Rızık Konusunda Endişeye Kapılmayın Rızkı Veren Allah’tır

Kimisi nimetlere gark olup nimet içinde yaşarken;kimisi yoksulluk ve sefalet içinde boğuşup bir lokma ekmeğe muhtaçtır.İşte burada -haşa- Allah’ı sorgulayamaz ve Allah’ı suçlayamazsın.Bazı aklı kıtların dediği gibi bu adalet midir diyemezsin ve düşünemezsin. Yoksul yoksulluğu ile imtihan olurken,zenginde zenginliği ile imtihan oluyordur.Gerçi bunun farkına varabilmek için biraz tefekkür ve tevekkül gerekli olduğundan ;şimdilik şunu diyelim ki evet fakirlik yani sizlerin tabiri ile yoksulluk zenginlikten daha faziletli ve daha değerlidir. İşte sen böyle bir durumla karşı karşıya kalacak olursan,kaldıysan veyahut şahit olduysan sana düşen

“Şüphe yok Rabb’im, rızkı dilediği kimseye genişletir ve darlaştırır. Fakat insanların çoğu bilmezler (1)” demek ve yine “Deki: Şüphe yok Rabbim, rızkı kullarından dilediğine genişletir ve onun için darlaştırır ve birşeyden ne harcar iseniz o, onun karşılığını verir ve o, rızk verenlerin hayırlısıdır (2)” ve yine başka bir ayet-i celile de ise

“Hala şunu anlamadılar mı ki Allah dilediği kulunun nasibini bollaştırır, dilediğinin nasibini ise daraltır. Elbette bunda inanacak kimseler için alacak ibretler vardır (3)”.

“Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Dilediği kimse için rızkı bolca yapar ve kısar. Şüphe yok ki, her bir şeyi bilicidir (4)”.”Şu kesin ki Rabbin dilediği kimsenin nasîbini bollaştırır, dilediğinin nasîbini daraltır. Çünkü Rabbin kullarının her halini bilip görmektedir (5)” buyurmaktadır.

Evet demiştik ya fakirlik zenginlikten,bolluk ve refah içinde yaşamaktan daha hayırlı ve daha güzeldir diye.Çünkü Resulüllah (s.a.v) buyuruyor ki:Kafir getirilir ve cehennem ateşine bir defa daldırılır (çıkartılır).Sonra ona:Hayır namına bir şey gördün mü,nimet adına bir şey gördün mü denilir.O Allah’a yemin olsun ki hayır Rabbim diyecek.Sonra dünya hayatında en çok sıkıntı çekmiş,en ileri derecede sefalet görmüş kişi getirilir,cennete bir defacık daldırılır.Sonra da ona:Hiç sefalet diye bir şey gördün mü denilir.O:Allah’a yemin olsun ki Rabbim hayır,-yani hiçbir şey görmemiş gibiyim- diyecek

“Görmediniz mi ki: Allah Teâlâ sizin için göklerdekini ve yerde olanı musahhar kılmıştır. Ve üzerinize zâhiren ve batınen nimetlerini pek geniş surette itmam buyurmuştur. Ve insanlardan öylesi de vardır ki, ne bir ilme ve ne de bir rehbere ve ne de aydınlatan bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mücadelede bulunur (6)”

Evet kimisinin zenginlik içinde yaşaması kimisinin de sefalet içinde yaşamasının hikmetleri vardır ki bunlardan birisini de yüce Allah şu şekilde beyan etmekte ve açıklamaktadır:

“Ve eğer Allah, rızkı kulları için yayacak olsa elbette yerde haddi aşarlardı. Velâkin dilediğini bir miktar ile indiriyor. Şüphe yok ki, O, kullarından haberdardır. ve hepsini görücüdür (7)”

“Alimlerin ekserisine göre uzun emel,uzun müddet yaşama umududur.Kısa emel ise,Allah’ın takdir ve ilmine veya isteğini hayırlı olma şartına bağlamak suretiyle yaşama isteğini terk etmektir.O halde sen ‘ikinci bir nefes veya ikinci bir günden sonra kat’i olarak yaşayacağım’ dersen,uzun emel etmiş olursun.Ve bunu yapman günahtır.Çünü o,gaiben haber vermektir (8)”

“Rivayete göre kefen soyan bir hırsız Ebu Yezidi’l-Bestami (r.a) vasıtasıyla tevbe eder.Ebu Yezid ona tevbe etmeden önceki halininden sorduğunda o şöyle der;Bir mezardan kefen soydum.İki kişiden başka yüzleri kıbleye dönük olanı görmedim.Bunun üzerine Ebu Yezid:Şu miskinlerin rızık hususunda tevekkül etmeyişleri,onların yüzünü kıbleden çevirmiştir dedi (9)”

Evet insan gerçekten çok nankördür.Çünkü yaptığı her şeyi kendi aklı ve gücü ile yaptığını sanacak kadar zavallı ve acizdir.Düşünmez ki o aklın ve gücün bir yaratıcısı var.İşte sen verilen o aklı ve kuveti vs diğer nimetleri kullanarak değerlendiriyorsun.ama Allah yolunda Ama bid’at yolunda.Burada ki tercih senin cüz-i iraden olan bir mevzudur ki bu konuda da gerekli açıklamalar ve izahlar kaderle ilgili mevzularda açıklanmıştır.

Evet “Eğer insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra o nimeti geri alırsak o, son derece ümitsiz, son derece nankör olur.Fakat başına gelen bir dertten sonra kendisine bir nimet tattırırsak: “Artık bütün dertler ve belalar bir daha gelmemek üzere bitti gitti!” der, sevinir, övünür durur.Ancak her iki halde de sabredip makbul ve güzel işler yapanlar başka! İşte onlar için pek geniş bir mağfiret ve pek büyük bir mükâfat vardır (10)”

“Ey insanlar! Allah’ın üzerinizde olan nimetini hatırlayınız. Allah’tan başka sizi göklerden ve yerden rızıklandıran bir Hâlık var mıdır? O’ndan başka ilâh yoktur. O hâlde nereden döndürülmüş oluyorsunuz? (11)”

“Ey Allah’ın nimetleri içinde boğulup nimeti başkasından bilenler.Şükrünüz nerede? Gah nimeti başkasından biliyorsunuz;gah az bulup fazlasını istiyorsunuz,bazen de onun nimetlerini günahlara alet ediyorsunuz (12)”

“Asıl bütün mahlûkların rızıklarını veren, kâmil kuvvet ve tam iktidar sahibi olan Allah Teâladır (13)”

Evet İslam büyüklerinden ve maneviyat önderlerinden İbn Abbas r.a) -Allah kendinden razı olsun- diyor ki:İhtiyacı olmayan bir şeyi satın alan kimse,ihtiyacı olanı satar.

Evet bu rızık konusunda olan endişeniz sizi ve bizi cimriliğe sürükledi.Oysa cimriliği Allah’u Teala’nın yasaklamasının yanında peygamber Efendimiz de cimriliği yasaklamış ve aynı şekilde kişiyi birçok günah işlemeye sevk eden hususun da cimrilik olduğunu söylemiş ve “Cimrilikten mutlaka uzak durun.Çünkü o sizden öncekileri helak etti.Cimrilik duygusu kendilerine cimriliği emretti,onlar da cimrilik ettiler.Akrabalık bağlarını kesmeyi emretti,onlar da kestiler,günah işlemeyi emretti onlar da günah işlediler” şeklinde buyurmuştur.

Oysa yine aynı şekilde bir başka hadis-i şeriflerinde ise Resulüllah (s.a.v) buyuruyor ki:Kulların sabahladığı her gün mutlaka iki melek de semadan iner.Onlardan biri:Allah’ım,infak eden kimseye infakının yerini tutacak başka bir mal ver der.Diğeri ise:Allah’ım cimrilik edip, malını elinde tutmaya kalkışan kimsenin de malını telef et der.

Bir kudsi hadis-i şerif de yüce Allah kuluna hitaben buyuruyor ki:Ben senden yarının ibadetini istememişken sen benden nasıl yarının rızkını istersin buyurmaktadır.

Gerçekten de öyledir.Yukarıda açıklanması yaptığı gibi yarının rızkını istemek veya bunun endişesini sürmek gaybe dair bir bilgidir. Çünkü senin yarını görüp göremeyeceğin mechul olduğu gibi;Allah Teala da aynı şekilde seni hiç ummadığın ve beklemediğin yerden rızıklandırabilir.Ama senin daha yarının hayalini kurman sanki yarını göreceğine sana bir bilgi gelmiş gibi hareket etmektir ki;Buda kişiyi zahmete,sıkıntıya,huzursuzluğa ve en önemlisi de günaha sokar.

Hz Ali (r.a) diyor ki:”Rızık iki çeşittir:Biri senin istediğin rızık,diğeri ise seni isteyen ve ona gitmesen de sana gelen rızık.Yılının endişesini gününün endişesine yükleme! Her gün,o günde olan sana yeter.Yıl,senin ömründen olursa Yüce Allah,her yeni yarında,sana ayırdığını verecektir.Yıl ömründen olmayacaksa sana ait olmayan bir şey için niye endişeleniyorsun?

Tüm bu açıklamaları ve izahları yaparken size;Yan gelip yatın,Allah takdir etmişse o rızık bana ulaşır diyerekden çalışmayı terkedin demiyorum.Çalışmak rızka ulaşabilmen için bir vesiledir.Bir spor müsabakası düşünün ki;en hızlı koşan ve hedefe en erken varan kişi birinci olacak ve ödülü alacak.Ama bizim aklı kıt olan bir kardeşimiz;diğer yarışmacılar hedefe varmak için koştururken;bizim ki olduğu yerde oturup Allah bana takdir etmişse eğer hedefe varır birinci olur ödülü ben alırım diyerekten yerinden kıpırdamıyor.İşte bu kişinin yaptığı ahmaklık kendisini ne kadar maskara edip komik duruma düşürerek insanların alaylı alaylı gülmesine sebep oluyorsa;çalışmadan rızkım bana ulaşır diyerekten oturmakta aynı şekildedir.Nitekim Ebu Talib el-Mekki diyor ki:Oturan bir alim,çalışan bir cahilden daha hayırlıdır.Rızık için çalışan alim,oturan cahilden daha üstündür.

Çünkü “Çalışmayı terkederek insanlardan beklenti içine girmek,nefsin rahatını düşünmek,dilenmeyi alışmak ve arzularına uymak gibi olumsuz haller içinde bulunan kimse ise;Allah Teala’ya gayet uzak olan bir yolun yolcusu olmuş demektir.O kendisine zulmeden bir kimsedir (14)”

“Marifet ehlinden bir zat şöyle demiştir:İnsanlar üç sınıftır:Bir adam vardır ki ahiret azığı onu geçim kaygısından alıkoymuştur.Bu kazananların derecesidir.Bir adam da varır ki,geçim kaygısını ahiret azığına katmıştır.Bu da kurtulanların halidir.Üçüncü bir adam daha vardır ki,geçim tasası onu ahiret azığından alıkoymuştur.Bu da helak olanların sıfatıdır (15)”

“Senin için ayrılmış ve ayrılmamış olan rızkın peşine düşmeyi de bırak.Çünkü senin için ayrılmış olan rızkın peşine düşmen seni yorar.Ayrılmamış rızkın peşine düşmen ise sana verilen bir rüsvaylık ve boşuna çabadır.Bundan dolayı Hz Peygamber (s.a.v):’Allah’ın kullarına verdiği cezalardan biri de,kulun kendisi için ayrılmamış olan rızkın peşine düşmendir’ buyuruyor (16)”

Resulüllah (s.a.v) buyuruyor ki:Adamın biri Peygamber (s.a.v)’e gelerek yoksulluğundan şikayet etti.Sevgili Peygamberimiz;Meleklerin duası ve insanların tesbihi ile tesbih etmiyor musun? Herkes bu sayede rızık bulur buyurdu.Adam;O tesbih hangisidir? diye sordu Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurdu;Her sabah fecrin doğuşundan sabah namazı vaktine kadar yüzkere,”Sübhanellahi ve bihamdihi,sübhanel azim,estağfirullah” de,dünya boyunu bükerek senin emrinin altına girer.Aynı zamanda her kelimeye karşılık Allah bir melek tayin eder ve bu melekler kıyamete kadar senin için tesbih ederler

“Allah sizi yaratan sonra size rızık verendir (Rum Süresi’40).Yani yaratan ve rızık veren odur.İnsanı annesinin karnından elbisesiz,bilgisiz,kulağı işitmez,gözü görmez,herhangi bir güç ve kuvvete sahip olmaksızın yaratır.Daha sonra bunların hepsini ona rızık olarak verir.Güzel elbiseler,mal,mülk ve kazanç yolları ihsan eder (17)”



(1-Sebe Süresi’36);(2-Sebe Süresi’39);(3-Zümer Süresi’52);(4-Şura Süresi’12);(5-İsra Süresi’30);(6-Lokman Süresi’20);(7-Şura Süresi’27);(8-İmam Gazali / Abidler Yolu – Minhacü’l Abidin- / bkz:130);(9-İmam Gazali / Abidler Yolu – Minhacü’l Abidin- / bkz:176);(10-Hud Süresi’9…11);(11-Fatır Süresi’3);(12-Abdülkadir Geylani / El Fethu’r-Rabbani);(13-Zariyat Süresi’58);(14-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:3 / bkz:62);(15-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:3 / bkz:64);(16-Abdülkadir Geylani / el fethu’r-rabani);(İ17-bn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim -İbn Kesir Tefsiri- / C:8 / bkz:403)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.