Kuran Yurdu

Sahte Evlat Sevgisi

    Bir evlat hakkında en fazla söz sahibi ve buna hakkı olan şüphesiz ki dünyaya gelmelerine vesile olan,yemeyip yediren,giymeyip giydiren,gecelerce kendileri için uykusuz kalan anne ve babasıdır. Her ne kadar evlat anne-babaya karşı aynı şefkat ve merhameti göstermesede.Gerekli açıklamalar zaten anne-babaya karşı (ahde) vefa bölümünde açıklanmıştır.

    Bir anne ve baba .çocuğunu yetiştirirken,büyütürken kendisine lazım olacak her türlü bilgiyi öğretmesi üzerine farzdır ve kişinin de zaten hadis-i şerif de buyrulduğu üzere:’İlim öğrenmek her Müslümana farzdır’ ifadesi bunun anne-baba tarafından öğretilmesi gerekli olsada, şayet böyle bir durumla karşı karşıya kalmadı ise bunu kendisi yapmalı ve öğrenmelidir.Bir anne baba-kızına-oğluna dini bilgileri öğretmesinin yanı sıra evlilikle ilgili meseleleri de öğretmesi gerekmektedir. Şöyle ki;Cinsel hayattan tutunda kadının kocası üzerindeki hakları,kocanın karısı üzerindeki haklarına varıncaya kadar hepsini kendi adını biliyormuşcasına öğretmesi ve kişininde bunu ama oradan ama buradan sağlam kaynaklardan öğrenmesi gerekir.

    Kendi ellerinizle büyütüp,yetiştirdiğiniz evladınızı göz göre göre ateşe atmaya hiç kimsenin gönlü razı olmaz.Tam aksine bundan rahatsızlık duyar,vicdanı sızlar.Madem böyle diyorsunuz ve bu görüşe hak veriyorsunuz neden kızınızı evlendirirken seçici davranmıyor ve dünyevi menfaatlere meylediyor yada meylettiriyorsunuz? Böyle yaparak dünya hayatında göreceği üç günlük rahatlık için Allah muhafaza yarın ebedi bir ateşe maruz kalacaktır belkide.

    Peki nerde kaldı acıma duygusu, nerde kaldı evlat sevgisi diye sormadan insan edemiyor.Oysa Rabbin dedi ki:”Ey insanlar! Sizi ve sizden evvelkileri yaratmış olan Rabbinize ibâdet ediniz ki sakınmış olasınız (1)”. Ancak “Âyetlerimizi inkâr edenleri yanan cehenneme sokacağız. Derileri kızarıp yandıkça, yerine taze deri yaratacağız, ta ki cezaları olan azabı iyice tatsınlar (2)”. “Bize zulmetmiş olmadılar ancak kendi nefislerine zulmeder oldular (3)”.Madem kurtuluş Allah’a ve Resulüne itaatten geçiyor;neden tam aksini yaparak Allah’a ve Resulüne isyan eden,cehennem halkını teşkil edecek olanlara kızlarınızı veriyor yada bu tip kızlarla evlatlarınızı evlendiyorsunuz? Bumudur sizin evlat sevgisi ve acıma duygunuz? Allah Teala içinzde güttüğünüz davadan,amaçlardan,niyetlerden,maksatlardan ve”…sizin yaptıklarınızdan asla gafîl değildir (4)”

    Ve Rabbin dedi ki;”Müşrikleri imân edinceye kadar nikâh etmeyiniz. Elbette mü’min olan bir câriye, bir müşrik kadından hayırlıdır. İsterse müşrik kadın sizin hoşunuza gitsin. Ve müşrik erkeklere de imân etmedikçe Müslüman kadınları nikâh ettirmeyiniz. Elbette bir mü’min köle, bir müşrikten hayırlıdır. İsterse o müşrik hoşunuza gidecek olsun. Onlar o müşrik erkek ve kadınlar, insanı ateşe dâvet ederler. Allah Teâlâ ise kendi izniyle cennete ve mağfirete dâvet buyurur. Ve insanlara âyetlerini açıkça bildirir, ta ki öğüt alsınlar (5)” şeklinde buyurmaktadır ki zaten ipin ucunu burada kaçırırsanız eğer birdaha yakalamanız ya imkansız olacaktır yada çok zor olacaktır.Müslüman olduğunu iddia edip de kafir hayatı yaşayanlara ne demeli bilmiyorum….

    Evlilik ve aile hayatı Allah Teala’nın kutsal saydığı ve şartları yerine getirildiği sürece bir nevi ibadettir.Ama söz konusu ve güdülen dava eğer Allah rızası değilde sırf zevkin ve nefsin için olursa,adı evlilik olsun diye bir maksatla evlenirsen yada sırf soyum devam etsin gibi bir amaçla evlenirsen eğer,bunların içerisinde Allah rızasını gözetmek tabidir ki pek de mümkün olmayacaktır. İleride inşallah bu konuya değinilecektir,ancak şuanki konumuz bu olmadığı için şimdilik bunu burada kesiyorum.

    Hepim(n)imiz isteriz ki çoluk çocuğum mutlu olsun,mutlu bir hayat sürsün,mutlu bir beraberlik yaşasın.Ama bu düşünceler ne acıdır ki sadece bir düşünceden ibarettir.Yani bunları harekete geçirmediğiniz ve gerçekleştirmek için mücadele etmediğiniz sürece bir laf kalabalığından öteye gitmeyecektir bu düşünceleriniz ve konuşmalarınız.Çocuğunuzu el bebek-gül bebek büyütürsünüz ve günün birinde bir talibi çıkar,Allah’ın emrini anarak kızını senden ister.Ama işte fırtınalar bundan sonra kopacaktır.

    Yüce Allah:”Ey Resulüm! Her ümmetten haklarında tanıklık edecek bir şahit (peygamber) celbettiğimizde ve seni de bütün onlara (ümmetine) şahit olarak getirdiğimizde, bakalım onların hali nice olacak? İşte o gün dini inkâr edip resule isyan edenler, yerin dibine girmek, yerle bir olmak isteyecekler. Onlar hiçbir sözlerini, hiçbir kabahatlerini Allah’tan gizleyemezler (6)” şeklinde buyurmakta ve kullarını ikaz etmektedir.İşte insanların kısmi bir çoğunluğu sözde dini inkar etmesede yaptığı fiil ve hareketlerle Allah ve Resulüne isyan içerisindedir ki buda zaten seni inkara götürür.Şöyle ki isyan kabul etmemek manasına geliyorsa eğer ve sende Allah ve Resulü’ne hal ve hareketlerinle isyan ediyorsan bunun başka bir açıklaması olamaz.”Her kim de, hidâyet yolu kendisine iyice belli olduktan sonra, Resulullaha muhalefet eder ve müminlerin yolundan başka bir yola tâbi olursa, Biz onu döndüğü yolda bırakırız. Fakat âhirette kendisini cehenneme koyarız. Orası ne fena bir varış yeridir! (7)”.İşte siz yani anne ve babalar böyle insanlara kız veriyor böyle insanlardan kız alıyorsunuz.Sonuç mu;kör değilsen durumm ortada…

    “Kim Allah’a ve resulüne itaat ederse işte onlar, Allah’ın nimetlerine mazhar ettiği nebîler, sıddîkler, şehidler, salih kişilerle beraber olacaklardır (8)” kısmına dahil olabileceklerini tahmin ettiğiniz kişilere vermek yerine tam yerine cehennem ahalisini teşkil edecek ve bu sıfatlara bürünmüş,bu doğrultuda yaşayıp,bu çizgide ilerleyen malı,mülkü,parası pulu olan insaları tercih ettiniz.Ondan sonrada bunun adına evlat sevgisi ve acıma duygusu koydunuz.Yazık….

    Yüce Allah’ın “İman edip makbul ve güzel işler yapanları, ebedî kalmak üzere içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğiz. Bu, Allah’ın gerçek vâdidir (9)” şeklinde buyurmasına rağmen siz kızınızı istemeye geleni geldiğine pişman ederek göndermek yerine evi var mı,arabası var mı,parası var mı,pulu var mı,işi iyi mi,maaşı yüksek mi,kızımı rahat geçindirebilir mi vs vs bir sürü şeyi sayıp durursunuz. Karşı taraftada bunlar varsa bir oh çekersiniz ki ucu ta cehenneme kadar uzanır.İşin kötü tarafı eğer evladınızda sizin görüşünüzde ise kendinizle beraber evladınızıda cehenneme düşmeye maruz bırakırsınız.Ondan sona bunun adına evlat sevgisi,acıma duygusu dersiniz.Yazık… Siz kendinize acımıyorsunuz ki evladınıza acıyasınız.

    Oysa gelen şahsa evladım namaz kılıyor musun,oruç tutuyor musun,zekat veriyor musun gibi sorular yöneltip cevabını aldıktan sonra oh çekseniz belki bu oh size cennetten uzanan bir ağacın dalı olurda sizide,sizinle beraber olanlarıda cennete girmesine bir vesile kılar. Allah’tan korkmayanın kuldan korkması beklenemez.Beklense beklense ancak kuldan utandığı için büyük günahlardan sakınıyordur.Ama fırsant eline geçince bunu yapamaktan da geri durmaz.

    İşte siz öyle insanlarsınız,öyle anne-babasınız ki -istisnaları tenzih ederim- dünyevi menfaatler karşısında kendi evladınızı birnevi peşkeş çekmek mi dersiniz,başka bir isim mi dersiniz orası size kalmış.Ama siz sizde olmayan vasıflardan dolayı başkasında olmasını beklediğiniz vasıfları istiyorsunz ama buna cesaret edip de soramıyorsunuz.Çünkü o vasıflar sizde yok.Kendisi namaz kılmazken başkasına evladım namaz kılıyor musun diye sormak ve hayır cevabını alsada vereceği cevap susmak olacaktır.Hem kendi dünyasını yıktı hemde evladının üç günlük dünyasının yapıldığı görsede ebedi bir ahiret hayatının yıkılmasına sebebiyet verdi.Ondan sonra buna evlat sevgisi acıma duygusu dediniz.Yazık….

    Yüce Allah “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ın mülküdür (10)” şeklinde buyurmasına rağmen;anne olsun,baba olsun veya diğer evlenecek olan aday olsun hiç umurundamı bunlar.-İstisnaları tenzih ederim- Sizin bütün amacınız bütün gayeniz,herşeyiniz dünyevi menfaatler, dünyevi zevkler.Şöyle ki;Babamın evinde çektim biraz rahat edeyim,enayimiyim ki parasız pulsuza gideyim,tabi parası olacak vs vs.Birsürü örnek çoğaltabilirsiniz.Ancak içinizden biriside çıkıp soırmaz ki namaz kılar mısın,oruç tutar mısın,zekatını verir misin vb soruları yöneltmez.Acaba neden? Oysa Yüce Allah “Ey imân edenler! Kendilerine kitap verilmiş olanlardan herhangi bir topluluğa itaat ederseniz sizi imanınızdan sonra çevirip kâfirler yaparlar (11)” buyurmaktadır.Özetle diyecek olursak şudur ki;Kız namaz kılar erkek kılmazsa,erkek kılar kız kılmazsa bu durumda ikisiniden birisi mutlaka birisine meyledecektir,zaafiyet verecektir.Ama iyi yönde ama kötü yönde. Bu zamana ve eğitim,karakter seviyesine bağlı olarak gerçekliğini gösterecektir ki bunların mantığı; Senin gibi olamasamda seni kendime benzetirimya şeklinde olacaktır.Ancak sonuç ne olursa olsun Yüce Allah’ın buyruğu “Ve gevşeklik göstermeyiniz (12)” şeklindedir.

    “Ey imân edenler! Sizden başka olanları dost edinmeyiniz, Size fenalık eriştirmekte aslâ kusur etmezler. Size meşakkat verecek şeyi temenni ederler. Muhakkak kinleri ağızlarından belli olmaktadır kalplerinin gizlediği şey ise daha büyüktür. Şüphe yok size âyetleri apaçık beyan ettik, eğer düşünüp anlıyorsanız! (13)”.Bu dostluk ama arkadaşlık olarak olur,ama hayat arkadaşı olarak olur ama değişik bir şekilde olur.

    Yüce Allah Resulü’ne hitaben:”Eğer Allah Teâlâ’yı seviyor iseniz bana uyunuz ki, Allah Teâlâ’da sizi sevsin ve sizin için günahlarınızı bağışlasın (14)” buyurmaktadır.Peki Allah’ı ve Resulünü sevdiğini iddia eden anne-babalar ve kız-erkek çocukları, Resulüllah’ın hayatına göz attığınızda ve incelediğinizde nasıl bir evlilik hayatı sürdüğünü ve nasıl bir hayat yaşadığına hiç dikkat çektiniz mi? Oysa sizin taptığınız mala-mülke,paraya pula vs diğer dünyevi menfaatlere kendisi sırtını dönmüştür.Oysa sizler -istisnaları tenzih ederim- tam tersini yaparak ahirete sırtınızı dünyaya ise yüzünüzü döndünüz.Oysa bir bilseniz ki dünyada size sırtını dönüp kaçmakta ama giden nerde,kalan nerde….



    (1-Bakara Süresi’21);(2-Nisa Süresi’56);(3-Bakara Süresi’57);(4-Bakara Süresi’85);(5-Bakara Süresi’221);(6-Nisa Süresi’41-42);(7-Nisa Süresi’115);(8-Nisa Süresi’69);(9-Nisa Süresi’122);(10-Nisa Süresi’131);(11-Al’i İmran Süresi’100);(12-Al’i İmran Süresi’139);(13-Al’i İmran Süresi’118)(14-Al’i İmran Süresi’31)

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.