Risale-i Nur’a Göre Kader Anlayışı Ve Cüz-i İrade

Eğer denilse ki:Madem insanın cüzi iradesinin yaratma kabiliyeti yok ve elinde bir emr-i itibari,yani farazi bir şey olan gayret etmekten başka bir şey bulunmuyor.Nasıl oluyor da Kur’an-ı Mucizü’l Neyan’da insan,yerlerin ve göklerin Halık’ına karşı asi ve düşman olarak tarif ediliyor? Niçin Cenab-ı Hak insandan çok şikayet ediyor,asi insanlara karşı mümin kullarına yardım edeceğini,yardım için meleklerin toplanacağını bildiriyor ve insana çok önem veriyor?

Cevaben deriz ki;

Çünkü küfür,isyan ve günah tahriptir,yokluğa sebeptir.Hakikatta var olmayan farazi bir şey çok büyük tahribata,sayısız şeyin yok olmasına sebebiyet verebilir.Nasıl ki büyük bir geminin dümencisi vazifesini terk etse gemi batar ve bütün mürettebatın gayretleri neticesiz kalır.Bütün o tahribat,bir tek vazifenin ihmalinden kaynaklanır,aynen öyle de küfür ve günah,yokluk ve tahrip cinsinden olduğu için,cüzi irade,farazi bir şeyle onları tahrip edip müthiş neticelere sebebiyet verebilir.

Gerçi küfür bir fenalıktır,günahtır fakat aynı zamanda bütün kainatı kıymetsizlikle ve gayesizlikle itham etmek,hor görmek,Cenab-ı Hakk’ın birliğine delil olan bütün varlıkları yalanlamak ve O’nun bütün isimlerinin tecellilerini değersiz göstermek,onlarla alay etmektir.Bu yüzden Cenab-ı Hakk’ın bütün kainat,varlıklar ve isimlerinin tecellileri adına kafirlerden şiddetle şikayeti ve onları dehşetli tehdit etmesi hikmetin ta kendisidir.Kafirlere ebedi azabı tam adaletidir.

Madem insan isyan ve küfürle tahrip yoluna gider ve az bir gayretle pek çok şey yapar.O halde müminler,buna karşı Cenab-ı Hakk’ın yüce yardımına çok muhtaçtır.Çünkü on kuvvetli adam bir evi koruyup tamir ederken,haylaz bir çocuğun o evi ateşe vermeye çalışması karşısında onun velisine,belki padişahına müraat etmeye,yalvarmaya mecbur kalırlar.Aynen bunun gibi,müminlerde böyle edepsiz asilere karşı dayanmak için Cenab-ı Hakk’ın yardımına çok muhtaçtır.

Kısacası;Eğer kaderden ve insanın cüzi iradesinden bahseden adam,Rabbinin huzurunda bulunma şuurunda kamil iman sahibi bir mümin ise kainatı ve nefsini Cenab-ı Hakk’a verir.O’nun idaresinde bilir.O vakit kaderden ve cüzi iradeden bahsetmeye hakkı olur.Nefsinin ve herşeyin sahibini Cenab-ı Hak bildiği için cüzi iradesine dayanarak kulluk sorumluluğunu üstlenir.Günahlarının kaynağının kendisi olduğunu kabul edip, Rabbinin her türlü kusur ve noksandan uzaklığını ilan eder.Kulluk dairesinde kalıp ilahi teklifi,kulluk vazifesini üstüne alır.Faziletleriyle ve işlediği sevaplarla gururlanmamak için kadere bakar,övünmek yerine şükreder.Başına gelen musibetlerde,kaderi görür,sabreder.

Gafil bir adamın ise kaderden ve cüzi iradeden bahsetmeye hakkı yoktur.Çünkü onun nefs-i emmaresi,gaflet ve dalaletin sevkiyle kainattaki her şeyi sebeplere verir.Allah’ın malını onlara paylaştırır.Kendisini de varlığının sahibi zanneder.Yaptığı güzel şeyleri kendinden ve sebeplerden bilir,sorumluluğu ve kusuru ise kadere atar.O vakit,neticede Cenab-ı Hakk’a verilmesi gereken cüzi irade ve en son bakılacak kader bahsi manasız olur.Bu,kaderin ve insanın iradesinin var oluş hikmetine tamamen zıt ve sorumluluktan kurtulmak için nefsin bir hilesidir.

Kaynak= Said Nursi / Sözler / bkz:564-565

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.