Şehvetin Tedavi Edilmesi

Şehvetten Kurtulmanın Yolları Ve Tedavi Edilmesi



Hastalığa zarar veren şeyleri canı çok istediği zaman,onun vereceği zararların büyüklüğünü düşünerek istediği şeyleri gözünün önünden uzaklaştırmalı,sonra da onu terk etmekten dolayı kendine arız olan acıya katlanmalıdır.İstediği şeylerin zararı daha az olan ve ona benzer şeylerle kendini avutmalıdır.Sabrın acılığına her hal ve durumda sabretmelidir.

Şehveti harekete geçiren ve azgınlaşan,artık haram olana bakmaktan gözünü,kalbini,hatta peşine düşmekten ayağını koruyamayan bir genç bu yaptığı işin dinine verdiği zararları,Allah’ın ve Resulüllah’ın bu konuda insanları korkutan ve sakındıran emirlerini hatırlayarak kendine gelmeye çalışmalıdır

Kalbine Allah korkusu girer de şehevi duygularına galip gelirse,şehveti temin eden sebeplerden uzak durur.Dışarıdan şehveti harekete geçiren; ,şehevi duyuları kimsenin hazırda bulunması ve şehvet duyanın da onu görmesidir.Ondan kurtulmanın çaresi de ondan uzak durup,yalnız kalmaktır.Şehveti içten azdıran şeyler çeşitli olduğu gibi,bunların dışında da gıdalar gelir.

Bunun çaresi de oruç tutmak ve az yemektir.Bu tedavi yollarının hepsinin tamamlayıcısı sabırdır.Sabır korkudan,korku da ilimden hasıl olur.İlim de ;basiret,tefekkür, duyma ya da taklit etme yoluyla öğrenilir.Öyle ise ilk görev,ilim ve zikir toplantılarına devam etmek ve bu eserleri okumak sureti ile,sonra da kendini meşgul eden diğer şeyleri iyice düşünmek gerekir.Bunların tümüm tamamlandığında kalbde mutlaka korku hasıl olur.

Korkunun şiddeti gittikçe artar,bu artınca da sabır kolaylaşır.O zaman ilacın aranması için sebepler fazlalaşır.Daha sonra da Allah’ın o kula bahşettiği tevfiki ve sabrı kolay kılması gelir

Kim gerçekten kalbini samimi olarak dinler,korkuyu idrak eder,takvaya girer,sevap ümit eder,Cennet’e inanırsa,Allah o kulunun işini kolaylaştırır.Kim cimri olur,kendisini müstağni addeder ve ahirete iman etmezse Allah da onun işini güçleştirir.Bu insan helak olduğu zaman,onun dünyada iken gösterdiği çabaların hiç biri fayda vermez.Peygamberlerin vazifesi sadece doğru yolu göstermek,dini tebliğ etmektir.Dünya ve ahiret yalnız Allah içindir.

Devamlı günah işleyen inanmadığı için devamlı günah işlemiş oluyor diyecek olursan eğer buna cevaben deriz ki;

Günahta daim olmak inanmamaktan değil,imanın zayıf oluşundandır.Çünkü mü’minler,günahın kulu Allah’tan uzaklaştırdığını ve ahiret aleminde cezayı icabettirdiğine inanırlar.

Durum bu iken kişinin günaha girmesinin bir takım sebepleri vardır ki onlar da

1-) Verilecek olan cezanın peşin olmayışı ve görünürlerde bulunmayışıdır. İnsanoğlu,peşin verilen şeyi ister.Bu peşin olan şey,üzücü de olabilir,sevindirici de olabilir.İşte peşin olana nazaran zayıf olan veresiye,eğer tam inanç yoksa çekici değildir.

2-) Günahı özendiren zevkler ve şehevi istekler,hazır ve insanı boğazlamış durumda alışkanlık ve ülfet sebebiyle insanı kuşatmıştır.Halbuki dört alışkanlığın dışında adet ve ülfet etmenin beşinci bir alışkanlık olduğu da söylenir.

3-) Günah işlerken tövbeyi ve yapacağı bir iyilikle o günahı yok edeceğini düşünmeyen hiç bir mü’min yoktur.Fakat düşüncelerin uzun oluşu alışkanlıklara galib gelir ve kişi bugün,yarın derken günahına yapması gereken tevbeyi geciktirir.Buna rağmen tevbe etmeyi unutmaması iman ile gitmesine yol açabilir.

4-) Gerçekten iman eden bir kimse yapılan isyanın affı icabettirmeyen bir şey olmadığını bilir.O günah işlerken bile Allah’ın kendisini fazlı ve keremiyle affedeceğini ümit eder.Gerçek imanın mevcut olmasına rağmen,saydığımız bu dört sebep günahta devamlı olmanın sebeplerindendir.



Kaynak= İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C:4 / bkz:130…133