Kuran Yurdu

Saff Süresi Beyanu’l Hak Tefsiri

    Saf Suresi Medeni dir. Hicretin ikinci yilinda bir bütün halinde indirilmiş Tamami 14 ayettir. Adini dördüncü ayetindeki, Allah yolunda bölünmeden, tek bir saf halinde savaşanlardan bahseden saf kelimesinden almiştir. Hz. Osman’in Mushaf’indaki kronolojik siralamaya göre 109., Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kuran’a göre 61. suredir

    Göklerin ve yerin hakimi Allah’tir. Her şey O’nu hamd ile tesbih etmektedir. O’nun maksadı, yaratılmışların efendisi olan insana layık bir din ve medeniyeti, yine onun eliyle tesis etmek ve yeryüzüne yaymaktır.İlk insan ve ilk peygamber Adem’den itibaren Hz. Muhammed’e gelinceye dek bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri din islam’dir. Onun müntesipleri ise Müslümanlardır. Onlara bu adı ilk defa alemlerin Rabb’i Allah vermiştir. (Bkz. Hac, 22/78)

    İslam Dini” tevhid, güzel ahlak, vecibelerle hukuk, siyaset ve sosyal ilişkileri düzenleyen şeriat’tan ibarettir. Bu din, Allah kul, Allah eşya, kul Allah, kul eşya ilişkilerini kapsar. Her peygamberin tebliğinde bu dinin değişmeyen kısmı tevhid, güzel ahlak; namaz, oruç, zekat, sadaka, kurban ve İbrahim’den(as.) itibaren hacdan oluşan vecibelerdir. Kısmen değişeni ise, hayatin hukuki, siyasi ve sosyal ilişkilerini düzenleyen şeriat kısımlarıdır(Bkz. Maide, 5/48)

    Öyle anlaşılıyor ki islam Dini ve Medeniyetini kemale erdirmek için önce İsrailoğulları seçildi. Onlar, çağdaşlarına tercih edildiler. Allah onlara özel ve sayısız nimetler ihsan etti. Seçildikleri tarihten itibaren tüm peygamberler ve yöneticiler hep onlardan oldu. Fakat bu soy, Allah’in kendilerine atfettiği bu değeri gerektiği ölçüde takdir edemedi. Lütfedilen nimetlere nankörlükle mukabele ettiler. Allah’ın gönderdiği peygamberlerine karşı çıktılar, hatta birkısmını öldürdüler

    İsrail” olarak da adlandırılan”Yakub’un 12 oğlundan 4.’üncü oğlunun adı Yuda veya Yahuda idi. Yehuda kabilesinin soy atası oldu…” (Ekrem Sarkçıoğlu, Başlangıçtan unumuze Dinler Tarihi, ısparta, 2002 s. so) Kabilenin soy atası Yahuda’dan dolayı bu dine Yahudilik adı verildi. “Yahdilikte yüce bir tanrıya Yahova’ya ya da Yahve’ye inanç vardır. Ancak inanılan bu tanrı özelde Yahudi halkinin tanrısı olarak kabul edilir; ayni şekilde Yahudilerde tanrının seçilmiş ustun halkı olarak görülür. Yahudilikte ırk temeline dayalı bir din anlayışı hakimdir. Karailer gibi bir iki marjinal mezhep dışinda genellikle Yahudiliğin belli bir soya mahsus olduğuna inanılır.Yahudilikte din ile ırk içe girmiş, birini diğerinden ayırmak zorlaşmıştır. Onu en iyi, kutsal kitapla yer alan şu cümle tarif etmektedir: İşte ayrıca oturan bir kavimdir ve milletler arasında sayılmayacaktır.’ Kutsal kitaplarına dayanarak Yahudiler kendilerini dünya milletleri arasından seçilmiş kavim olarak görürler. Tanri Sina’da bu kavmi kendine muhatap kilmiş, onlarla ahitlemiştir(G, Tümer, A. Küçük, Dinler Tarihi, Ankara, 1993, s. 176, 177 ) Yahudiler, Tanr Yahova nin kendileriyle özel ilişkide olduğunu ve soylarını kutsadığını iddia ettiler, Yahudiler bu inançlar sebebiyle Hz. Musa’yi ve Harun’u takip den Davud, Süleyman, Eyyub, ilyas, Zekeriya, Yahya(as.) gibi peygamberlerin yolundan, dolayisiyla islamdan saptilar ve bir din ihdas ettiler. Allah’a oğul isnat ettiler ve Üzeyiri’n Allah’ın oğlu olduğunu söylediler. (Bkz. Tevbe 9/31) Allah’in gönderdiği elçilere karşı çıktılar, onlarla savaştılar ; birçok peygamberi konuşturmadilar, bir kismini ise hunharca öldürdüler

    Hz. Musa’nın ardından gelen bir dizi peygamberden sonra Tevrat’ta geleceği müjdelenen Hz İsa Mesih elçi gönderildi. Yahudiler Hz isa’dan önce Zekeriya ve onun oğlu Yahya(a s.)’i öldürmüşlerdi. Allah isa’ya Kitab’i; Tevrat’i ve incil’i öğretti. Onun da tebliğ ettiği din, ataları ibrahim, ismail, ishak, Yakub, Musa, Davud, Süleyman, Zekariya ve Yahya(a s.) gibi islam idi. Hz. isa, atalarinin yolunda olduğunu söylerken, kendinden sonra gelecek olup adi”Ahmed” olan en son peygamberi de müjdelemekteydi. Yahudiler, atalarından birinin Hz. Musa’ya yaptıkları kötülüklerin daha büyüğünü İsa’ya reva gördüler. Onu çarmiha gerip öldürmeye kalkıştılar, ama Allah onlara bu fırsatı vermedi

    İsrailoglarından bir kismi İsa’ya iman etmiş bir kismi da onu inkar etmişti.İsa, kendisinden sonrası için yazili bir metin bırakmadı. İsa’nin ölümunden sonra onun havarileri ve onların yolunu takip eden Nasara ve/ya Nasraniler vasitasiyla dilden dile tebliğ edilen incil, çok sonra ve birden fazla yazar tarafından kaleme alindi. Fakat isa’dan yaklaşık elli yıl sonra peygamberlerin yolundan sapan, Hz. İsa’yi rab olarak nitelendiren halka egemen bir topluluk/Kilise, teslis akidesini dinlerine esas edinip ona göre yeni yasalar düzenleyen”Hiristiyanlık” adında bir din ihdas ettiler. Bu din, Pavlos’un da katkilariyla yeni bir inanç sistemini benimseyerek gittikçe aslindan uzaklaşmaya başladı.

    Birbirinden farklı yüzün üzerinde incil metni ortaya çikti. İlk defa M.S. 325 yılında iznik’te toplanan konsil 104 incil içerisinden Lukka, Matta, Markos, Yuhanna adli müelliflerin yazdıkları incilleri aslına uygun buldu,diğerlerini reddetti.İlk toplantısından bugüne dek altmış küsür defa gerçekleştirilen konsillerle sürekli olarak incillere yapılan ilave ve çıkartmalarla bu kitaplar da bir hayli değiştirilip asli hüviyetlerinden uzaklaştırıldılar.Halen belli aralıklarla konsiller toplanmakta ve bu değiştirmeler devam etmektedir.Şu içinde bulunduğumuz 2005 yilinin Mart ayında, Hiristiyanlik aleminin bir kesiminin karşı çıkmasına rağmen, çağdaşliğa aykırı bulunduğu ya da yeni nesiller tarafından anlaşılmadigı için incil den 45.000 kelimenin çikartildiği veya değiştirildiği haberlerde yer aldı

    Sonuçta Nasara’nin dini islam, ilahil / semavi vasfından uzaklaştırılarak Hıristiyanlarin beşeri / seküler dini hüviyetini kazandı. Bilhassa ilmi ve fikri faaliyetler üzerine yüz yillar boyu baskılar uygulayan kiliseye karşı 15. ve 16. yüzyllarda başlatılan ayaklanma hareketleriyle; Ronesansla başlayan, dini reforumlarla devam eden aydınlanma çağının da katkilariyla Hristiyanlık tamamen sekuler bir din hüviyetine büründürülmüş oldu

    Her sürenin/devrin bir kitabi vardir. Allah, dilediği kitabı yürürlükten kaldirir, dilediğini yürürlüğe koyar; zira”Ana Kitap” O’nun katindadtr(Ra’d, 13/37)

    Bizzat müntesipleri tarafından, çeşitli değişikliklere uğratilarak ilahi vasifları büyük oranda yok edilen Tevrat ve incil bir biçimde yürürlükten kaldirilinca, Allah da onlarin devirlerini sona erdirdi. M. S. 610 yilindan itibaren Hz. Muhammed’e inzal etmeye başladğı Kur’an ile en son ilahi kitabin devrini başlatti, Kur’an, din olarak Tevrat ve incil’in de asillarini ihtiva ettiği için asıllarından uzaklaştırilmiş olan hâlleriyle Tevrat ve inciller yürürlükten kaldirilmiştir. Böylece islam Dini ve islâm Medeniyetinin inşasinin tamamlanmasi, Hz. Muhammed ve onun-Ehl-i Kitap’tan olup ona ve Kur’an’a uyanlar da dahil- ummeti tarafindan gerçekleştirilme süreci başlatilmiş oldu

    İslam’a hizmet eden müminler, islâm gibi sağlam, islâm gibi gerçekçi ve İslam gibi çelişkisiz; özü, sözü doğru olmalidir. Mümin, ancak yapabileceği sözü vermeli, verdiği sözü de ne pahasina olursa olsun, getirmelidir. “Allah’in en çok sevdiği ibadeti bilsek de yapsak!” ya da”Bize savaşı emreden bir pasaj indirilse de gibi sözler, altindan kalkılamayacak büyük sözlerdir. Emredildiği zaman hiç tereddüt gösterilmeden yapilamayacak şeyleri istemek, Allah’ı yeterince öfkelendirmiştir!

    Allah müminlerin, tuğlaları birbiriyle kenetlenmiş sağlam bir bina gibi her zaman yekvücut olmalarından hoşlanır. Bilhassa savaş ortamında, parçaları birbirine kurşun eriyiğiyle kaynatilmiş bir yapıya benzemelidirler. En olumsuz şartlarda bile, birlik ve bütünlüğünü koruyan, asla parçalanmayan bir yapı gibi tek saf halinde savaşmaldirlar

    Müminler, Hz. Musa ve Hz. isa’yı inciten, hatta öldürmeye kalkişanlar gibi olmamalıdırlar. Allah, islam Dini’ni tamamlamak ve bu dini bütün dinlerden üstün kılmak için Resulü Hz. Muhammed’i Kur’an ve hak din ile göndermiştir. Bu din kıyamete kadar baki, evrensel bir dindir. Artik hic kimse, ağzıyla Allah’ın nurunu söndüremeyecektir. Ayetlerini tahrif edip dinde ve Kur’an’da eğrilik yapamayacaktır. O halde müminler, Allah’a dayanma ve görevlerini sabırla, kararlilikla tamamlamaya çalışmalidirlar, Allah’a ve Resulüne iman ettikten sonra imkânları ölçüsünde Allah yolunda cihadi sürdürüp Adn cennetlerindeki muhteşem saraylar hak etmelidirler.

    Bu, Allah’ın müminlere tavsiye ettiği en güzel bir kazanç yoludur. Bu yola giren bilmelidir ki Allah’ın yardımı ve lütfedeceği zafer pek yakindir! o hâlde, müminler de Hz. İsa’nın havarileri gibi, Hz. Muhammed’in Allah yolundaki yardımcıları olsunlar. Allah’in Dini’ni yeryüzüne yayma konusunda Allah’a ve elçisine yardım etsinler! Sonuçta üstün gelecek olanlar; havari ruhunu ve misyonunu yüklenip lâyikiyla taşıyan gerçek müminler olacaktır! Zira: “Eğer mümin iseniz, en üstün sizsiniz(Ali mran, 3/139)



    Kaynak = M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:III / bkz= 581-584

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.