Kuran Yurdu

Resmi Nikah Sonrası İmam Nikahı Yaptırmak Gerekli Midir?

    21Resmi Nikah Dini Nikah Yerine Geçer Mi?



    Soru : Günümüzde resmi nikah kıydıktan sonra bir de dini nikah kıyılmaktadır.Aynı kişiler üzerinde iki çeşit nikaha ihtiyaç var mıdır? Resmi nikahla yetinilmesi mümkün müdür?

    Cevap : İslam’da nikahın rükunleri icap ve kabulden ibarettir.İki şahidin hazır bulunması ise nikahın şartıdır.Buna göre akıllı ergin ve müslüman bir erkekle yine akıllı ve ergin bir kız çocuğu,iki şahidin yanında biri diğerine evlenme teklif edip,diğeri de bunu kabul etse evlilik akdi meydana gelmiş olur.

    Hanefilere göre velinin iradesinin eklenmesi şart değildir,belki de müstehap hükmündedir.Ancak velisiz evlenmede kızın evlendiği erkeğin denklite kızdan üstün olması ve ayrıca belirlenen mehrin emsal mehirden fahiş gabin ölçüsünde düşük olmaması da gerekir.Aksi durumda kızın aldatıldığı kabul edilerek kızın velisi nikah akdini bozdurabilir.

    Buna göre resmi bir nikah memurunun veya bir din adamının hazır bulunması nikahın rükun veya şartlarından değildir.

    Ancak evlilik işinin bir düzene sokulması ve evlenme engeli bulunanların evlenmeye teşebbüs etmesinin önlenmesi gibi nedenlerle Hz Peygamber döneminden itibaren nikahların aile büyüklerinin hazır olduğu bir mecliste akdedilmesi,bir konuşma ve dua yapılması,arkasından da bir düğün yemeği (velime) verilmesi müstehap görülmüştür.

    Günümüzdeki resmi nikahlara gelince ; nikah memuru,şartlarını taşıyan ve Türk Medeni Kanununa göre bir evlenme engeli bulunmayan her vatandaşın nikahını akdetmekle yükümlüdür.Buna göre T.c vatandaşı olan bir Müslüman hanımda yine T.C vatandaşı olan bir hristiyan veya yahu erkeği ya da bir ateist evlenmek istediğinde bunu geri çevirme imkanı bulunmaz.Halbuki böyle bir evlilik islami bakımdan geçersizdir.İki süt kardeşin resmi nikahla evlenmesinde de aynı şeyler geçerlidir yanii geçersizdir.Durum böyle olunca bütün resmi nikahların aynı zamanda dini nikah sayıldığını söylemek mümkün değildir.Bu yüzden evleneceklerde İslam’ın belirlediği şartların bulunup bulunmadığının bir din adamının denetiminde tespit edilmesi ve ayrıca islami bir nikah uygulamasının devam etmesinde yarar vardır.Diğer yandan din adamının evlenecek olanların inançlarını dikkate alarak onları uyarması,belki eksik olan bilgi ve şartlanmaları gidermesi mümkündür.

    Osmanlı Devleti uygulamasında 1917 tarihli Hukuki Aile Kararnamesi ile dini ve resmi nikahın birleştirildiği görülür.Adı gçen kararnamenin 37. maddesinde,nikah merasimi sırasında taraflardan birinin ikametgahı hakimin veya naibinin hazır bulunması öngörülmüştür.Buna göre nikah memuru görevi ifa edecek olan hakim naibi,daha önce bildirilen yerdeki nikah merasimine katılarak gerekli tescilleri yapmakta idi.Bu,hristiyanın kilisede,yahudinin havrada,Müslüman’ın ise mescid veya başka bir salonda evlenmesine imakn veren dini ve resmi nikahın birleştirilmiş olan uygulamasından ibarettir.

    Bunun benzeri uygulama günümüzde Amerika Birleşik Devletlerinde,İngiltere ve İskandinavya gibi ülkelerde görülmektedir.Bu ülkelerde İhtiyari medeni evlenme usulü geçerli olup,isteyen kilise veya havra’da dini merasim çerçevesinde,dileyen de başka bir salonda medeni nikah merasimi ölçüleri içinde evlenebilmektedir.

    Ancak kişinin inancına göre tercih edeceği merasim hangisi olursa olsun,görevli memur nikah akdini tescil etmekte evlendirme ve nüfus kütüklerine tescil devlet tekelinde bulunduğu için bu durum hukukun parçalanması anlamına gelmemektedir.Bununla herkesin inandığı gibi yaşama,evlenme ve aile yuvası kurma özgürlüğü tanınmış oluyor.

    Diğer yandan Şafiilere göre; nikahta kadının velisinin bulunması sıhhat şartı olduğu için günümüzdeki resmi nikahlar İslami açıdan geçerli olmaz.

    Hz Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur :

    Veli ve iki adaletli şahit bulunmadıkça nikah olmaz

    Belediye nikahında özellikle rüşd yaşından sonra veliye yer verilmediği açıktır.Bu yüzden Şafii meshebi mensuplarının resmi nikahtan sonra İslam’a uygun yeni bir nikah kıydırması gerekir.

    Sonuç olarak kimi ileri toplumlarda ve Osmanlıların son döneminde başarıyla uygulandığı gibi dini ve resmi nikahı birleştirip,insanların inandıkları gibi ve tek nikah akdi ile aile yuvası kurmalarına imkan vrilmelidir.Bu,din ve vicdan özgürlüğünün gereğidir.Nitekim Endonezya’da 20.yy başlarında evlenmeye İslam’ın hükümlerini iyi bilen bir kişinin yardımcı olarak katılması kabul edilmiş ve bu kimse sonradan nikah memurluğu görevini üstlenmiştir.Bu memur çoğunlukla bir cami görevlisi veya dini bir memurdur



    Kaynak : Hamdi döndüren / Delilleriyle Aile İlmihali / bkz: 587-588

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.