Sebe Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Sebe Süresi’nin ilk dokuz ayeti, Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin dördüncü, diğerleriyse on birinci yılında iki bölüm halinde indirilmiştir. Tamamı 54 ayet olan bu süre, hayatları ibret alarak gösterilen Sebe Halkı’ndan bahseden ayetleri sebebiyle bu adı almıştır. Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 58, Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre 34. süredir.

Önünde de sonunda da övgülerin en alası, şükürlerin en anlamlısı Allah’a mahsustur. Çünkü dünyada ve ahirette övülen her şey O’nun eseridir. Her iki dünyanın da yaratıcısı, yöneticisi ve sahibi O’dur. Her şey O’nun sonsuz bilgisi, sınırsız gücü ve engellenemez iradesiyle gerçekleşmektedir. Bilhassa iyilerin dünya hayatındaki iman, ahlak ve salih işlerinin mükafatını almaları için ahireti yaratacak olan da O’dur. Peygamber’in deli olduğunu söyleyen ve ahireti inkar edip Allah’ın ayetlerinin etkisini kırmaya çalışan beyinsizler, ancak can yakıcı bir azap ile karşılaştıklarında gözlerini açacaklar. Kur’an-ı Kerim’i bilgi ve basiretiyle inceleyen her insan bilir ki o gerçektir ve sadece gerçekleri söylemektedir.

Davut ailesi ile Sebe halkı, insanlık tarihinde ibret alınması gereken iki toplumdur.

Birincileri yüce Mevla’nın sınırsız nimetlerinden önemli bir pay almış; nimetleri mutlulukları artırıldıkça Allah yolundaki samimi hizmetleri, özel zikir ve tespihleri; bilhassa nimete şükür yönünden emsalsiz çabalarıyla Rab’lerine daha da yakınlaşmış, alemlere örnek bir ailedir.

İkinciler ise, hem bol ve son derece müreffeh bir hayatın mutluluğunu hem de bir sel baskını ile her şeylerini kaybedip yokluğun, sefaletin ve güvenden uzak huzursuz bir hayatın darbesini yemiş bir ailedir. Bir zamanlar Allah’ın lütfuna, ihsanına gark edilmiş; özellikle mümbit arazileri, bol meyveleri, gittikçe mutluluklarını artıran güven ve refah düzeyleri, ancak kendilerini nimet delisi, şımarık ve azgın bir topluluk tapmıştır. Bunlar bütün kötülüklerine rağmen dünyadaki varlıklarının ahirette de kendilerini kurtaracağını söylüyorlardı.

İslam’ın düşmanları hep, aklıselim ile düşünmeyen, Peygamberleri hafife alan ve vahye kulak tıkayan şartlanmış beyinler; körü körüne atalarını taklit eden ve gelişip değişmeye imkan tanımayan statükocu kapalı toplumlardır. Bilhassa zayıf bulunan ezilen halk / mustazaf kimliğini değiştirmeye razı olmayıp egemen güçlere boyun eğmeyi bir meziyet bilen ve ilahi gerçeklerden uzak yaşayanlar, ancak ateşin ortasında acı çekerken önderlerine, liderlerine, sözüm ona büyüklerine baş kaldıracak ve ‘Bizim buraya atılmamıza siz neden oldunuz’ diyecekler. Önderleri ise, tıpkı şeytanın söylediği gibi, Peşimize takılmasaydınız; biz sizi zorladık mı? diyeceklerdir.

Bilhassa Resulüllah’ın 8s.a.v): Ben sizden ücret istemiyorum, tek istediğim şey, sırf Allah için, ister iki kişi bir araya gelerek isterseniz tek başınıza durup düşünün: Şu Peygamber gerçekten deli midir ve okuduklarına deli saçması demek mümkün müdür? demesine rağmen, düşünmeye yanaşmayan, inkar ve tekzibde direnenlere neden acısın ki? Öylelerinin sonu, dünyada da ahirette de hüsrandan başkası olamaz.

Dünya hayatında Peygamber’i yalanlayan, Allah’ın kelamına kulak tıkayan herkes ahirette yapıp etmelerinin cezasını elbette çekecektir. Onlar, orada gerçekleri gördüklerini ve iman etmek istediklerini söyleyecekler; ama artık çok geç! Çünkü iman etme yeri çok gerilerde kalmıştır. Halbuki inkar edenler, Allah’ın ayetleriyle istihza ederken, gayb hakkında ileri geri konuşurken iman etmeyi düşünmeliydiler. Artık onlarla erişmek istedikleri şefaatin arası tamamen açılmıştır, onlar orada hiçbir hayra nail olamazlar.

Sebe Süresi 50. Ayetin Meali: Eğer ben Hakk’tan saptımsa, ancak kendi aleyhime sapmışımdır; doğru yolu bulmuşsam, o da Rabb’imden bana vahy edilenler sebebiledir. Kuşkusuz O her şeyi işitir ve çok yakındır

Sebe Süresi 50. Ayetin Tefsiri: Çünkü Peygamber’de olsa, mükellefiyet çağına girdikten sonraki manevi kayıplarının tamamı insanın kendi söz, iş ve davranışlarının bir neticesidir. Sonuçları da kendi aleyhinedir. O nedenle manevi kayıpları hususunda başkalarını suçlamak düşüncesizliktir.

Sebe Süresi 51 ve 52. Ayetin Meali: Sen onları, korkuya kapıldıkları, yakayı kurtarma ümitlerinin kesildiği ve yakın bir yerden yakalanıverdikleri an görmelisin. O’na iman ettik diyecekler; onlar uzak bir yerden artık Hakk’a nasıl erişebileceklerse

Sebe Süresi 51 ve 52. Ayetin Tefsiri: Çünkü ahiret günü, artık ne Kur’an’a iman etmenin ne de ona sıkı sıkı sarılmanın yeri ve zamanıdır. Kur’an’a, sıkı sıkıya sarılma zamanı artık geride kalmıştır.

Heyhat! Heyhat!

Hayatla birlikte mükellefiyet sona ermiş, kıyamet kopmuş, hesap günü gelip çatmıştır. Artık kurtuluş için hiçbir imkan kalmamıştır. O nedenle Resulüllah (s.a.v): Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekin!. Çünkü Kıyamet gününde hesaba çekilen kimse, kesinlikle helak olmuştur sözleriyle uyarmıştır.



Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C: II / bkz: 175….