Kuran Yurdu

Seven Sevdiğine Böylemi Yapar-1

    Seven Sevdiğine Böyle Mi Yapar



    İlk başta Kur’an-ı Kerim’i,Hz Muhammed (s.a.v)’i ve diğer peygamberleri alemlere müjdeleyici,uyarıcı ve korkutucu , insanlara bir yol gösterici ve rehber olarak gönderdiği için Yüce Allah’a sonsuz hamd-u senalar olsun.Zaten “Bütün hamdler ve övgüler de yalnız alemlerin Rabb’i olan Yüce Allah’a mahsustur (1)”

    “Din konusu yeryüzünde yaşayan herkesin kafasını karıştıran bir husustu.Nihayet Allah (c.c) Muhammed (s.a.v)’i göndererek insanları hidayete erdirmiş,onları karanlıklardan aydınlığa çıkarmış,nurlu bir yol ve zengin bir şeriat üzere bırakmıştır.O yüzden Yüce Allah şöyle buyuruyor:’Ta ki (kıyamette),’Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi demeyesiniz (2)’.Yani kendinize delil olarak ‘Ey dinleri değiştiren ve tahrif edenler,bize iyiliği müjdeleyen ve kötülüğe karşı uyaran hiçbir peygamber gelmedi (ki ona uyasınız)’ dememeniz içindir.Size bir müjdeci ve uyarıcı gelmiş bulunmaktadır ki o Muhammed (s.a.v)’dir (3)”

    ” ‘Kim Resul’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.Kim de yüz çevirse,seni onların başına bekçi göndermedik ki (4)’.Yüce Allah kulu ve elçisi Muhammed’e (s.a.v) itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur,her kim isyan ederse Allah’a isyan etmiş olacağını bildiriyor. Bunun sebebi ise Peygamber’in (s.a.v( kendi arzusuna göre konuşmaması ve söylediği her şeyin mutlaka kendisine bildirilmiş bir vahiy olmasından başka bir şey değildir.Kim de yüz çevirirse,seni onların başına bekçi göndermedik ki.Onun hakkında sana hiçbir mesuliyet yoktur.Senin tek görevin tebliğ etmektir.Kim sana uyarsa bahtiyarlardan olur ve kurtuluşa erer.Onun kazandığı sevabın bir misli de sana olur.Kim de senden yüz çevirirse zarar ve hüsrana uğrar.Senin onunla ilgili hiçbir mesuliyetin kalmaz (5)”

    İnsanoğlu yani ezelden ebede Ademoğlu; istisnalar hariç olmak üzere bir şeyi sever,ancak sevdiğinin yolundan gitmez.Bu nedendir bilinmez ama bunun baş faktörü nefsine,heva ve arzularına ters düştüğü,ağır geldiği içindir.Çünkü nefis hep kolayına geleni tercih ettiği için zor olmasa da hoşuna gitmeyen şeyden yüz çevirir.

    Nitekim Yüce Allah :”Şüphe yok ki: Nefis kötülüğü pek fazla emredicidir (6)” buyurmaktadır.Eğer gerçekten birisini seviyorsan yada sevdiğini iddia ediyorsan eğer,sevdiğinin gittiği yoldan gideceksin ki bu sevginin bir geçerliliği,bir anlam ve önemi olsun.Aksine bu,kuru bir sevgi sözünden öteye geçmeyeceği gibi kişiye fayda sağlaması da beklenir mi beklenmez mi orası da Allah’ın takdirine kalmış bir iştir.

    İşte buna istinaden “Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:’Kıyamet günü ümmetimden bazı insanlar getirilecek.Sonra onlar sol tarafa sevk edilecek.Ben hemen ‘Ya Rabbi,Onlar benim ashabım diyeceğim.Bana ‘Onların senden sonra ne yaptıklarını bilmiyorsun ki şeklinde cevap verilecek.Ben de salih kulun İsa (a.s)’ın söylediği gibi ‘İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerinde kontrolcü idim.Beni vefat ettirince artık onlar üzerinde gözetleyici yalnız Sen oldun.Sen her şeyi hakkıyla görensin diyeceğim.O an şöyle denecektir:Bu kimseler,sen aralarından ayrıldıktan sonra topukları üzerine geri döndüler (dinden çıktılar) (7)”

    “Hz Peygamber (s.a.v):’Kim Allah Resulü’nün kendisini sevmesinden mutlu oluyorsa konuştuğunda doğru konuşsun,emanet teslim edildiğinde onu sahibine teslim etsin ve komşusuna güzel komşuluk yapsın’ buyurdu (8)”.Acaba seviyoruz ama sevdiğimizin sevdiklerini seviyor muyuz,emrettiklerini yerine getirip,nehy ettiklerinden uzak duruyor muyuz? Yoksa başına buyruk hareket mi ediyoruz.Başına buyruk hareket et ondan sonra seviyorum de.Sevginin alameti sevdiğinin sevdiklerini ve sevdiği şeyi yapmaktan geçer kardeşim buda böyle biline…!!!

    Seven sevdiği ile beraberdir” hadis-i şerifine bazı şahsiyetler aldanarak ben Allah Resulü’nü sevmekle O’nunla mahşerde , O’nun şefaatine nail olurum ümidi ile aldanmakta ve yanılmaktadır.

    Doğrudur.Seven sevdiği ile beraberdir. Ancak sevdiğin doğu tarafına,sen de batı tarafına gidecek olursa,bunların birbirlerine yaklaşmak yerine,birbirlerinden tamamen uzaklaştıkları alenen ortadadır.Ha birde şu boyutu var.Şefaatine güvenerek hareket etmek resmen günahkar olmayı kabullenmek manasına gelir.

    Çünkü Peygamber Efendimiz’in şefaati büyük günah işleyenler için olacağına dair rivayetler vardır.Küçük günahlar ise zaten Allah’ın izniyle kıldığın namazlar sayesinde silinmektedir.Gerçi namaz kılmamak da çok büyük günahtır ancak Peygamber Efendimiz’in şefaati kurtarır mı yoksa kurtarmaz mı orasını ancak Allah bilir.Yine aynı konu üzerinde misal verebileceğimiz şöyle bir hadis-i şerif rivayet edilmiştir:

    “Müslim,Sahih’inde ,Rebia b. Ka’b el-Eslemi’den şöyle rivayet etmiştir:Geceyi Hz Peygamber’in (s.a.v) yanında geçiriyordum.Bir kez abdest suyunu getirip başka isteklerini yaptığımda Bir dilekte bulun buyurdu.Ya Resulüllah ben cennette seninle birlikte olmak istiyorum dedim.Bundan başka isteğin yok mu diye sordu.İsteğim budur dedim.Öyleyse nefsine rağmen çok secde etmek suretiyle bana yardım et buyurdu (9)”.Artık bu misale ve açıklamaya istinaden fazla diyecek bir sözümüz yok.Nitekim Yüce Allah;”Sen sağırlara söz işittirebilir, körleri doğru yolda yürütebilir, besbelli sapıklıkta olanları hidâyete erdirebilir misin? (10)” buyurmaktadır.

    Mahşerde Allah Resulü’nden şefaat dilendiğin zaman,yardım dilendiğin zaman,sevdiğin eğer derse ki benden sonra benim yolumu takip ettin mi,benim sevdiklerimi sevip,benim sevmediklerimi sevmedin mi?,

    Yada ben geceleri sabaha kadar namaz kılmaktan ayaklarım şişerken,Yüce Allah’a karşı cennetle müjdelenmeme ve geçmiş ve gelecek bütün günahlarım bağışlanmama rağmen kulluk görevlerimi yerine getirebilmek için mücadele ederken; Sen benden sonra neler yaptın ? diye bir soru ile karşı karşıya bırakılacak olursak eğer,o zaman vay halimize.Tabi ki Allah’ın rahmeti geniş bundan şüphemiz asla olamaz.

    Hak Teala bilir, belki de şefaate gerek kalmadan da cennetine koyabilir ama,cennetine koyması için de cennete ulaştıracak yolu Hak Teala,gerek kitabı Kur’an-ı Kerim’de,gerekse, Resulü’nün dilinden kullarına bildirmiştir.Yoksa sen benim gibi Allah’a dua,ibadettevekkül ve tefekkür etmeyip de kendi nefsi arzularına mı uydun? Sabahlara kadar net başında,müzik dinleyerek,televizyon karşısında,gereksiz işlerle zamanını tüketip de yarın Allah’ın huzuruna çıkıp hesap vereceğini hiç düşünmedin mi? dediği zaman ,işte o zaman nasıl bir cevap veririz,hangi yüzle nasıl bir şefaat isteriz orası meçhul.

    Nitekim bir hadis-i şerif de şöyle nakledilmiştir:”(Kıyamet gününde) Yüce Allah bazı insanları karşıma çıkarır.Ya Muhammed,ya Muhammed ! diye bağrışır.Ben de Ya Rab,bunlar benim ümmetimdendirler ,derim.Yüce Allah,senden sonra onların neler icad ettiklerini sen bilemezsin,buyurur.Bunun üzerine ben de Benden uzaklaşın defolun derim”.

    Yüce Allah (c.c) kendisini açık deliller ve mucizelerle Resulü’nü desteklemiş ve buna inandıkları ve itaat ettikleri ve söz söz verdikleri halde,sözünden bir zaman sonra veya hemen cayan kimselerin yaptığı; inandık ve itaat ettik yerine inandık ve isyan ettik muhatabına maruz kalarak ebedi bir azaba maruz kalırlar ki Allah cümlemizi bundan korusun.

    Geçmiş insanlar aslında geleceğin temelini oluşturuyor. Ancak her geçmişteki insanların değişimi de gelecek neslin değişimine sebebiyet veriyor. Eğer şayet sahabe döneminden bu yana insanlar Kur’an ve Sünnet ışığından ayrılmayıp da o yolda sebat gösterecek olsalardı ;

    Şu anda yaşadığımız ahlaki dejenerasyon ve çöküntü bu şekilde olmazdı ve şeytanı da kimse kendisine bu şekilde dost edinmezdi.Ancak herkes kendi yaktığı ışık da kendi yolunu belirleyip de , Kur’an ve Sünnet ışığında yolunu aydınlatmayı ikinci plana atarsa yada hiç tenezzül etmezse eğer , sonu karanlıktan başka bir şey olmaz ve o karanlıkta kendini bile göremeyerek kaybolup yok olup gider.

    “Ey cin ve insanlar topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzle karşılaşacağınızı bildirerek sizi uyaran peygamberler gelmedi mi? (11)”.”Rabbinizden size muhakkak ki deliller gelmiştir. Artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de hakkı görmeyip batılı seçerse kendi aleyhinedir (12)”



    (1-Fatiha Süresi’2);(2-Maide Süresi’19);(3-İmam Hafız İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:3 / bkz:507);(4-Nisa Süresi’80);(5-İmam Hafız İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:3 / bkz:229);(6-Yusuf Süresi’53);(7-İmam Hafız İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:4 / bkz:115);(8-İmam Hafız İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:3 / bkz:136);(9-İmam Hafız İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:3 / bkz:215);(10-Zuhruf Süresi’40);(11-En’am Süresi’130); (12-En’am Süresi’104)

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.