Rızık Verici Olarak Allah

  • 10 Mart 2018
  • 113 kez görüntülendi.

Rızkı Veren Allah’tır (Hüda)



İnsanların farklı ölçülerde rızıklandırılmalarında birtakım ibretler söz konusudur. İslam inancına göre rızık konusunda tüm tasarruf büyük ölçüde Allah’a ait olmakla birlikte,insanın da ahlaki yükümlülüğü vardır.Şöyle ki ; İnsan tabiatta kendisine rızık olarak sunulmuş her şeyi doğuştan getirdiği veya sonradan elde ettiği güç ve kabiliyetlerle ele geçirmektedir.Nihai noktada,insanları bu kabiliyetlerle yaratan Allah’tır. Ayrıca yüce Allah’ın,insanların kendisine karşı olan ahlaki tutumlarına bağlı olarak rızık konusunda bazı müdahalelerde bulunması da söz konusudur.

Kim Allah’tan korkarsa,Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir.Kim Allah’a güvenirse o,ona yeter.Şüphesiz Allah,emrini yerine getirendir (Talak 3)

Allah (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi.Bu ülke güvenli,huzurlu idi ; oraya rızkı her yerden bol bol gelirdi.Sonra onlar,Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler.Allah da onlara,yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı (Nahl 112)

İnsanın kazanacağı rızkın ön şartı,onun aranması ve elde edilmesi yolunda gayret göstermesidir.Nitekim Kur’an’da,ilke olarak insanın çalışıp çabalamaktan başka bir kazanç ve başarı yolu bulamadığı ifade edilmektedir..Allah, yeryüzünü ve denizleri insanların rızıklarını temin etmelerine elverişli biçimde yarattığı gibi,günün yarısının gündüz kılınmasının sebeplerinden biri de insanların geçimlerini sağlayabilmeleridir.

Mal ve servet kazanma,Allah’ın bir lütfu ve ikramıdır.

 

Namaz kıldıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (kısmetinizi) arayın (Cum’a 10)

Ancak kişi sadece kendi gayretiyle kazanmamaktadır.Öyleyse kazanılan mal,sadece kişiye ait değildir.Tam manasıyla bir eşitliği değil ama sosyoekonomik dengeyi sağlama açısından her türlü kazançta fakir,yetim ve düşkünlerin hakkı vardır.

Onların mallarında,isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak vardır (Me’aric 24-25)

Herhangi birinize ölü gelip de ‘Rabbim ! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam’ demesinden önce,size verdiğimiz rızıktan harcayın (Münafikun 10)

Allah’ın yarattığı ve rızık olarak verdiği nimetlerin tamamına yakını temiz ve helal kapsamındadır.Haram kılınan şeyler ise tabiatı gereği zararlı ve pis olan şeylerdir.Ahlaka uygun olarak helal nimetlerden istendiği kadarına sahip olmak ve bunları tüketmek mümkündür.

Artık Allah’ın size verdiği rızıktan helal ve temiz olanları yeyin (Nahl 114)

Bunların helal olma niteliğinin sürmesinin şartı,tüketimde israf edilmemesi ve ihtiyaç sahiplerinin bu imkanlardan faydalandırılmasıdır.

Haram olan bir şeyde onu kazanan insan açısından rızık sayılır.Nitekim Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yeyin (Bakara 172) ifadesi,rızkın haram olan kısmının da bulunduğuna işaret etmektedir.Tek rızık veren Allah olduğu için o,haram olanı da yaratır ancak,insanın bunu kazanmasına rızası yoktur ;haramın kazanılması,yenilmesi ,kullanılması yasaklanmıştır.

Kur’an,aşırı zenginleşmesiyle ahlaki şöküş arasında karşılıklı bir sebeplilik ilişkisi kurmaktadır.Yüce Allah,insanın yapısını iyi bilmektedir ; aşırı zenginleşme,onu yanlışa sevk edeceği için rızkı bir ölçü dahilinde vermektedir.Buna karşılık ;

Bir toplumun ahlaken çökmesiyle,refah ve zenginliği de sona erecektir.Çünkü toplum,Allah’ın çağrısına uyduğu sürece refah içinde olabilir.

 

Kim beni aanmaktan yüz çevirirse onun için dair bir geçim vardır ve kıyamet günü onu kör olarak haşredeceğiz (Taha 124)

Kur’an’ın mal,servet ve rızık konusundaki ana mesajı

 

Bunların insana birer emanet olarak verildiği ve nihai noktada her şeyin sahibinin Allah olduğudur.Nitekim Allah’a ve Resulüne iman edin.Sizi üzerinde tasarrufa yetki kıldığı şeylerden harcayın.Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükafat vardır (Hadid 7) ayeti,bütün imkan ve zenginliklerimizin Allah’ın bize bir emaneti olduğunu vurgulamaktadır.

Ne oluyor size ki Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır (hepsi ona kalacaktır) (Hadid 10) ve Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır (Al-i İmran 180) ayetleri de malın mülkün ve tüm evrenin gerçek sahibinin Allah olduğunu vurgulamaktadır.



Kaynak = Diyanet İşleri Başkanlığı / İslam’a Giriş (Gençliğin İslam Bilgisi) / bkz: 53-55