Samimi Tevbe Ve Üstünlüğü

  • 13 Nisan 2018
  • 89 kez görüntülendi.

İtaat Eden Mü Üstündür Samimi Tövbe Eden Mi



Bu,gayet değerli bir meseleyle açığa çıkmaktadır ki o da,isyan etmemiş itaatkar bir kulun,günah işledikten sonra samimi bir kalple Allah’a tevbe eden birinden üstün olup olmadığıdır.Bu konuda ihtilaf edilmiştir;

Bir grup günah işlememiş olan olanı,işlemiş olup tevbe edenden üstün görmektedir.Bunlar değişik delillere dayanmışlardır.

1- Mahlükatın en kemale ermiş olanı ve üstünü,Allah’a en fazla itaat edendir.Dolayısıyla,isyan etmemiş kişi,daha itaatkardır ve diğerine göre üstün olur.

2- Ma’siyet sahibi günah işlerken,itaatkar olan kişi,onu geçerek daha yukarı derecelere ulaşır ve onun makamı diğerinden üstün olur.Sonuçta,günah işleyen kişi,tevbe ettikten sonra bu itaatkara yetişmeye koyulur.Ona yetişmesi ise çok zor görünmektedir.

Bu ikisinin durumu,kazanç sahibi iki kişinin durumuna benzer ki bunlardan biri her seferinde diğerininin iki mislini kazanmaktadır.Az kazanan,diğerinin kazancına göz koyar ve elindekini yitirerek sürekli kazancından kazancından olur.Diğeri ise kazancında daha ileri gider.Az kazanan ise bir müddet sonra,öbürüyle rekabete girdiğinde görür ki,o bu süre zarfında çok fazla kazanmıştır.O da ancak arkadaşının kazandığının benzerini kazanmaktadır.Bu ikisi nasıl eşit olabilir.

3- Tevbenin gayesi,günahkarın seyyiatının silinmesi ve onları hiç işlememiş gibi olmasıdır.Günah işleme esnasındaki çabası ne lehine ne de aleyhinedir.Onun bu kazancı,sürekli kar eden birinin kazancına nereden ulaşacaktır?

4- Yüce Allah kendisine isyane dilmesine ve emirlerine aykırı davranılmasına kızar.Günahkar kimse,günahlarıyla vakit geçirdiği esnada Allah’ın kızgınlığına hedef olurken,itaatkar kul O’nun hoşnutluğuna mazhar olmaktadır.Allah,devamlı olarak ondan hoşnuttur.Kuşkusuz böyle biri,Allah’ın önce razı olduğu,sonra kızdığı,bilahare yine hoşnut olduğu birinden daha hayırlıdır ; yine sürekli hoşnutluk,ara sıra ihlal edilen hoşnutluktan daha makbuldür.

5- Günah,zehir içmek mesabesindedir.Tevbe ise onun panzehiri ve ilacıdır.İtaat ise,sağlık ve afiyettir.Sürekli olan bir sağlık ve afiyet durumudur.Bu ise,bazı zamanlarda bozulan bir sağlıktan daha hayırlıdır.Zira bu bozulma durumları ebedi hastalığa veya ölüme yol açabilir.

6- İsyankar kimse,büyük bir tehlike içerisindedir.O,şu üç şey arasında dönüp durmaktadır

  • Zehir içmek suretiyle ölüm ve helak
  • Güç ve kuvvet bakımından eksiklik
  • Gücünün eski haline veya daha yüksek bir hale dönme ihtimalinin uzaklığı

Bu üç durumdan ilk ikisi çoğunlukla görülür.Üçüncüsü ise hayli nadirdir.İsyankar kişi,zehrin zararını gayet iyi bilmekte ve sıhhat ummaktadır.Oysa onu hiç içmemiş birinin durumu böyle değildir.

7- İtaatkar kimse,itaat bahçesinin etrafına sağlam bir duvar örmüştür.Düşmanlarının bu duvarı aşıp ona yol bulmaları hayli zordur.Bu bahçenin meyveleri,yeşillikleri ve görkemi giderek ve sürekli artmaktadır.

Asi kimse ise kendi bahçesindeki duvarda bir delik açmış ve hırsızlarla düşmanlarına imkan sağlamıştır.Onlar da bu delikten içeri dalıp,bahçenin sağını solunu talan edip,dalları kırmış,duvarları yıkmışlardır.Meyveleri koparmış,bahçeyi yakmış,suyunu kesmişlerdir.Bu bahçe,eski haline ne zaman dönebielcektir?

Sahibi onu derleyip toparlayacak,bozulanları ıslah ederek,su yollarını açarak,tahrip olan yerleri tamir edecektir.Bu bahçe,belki eski haline dönecek,belki eskisinden daha az görkemli olacak,belki de daha iyi olacaktır.Ama o,asla arkadaşının bahçesinin görkemine kavuşamayacaktır.Zira onun bahçesi,sürekli gelişmekte,meyveleri artmakta,ağaç sayısı fazlalaşmaktadır.

8- Düşmanın bu asi kimseyi elde etme umudu,onun bilgisinin zayıflığına,iradesindeki zaafına dayanmaktadır.Bu nedenden dolayıdır ki,o cahil olarak adlandırılmaktadır.

Azimeti güçlü olana,ilmi kemale erene ve imanı güç bulana gelince,düşmanı ondan bir şey ummaz.Öyleyse o daha üstündür.

9- Ma’siyetin kötü bir iz bırakması mutlaktır.Bu ya külli helak olur veya kaybediş ve ceza olur ; bunu ise af ve cennete giriş izler.Veya derecesi eksilir ya da iman lambası söner.Tevbe eden kimse,bu izleri ve inkarı silmeye çalışır.İtaatkar kimse ise daha fazlası ve derecesinin yükselmesi için çalışır.

İşte bu yüzdendir ki,gece namazı sadece Allah Resulü’ne has bi nafile olarak konmuştur.O,bununla derecesini yükseltmeye çalışır.Diğerleri ise günahlarını affettirmeye çalışmaktadır.Hiç onlar bir tutulabilirler mi?

10- Allah’a itaatle yönelen,bütün amelleriyle O’na doğru yürür.İbadetleri ve amelleri arttıkça,kazancı da artar ve büyür.O,tıpkı sefere çıkıp da sermayesinin on mislini kazanan kimse gibidir.İkinci defa yine aynı sermayesiyle sefere çıkar da yine kazanır.Üçüncü defasında ise bütün malıyla sefere çıkar yine kazanır.İşte onun karı böyle artar.Sonunda bir defa dahi olsun yola çıkmasa,daha önceki kazandıklarının tümünü,hatta fazlasını kaybetmiş olur.

Bu,Cüneyd’in şu sözünün manasına tekabül eder:

Sadık bir kul Allah’a bin yıl yönelse de,bir an O’ndan yüz çevirse,kaybettiği kazandığından daha fazla olur.

Bu gerçekten doğrudur.O,bu yüz çevirmesi esnasında tüm kazandıklarını yitirir ki,bu kazancı daha öncekinden daha fazla oalcaktır.Bir anlık yüz çevirip ihmal edenin durumu bu olursa,isyan edip günah işleyenin durumu ne olmaz ki?

Fasıklık Ve Fasıkların Tevbesi



Kaynak = İbn Kayyım El-Cevziyye / Medaricu’s Salikin / bkz= 272-274