlere, özür dilemeleri hiçbir fayda sağlamaz. Artık lânet de onlarındır, kötü yurt da onlarındır! (7)”

Aslında bu ihmalkarlık,yarın yaparım,yarın söylerin vs vs bunlar hep şeytanın ekmeğine yağ sürmektir.Ahirete olan inancın eksikliğinden dolayı bu tür fısıldamalara kışkırtmalara kapı açtığımız için şeytan bu kapıdan çok rahat giriyor,evi istila ediyor.Evden kasdımız kişinin kalbidir.Çünkü kalpde bir meleğe,diğeri şeytana ait olmak üzere iki delik var ve bu ikisi sürekli bir savaş içindedir.Birisinin varlığı diğerini yok edecektir.Birisinin galip gelmesi, diğerinin mağlubiyetine sebep olacaktır ama bu savaş ölene kadar bitmez.

Namaz vakti geldi sonraya bıraktık, ramazan geldi orucu birgün tuttuk üç gün tutmadık,üçgün tuttuk beş gün tutmadık (oruç tutmamayı mubah kılan durumlar hariç) derken ondan sonra başladık şeytanı suçlamaya.

Ey dengesiz şeytan gelip senin ağzına ekmek mi koyuyor,zorla mı yediriyor,namaz kılmıyorsan,sonraya bırakıyorsun şeytan gelip de senin önüne set mi koyuyor ki şeytanı suçluyorsun.Bu tamamen senin kendi acizliğin.

“Ahiretin dünyadan üstün,oradaki nimetlerin buradaki servetten daha önemli olduğuna inanan bir müslüman daha nitelikli ve daha çok ibadet eder,hak-hukuk gözetir,ahlak kurallarına bağlı kalır,haram ve helali bilir.Böyle bir hayata yaşamayan bir kimsenin dünyadan çok ahirete önem ve değer verdiği söylenemez.İbadet zühdün tabii bir sonucudur (8)”

“Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar (9)”.”Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Çünkü o onda dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir şefaatçısı vardır (10)”

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.(11)”.”O halde gücünüz yettiğince Allah’a isyandan kaçının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir (12)”.

“Ömür,kula verilmiş bir emanettir.Eğer onu ilk hali üzere saf ve temiz olarak muhafaza ederse,emaneti eda etmiş olur.Eğer onu harcar ve kirletirse,o zaman Allah Teala’ya ihanet etmiş olur.Allah Teala ise, ihanet edenleri asla sevmez.İbn Abbas (r.a)’ın rivayet ettiği bir hadis de Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurmuştur:Allah-u Tealanun farzlarını zayi eden kimse,O’nun emanetini muhafaza etme dairesinden çıkmış olur (12)”

En doğrusunu tabi ki Allah bilir.



(1-M.Zeki Duman / Beyabu’l-Hak / C:2 / Sayfa:2)98);(2-Mümin Süresi’51-52);(3-M.Zeki Duman / Beyabu’l-Hak / C:2 / Sayfa:224);(4-Müddessir Süresi’38);(5-Saffat Süresi’38);(6-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:1″ / Sayfa:344);(7-Mümin Süresi’52);(8-Türkiye Diyanet Vakfı / İlmihal / C:1 / Sayfa:);(9-İnfitar Süresi’1….5);(10-Mümin Süresi’18);(11-Haşr Süresi’18);(12-Teğabun Süresi’16);(12-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:2″ / Sayfa:165)