Sevgi Ve Muhabbet

Adamın birisi çölde gezerken gayet çirkin bir surat görür,

‘’Sen kimsin?’’diye sorar.

Çirkin surat, ‘’Ben senin kötü amellerinim.’’ der.

Adam ‘’Senin gibi çirkin surattan kurtuluş nasıl olur?’’ diye sorunca:

-Peygamber Hz. Muhammed’in (s.a.v) güzel ahlakına uymak ve O’na salatü selam yollamakla!… cevabını verir.

Peygamberimiz (s.a.v) buyururlar ki:

-Benim ahlakıma uymak, kıyamet günü Sırat köprüsünde bir nurdur. Kim benim ahlakıma tabi olur ve Cuma günü bana seksen kere salatü selam yollarsa ALLAH Onun seksen senelik günahını affeder.

Anlatırlar ki:

Peygamberimizin (s.a.v) ahlakı ile ahlaklanmayan birisi birgün rüyasında Peygamberimizi (s.a.v) görür. Fakat ALLAH Resulü (s.a.v) ona hiç alaka göstermez. Adam der ki:

-Ey ALLAH’ın Resulü (s.a.v)! Bana kırgın mısınız?

Peygamber;-Hayır!

Adam:-O halde niçin bana bakmıyorsunuz?

Peygamber :-Çünkü seni tanımıyorum!!!!!

-Nasıl tanımazsınız! Ben Sizin ümmetinizden birisiyim. Halbuki alimler,senin, ümmetinden birisini, ananın evladını teşhisinden daha iyi teşhis ettiğini söylemişlerdi.

-Doğru söylemişler. Fakat ben senin üzerinde benim güzel ahlakımdan bir şey görmüyorum ve senin bana hiç salat-ü selamın gelmedi. Benim, ümmetimden birini tanımam, onda benim ahlakımın bulunması nispetindedir.

Adam uyanınca bunları düşündü ve hemen Peygamberimizin güzel huyları nelerse onları yaşayışına tatbik etmeğe karar verdi. Bir müddet sonra tekrar ALLAH Resulünü rüyada gördü.

Peygamberimiz hemen:-Şimdi seni tanıyorum ve senin için şefaat edeceğim buyurdular.Çünkü artık o, Peygamberimizi seviyor demekti

Çünkü O’nun güzel ahlakına uymuştu. Nitekim Rabbimiz buyuruyor:-Ey Muhammed de ki: Eğer ALLAH’ı seviyorsanız hemen bana uyun ki,ALLAH da sizi sevsin ve suçlarınızı örtsün! Çünkü ALLAH çok yargılayıcı, çok esirgeyicidir. (Al-i İmran Suresi, ayet:31).Peygamberimiz , Ka’b İbni Eşref ve adamlarını dine davet ediyordu. Onlar da ‘’Biz ALLAH’ın oğulları (sümmehaşa) yerindeyiz ve ALLAH’ı çok severiz!’’ diyorlardı.İşte bu hadise yukarıda mealine verdiğimiz ayetin nüzulüne sebep oldu.

Peygambere uymak, ALLAH’ın O’na öğrettiği ve O’nun da insanlığa tebliğ ettiği ilahi ahlak esaslarına uymak demektir.

Müminlerin ALLAH’ı sevmesi, O’nun emirlerine itaat etmeleri ve sadece O’nun rızasını gözetmeleri demektir.

Kim dört şeyi yapmadan dört şeyi iddia ederse o yalancıdır:

1- Cenneti sevdiğini söyler, fakat ALLAH’a itaat etmezse,

2- Hz.Peygamberi sevdiğini söyler fakat O’nun güzel ahlakına tabi olmaz, alimleri ve fakirleri sevmezse,

3- Cehennemden korktuğunu söyler, fakat günah işlemekten çekinmezse,

4- ALLAH’ı sevdiğini söyler, fakat maruz kaldığı musibetlerden dolayı sızlanırsa,O kimse yalancıdır.

Nitekim Hz.Rabia-i Adviyye (rahmetullahialeyhe) şöyleder:

İsyan edersin, sonra da dersin ‘Severim!’

Bu halin acayiptir, yemin ederim.

İtaat ederdin sevseydin gerçekten,

Sevdiğine mutlaka itaat eder seven.

Gerçekten, sevginin alameti; sevdiğine uymak ve sevdiğinin hoşuna gitmeyen hareketlerden kaçınmaktır.

Bir gün, büyüklermizden Hz.Şibli’ye (rahmetullahialeyh) bir topluluk gelir.

Hz.Şibli sorar:

-Siz kimsiniz?

-Biz senin dostlarınız!

Bu cevap üzerine Hz.Şibli döner, onlara taş atar. Kaçışmaları üzerine şunu söyler:

-Niçin kaçıyorsunuz? Eğer siz hakiki dostlarım olsaydınız, benden gelen beladan kaçmazdınız!!!

Sonra da der ki:

-Muhabbet ehli sevgi kasesinden içer, yeryüzü ve şehirler onlara dar gelir.

ALLAH’ı hakkiyle tanırlar, Azametinden korkarlar, Kudretine hayret ederler,

ALLAH sevgisi kasesinden içerler. O’nun ünsiyet denizinde boğulurlar ve gene O’nun münacatiyle lezzetlere garkolurlar.

Daha sonra şu beyti söyler:

  • Senin muhabbetini hatırlamak esritti (sarhoş etti) beni
  • Hiç gördün mü, sevipte sarhoş olmayan..

Derler ki:

Deve sevgiden dolayı sarhoş olduğu zaman kırk gün yem yemez. Daha önce *ürebileceği yükten kat kat fazla yük yüklense hiç tınmaz. Çünkü kalbine sevgilisinin muhabbeti hücum ettiği zaman yemi sevmez, sevdiğine kavuşma aşkiyle ağır yüke aldırmaz.

Şimdi düşün ey insan! Bir deve sevdiğine kavuşmak için yemeyi-içmeyi terkeder, ağır yüklere tahammül eder de; sen ALLAH aşkı için haram olan şeylerden neye kaçınmaz; ALLAH aşkı için oburca yiyip-içmekten neye vazgeçmezsin? Gene ALLAH aşkı için niçin nefsine bazı mükellefiyetler yüklemezsin? Eğer bu söylenenlerden hiçbirini yapamazsan o zaman sen, ne dünyada ne ahirette ne halk yanında ne de ALLAH yanında bir faydası olmayan, manasız, kuru bir dava peşindesin!

Hz.Ali (radıyALLAHüanh) der ki:

-Cennete iştiyakı olan hayır işlemeye koşar. Cehennemden korkan, nefsini kötü hareketlerden men eder. ÖLÜMÜ MUHAKKAK BİLEN, DÜNYA ZEVKLERİNİ HAKİR GÖRÜR.

Hz.İbrahim Havvas’a sorulur:

-Sevgi-muhabbet nedir?

Cevap verir:

-Bencil istekleri yok etmek, benlikleri yakmak ve İŞARETLER DENİZİ’nde nefsi boğmaktır.



İKTİBAS: İmam-ı Gazali (Rahmetullahialeyh) ‘’İLAHİ NİZAM’’ Cilt: 1

Kaynak : https://www.delinetciler.org/showthread.php?t=62437

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.