Rızık Verenlerin En Hayırlısı Allah’tır

Yüce Allah yarattığı her canlının rızkına kefil olmuştur ve bunu da Kitabı’ndan mealen şöyle belirtmiştir: “Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki onun rızkı Allah’a ait olmasın. Allah her canlının hayatını geçirdiği yeri de, öleceği yeri de bilir. Bütün bunlar apaçık bir kitaptadır (1)” ve bir başka ayet-i celile de ise “Ve yeryüzünde yürüyen nice hayvanlar vardır ki, rızkını taşımıyor. Onları da sizleri de Allah Teâlâ rızıklandırır Ve o, hakkıyla işiticidir, bilicidir (2)” buyurmakta ve rızık endişesinde şüpheye ve korkuya düşmemeniz konusunda kullarını uyarmaktadır.

Çünkü “Gerçekten rızık işi halkın ekserisi için büyük bir gailedir. Onları zahmete sokar. Kalplerini meşgul eder. Üzüntüerini artırır. Ömürlerini zayi eder. Günahlarını artırır. Onları Allah Teala’ya itaatten alıkoyup dünyaya ve mahlükata hizmet etmeye sevk eder. Böylece dünyada gaflet, zulmet, zorluk, çetinlik, mihnet ve zillet içinde yaşarlar. Eğer Allah (c.c) fazlıyla merhamet etmez ise; önlerinde helal için hesan, haram için azab bulunan ahirete iflas etmiş olarak giderler. Bak ki Allah (c.c) geçim hususunda ne kadar ayet inzal etti ve ne kadar kulun rızkına va’d, tekeffül ve yemin ettiğini hatırlattı (3)”

Madem yüce Allah kulunun rızkına kefil olmuştur “Ve onu hiç hatırına gelmeyen bir yerden rızıklandırır ve her kim Allah’a tevekkül ederse artık O, ona kâfidir (4)” buyurmuştur;

Madem Allah senin rızkına kefil olmuştur ve bunu üzerine almıştır

Sende sana yüklenen görev ve sorumlulukların farkında olacaksın, Allah’a kulluk bilinci ve şuuru içinde hareket edip, emirlerine uyup yasaklarından uzak duracaksın.

Nitekim bir başka ayet-i celile de rızık ile kulluk beraber zikredilmiş ve “Kendilerini açlıktan kurtarıp doyuran,  korkudan emin kılan Rab’lerine kulluk etsinler! (5)” şeklinde buyurmuştur.

Evet yüce Allah rızkının kuluna kefil olmuştur ancak eğer kulunun günahları haddi zatında fazlalaşırsa, kulluk dairesinin dışına çıkıp da gaflet ve dalalet içinde hareket edecek olursa eğer

Bu seferde yüce Allah onu geçim sıkıntısı ile cezalandırır. Bu cezalandırma belki günahlarının bir kısmına kefaret olabilir. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki bu cezalandırma yani kişinin rızık konusunda sıkıntı çekmesi ve darlık yaşaması kimi için rahmet üstüne rahmettir; kimisi içinde zahmet üzerine zahmettir. Bu kişinin tevekkülünü ilgilendiren bir mesele olduğu için sadece hatırlatıp geçmekle yetinmek en doğrusu olacaktır.

Nimeti nimet verenden değil de ona vesile olandan bilmek Allah’ı -haşa- ikilemektir. Evet her ne kadar senin rızık konusunda birileri vesile oluyorsa da; onlara teşekkür etmek borcun olsa da o kişiye kul köle olman ve tüm bu nimetleri ondan bilmek haşa Allah’a şirk koşmaktır.

Çünkü “Peki, Allah size ihsan ettiği nasibi alıkorsa, sizi başka rızıklandıracak kimmiş? Doğrusu, onlar azgınlık ve nefret içinde diretmektedirler (6)” ve bir başka ayette ise “Allah, insanlara rahmetten neyi açarsa sonra onun için tutacak yoktur ve neyi tutarsa artık bundan sonra onu salıverecek yoktur. Ve azîz hakîm olan O’dur (7)” şeklinde buyurmaktadır.

Nitekim Resulüllah (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde “Eğer siz Allah’a gerçek şekliyle ve hak ettiği gibi tevekkül edecek olursanız, sabahleyin kursağı boş giden, akşamleyin kursağı dolu olarak dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı.” şeklinde buyurmaktadır. Evet belki bizler avam tabakasından olanlar için; karnını doyurmak için çalışıp çabalamak gereklidir. Çünkü bir şeyleri gerçekleştirebilmek için önce harekete geçmek gereklidir. Nasıl ki senin hayatta kalman oksijene, nefes almana bağlıdır, bunu da o şekilde düşünün.

Hz Ali (r.a) rızkınızın genişlemesini ve rızık konusunda da darlık çekmemeniz için “Rızkın inmesini sadakayla isteyin” şeklinde buyurmaktadır.

Rızık konusunda endişeye düşmek ve tasaya kapılmak ise şöyle bir açıklama yapılmıştır ki: Vüheyb b. el-Verd el-Mekki şöyle derdi: Gök bakır, yer demir olsa bile rızık için tasalandığımda kendimi şirkte zannederim. Denir ki: Her kim yarının rızkına bugün sahip iken daha sonraki günün rızkının tasasını çekerse, amel defterine günah yazılır.

Yüce Allah “Şu bir gerçektir ki ey insanlar, Biz sizi dünyaya yerleştirip orada size hakimiyet verdik! Orada sizin için birçok geçim vasıtaları yarattık. Ne kadar da az şükrediyorsunuz! (8)”

O zaman;

“Ey insanlar! Allah’ın üzerinizde olan nimetini hatırlayınız. Allah’tan başka sizi göklerden ve yerden rızıklandıran bir Hâlık var mıdır? O’ndan başka ilâh yoktur. O hâlde nereden döndürülmüş oluyorsunuz? (9)”

Yazıyı sonlandırırken diyorum ki;

Seni yaratan senin rızkına kefil olmuşken ve senin yaratılma gayen Allah’a kulluk iken; sen nasıl olur da seni yaratana ve sana rızık veren o büyük Zat’a asi olursun ve emir ve yasaklarına aykırı davranırsın?

(1-Hud Süresi’6);(2-Ankebut Süresi’60);(3-İmam Gazali / Abidler Yolu – Minhacü’l Abidin- / bkz:206);(4-Talak Süresi’3);(5-Kureyş Süresi’4);(6-Mülk Süresi’21);(7-Fatır Süresi’2);(8-A’raf Süresi’10);(9-Fatır Süresi’3)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.