Resulüllah’a İcabet

  • 10 Nisan 2018
  • 95 kez görüntülendi.

Resulüllah’a İcabet Etmek



Şu kadarı var ki çağrısına icabet için namazı kesme konusunda alimler ihtilaf etmişlerdir.Bazısı bunun sadece Resulüllah’a icabete mahsus bir durum olduğunu , başkasına icabet için namazı kesmenin caiz olmayacağını söylemişlerdir.

Çünkü namazı kesmek, onu geçersiz kılmak demektir. Başlanılan ameli geçersiz kılmak ise haramdır Alimlerden bazıları ise namaz kılan herkesin farz namazda bile olsa, düşmekte olan, ateşte yanan veya suda boğulan insanı kurtarmak gibi gecikmeye tahammülü olmayan durumlar için namazını bozmasının vacip olduğu görüşündedir

Bilinmelidir ki ilim, edep ve emniyet sıfatlarına sahip evliyaya icabet,işaret yoluyla Peygamber’e icabete dahildir. Çünkü onlar peygamber varisleridir ve yolları Nebi (s.a.v)’in yoludur.Allah’a vasıl olmak isteyen kimsenin mutlaka makam ve mertebeleri bilen kamil bir mürşidin sohbetine katılması, hoşuna gitsin veya gitmesin davet ettiği şeyleri kabul etmesi lazımdır.

Yine bilinmelidir ki, tarikat ehli üç sınıftır: Abidler, müridler ve arifler.Abidlerin yolu çok amel etmek,zinadan ve sapıklıktan kaçınmaktır.Müridlerin yolu batıni kirlerden temizlenmek ve boş meşgalalerden uzak durmaktır.Ariflerin yolu ise kalbi Allah için tertemiz hale getirmek ve O’nun rızasını takip yolunda dünya ve ahireti bezlemektir.

Ve ey mü’minler, öyle bir fitneden sakinin ki, içinizden sadece zulmededenlere erişmekle kalmaz. Yalnızca işi yerinden oynatanlara mahsus bir musibet olmakla kalmaz, aksine umûmî hale gelir ve hepinizi içine alır. Bazı günahlar vardır ki, zararı umuma şâmil olur.O günahin sebep olacağı fitne ve karışıklık, getireceği sıkıntı ve bela, yalnızca o gunahı işleyenleri ve işi yerinden oynatanları yere sermekle kalmaz.O alimlerle birlikte o işe bulaşmamış, o günahı işlememiş olanlara da isabet eder.Bir çok suçsuzları da gelip bulur Kurunun yanında yaşı da yakar’

Mesela:

Yasakların duyurulmasında, iyiliği emir ile kötülükten men etme gibi konularda idare- maslahat yönüne gitmek, akide ve inanç ile cihad konularında tembellik ve gevşeklik göstermek bu çeşit günahlardandır.

Bir hadis-i şerifte de ifade buyurulduğu üzere:

“Bir geminin dibini delmeye uğraşan bir kişinin fiili öyle bir boğulma olayı meydana getirir ki bu fitne o geminin içinde bulunanlardan yalnizca onu delenleri ve onlara yardim edenleri değil hiç haberi olmayanlara varincaya kadar hepsine isabet edecek şekilde bir musibet halinde ortaya çıkar”

Belki bu işten hiç haberdar olmayanlar, daha hazırlıksız yakalanacaklarından dolayı daha zararlı çıkarlar.Bu sebeple böyle umumi fitnelere meydan vermemek için,işin başından itibaren iyi korunmak,muhtemel gelişmelere karşı önceden tedbili olmak,ictimai hadislerde kontrolü elde tutmak o gemide bulunanların hepsine farz-ı kifaye olan bir görevdir.

Bunun için öncelikle farz-ı kifayenin ifasını yüklenenler bu görevi olduğu farz-ı ayn gibi icra etmelidir. Geminin kaptanı ve tayfaları gibi. “lyiligi emretmek ve kötülüğü önlemekle görevli yönetici kadro” yani idarenin başında olanlar görevini tam yapacaktır. Böyle bir yönetim kadrosu yoksa veya var da vazifesini tam olarak yapmıyorsa farz ihmal ediliyor demektir

Buradan anlaşıldığına göre umumi fitne, yalnızca cürmü işleyen zalimlerin cezasa değil, aynı zamanda ona meydan veren gafillerin de de cezasadir.Son nefese kadar çalışıp da fitneye engel olamayanlara gelince: “Rabbinize karşı bir mazeret olmak üzere” (Araf süresi,164) ayeti gereğince Allah katında mazur olurlar.

Mamafih o zalim ve gafiillerin içinde bulunup onlara yakinlik gösterdiklerinden ve komşuluk ettiklerinden dolayi dünya hayatinda o musibet çerçevesinin dişinda kalmamaları da ihtimal dahilindedir Ahiret hayatinda ecir alırlarsa da dünyada sakinti çekerler ve bunların çektikleri sıkıntı, o sikintiya sebep olan zalimlerin daha şiddetli azap görmelerini icap ettirir

Bunun için fitneler zalimlerden başkasina isabet etmez sanmayinız ve ondan korununuz Ve şunu iyi biliniz ki, Allah azabı çetin olandur O’nun cezasinin şiddetinden dolayıdır ki, fitnelerle gelen musibetler yalnızca zalimlere ve münhasır olmakla kalmaz, onların çevresinde bulunan yakinlarini da kaplar

Tefsirde belirtildiğine göre “Allah ve Rasulü’nün dâvet ettiği hususlar bizi ihya edecek diriltecek ve bize hayat bahşedecek şeylerdir. Bunlar bizi bitki ve hayvan seviyesinden çıkıarıp insanlık seviyesine yükseltecek, Allah’a kullukla hür ve huzurlu bir hayata kavuşturracak, bu hedefe ulaştıracak ilim ve ameli tahsile yönlendirecek bize ebedi saâdeti bahşedecek hayati kaidelerdir.

İte Peygamber aleyhisselam insanlığa bu hayat prensiplerini öğretmek için gönderilmiştir. Ayet-i kerimenin “Allah kişiyle kalbinin arasına girer” kısmına tefsinde şu mana verilmiştir:

1- Bu ifade Allah’ın kula ne kadar yakın olduğunu temsili olarak anlatır. Buna göre Allah kulun kalbine kendisinden daha yakındır. Çünkü seninle başka bir şey arasında bulunan kişinin, o şeye senden daha yakın olduğu açıktır.

2- Bu ifade, sahipleri gafil olsa da Allah’ın kalplerin bütün gizliliklerine müttali olduğuna dikkat çeker Nitekim Hz. Ali (r.a) : Allah’im! Hakkımda bildiklerine göre beni bağışla!” diye dua ederdi

3- Bu ifade, Allah’ın ölüm ve diğer afetlerle kişi ile kalbi arasına girmeden önce kalplerin kötü duygulardan arındırılıp temizlenmesi için gayretli olmaya teşvik etmektedir.

Ayet-i kerimede sakınılması emredilen fitne, toplumda dinî inancın zayıflaması; günahların yaygınlaşması; anarşi, kargaşa ve hukuksuzluğun hâkim olması ve Allah’a kulluk yapmanın neredeyse imkânsiz hale gelmesidir. Yüce Allah mü’minlere, toplumda günahların işlenmesine ve yaygınlaşmasina engel olmalarini emretmektedir. Aksi halde herkesi kuşatacak bir azap göndereceği ikazında bulunmaktadır.

Bu sebepledir ki, Zeynep bint-i Cahş radiyallahuanha: “Ey Allah’ın Rasulü, salih kimseler aramızda bulunduğu halde helâk edilir miyiz? diye sorunca Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem: “Evet, kötülük yaygınlaşacak olursa” diye cevap vermişlerdir

Nitekim”kolera ve benzeri bulaşıcı hastalıklarin bol olduğu ülkelerden gelenler, gümrüklerde kontrolden geçiriliyor, görüldüğü zaman sınır dışı ediliyor veya karantinaya aliniyor İşt fitne de yeryüzünde bilinen hastalıklarin tamamindan daha tehlikeli, daha öldürücü ve yakıcıdır.

“Fitne” kelimesi Arapça’da altını ateşte eritip has altın ile karışık maddeyi birbirinden ayırmaya denir. Buradan hareketle insanı cehennem ateşine sokmaya sebep olan îmânsizliga, imansızlık propagandasına,insanları dinden alıkoymaya,cennete perde olan dünya malı ile evlada da fitne denilmiştir.

Bakara sûresi 217.nci ayetinde fitne ‘ islâm’a giden yolu kapatma” olarak açıklanmıştır. Şu halde, açıklamakta olduğumuz âyet-i kerime mucebince insanları cehennem at şine sürüklemek isteyenlere karşı bütün gücümüzle mücadele etmek durumundayiz.

Cenab-I Hak cümlemizi, Rasûlü’nün hayat bahşeden davetine icabet edenlerden eylesin. Bulunduğumuz her yerde hayırların anahtar ve şerrin kilidi olmayı bizlere nasip eylesin.

Hz Muhammed’in Çağrısına İcabet Etmek

Amin.



Kaynak = Cafer Durmuş / Ey İman Edenler / bkz: 467-472