Rahman Süresi Beyanu’l Hak Ve Gazali Tefsiri

Rahman Suresi Mekki dir. Hz. Muhammed’in peygamber olarak gonderilmesinin üçüncü yilindan sonra indirilmiştir. Tamamı 78 ayettir. Adini birinci ayetindeki, Allah’in zatina özgü sifatlanndan olan “Rahman” dan almiştir. Hz. Osman’in Mushaf’ındaki kronolojik saralamaya göre 97., Hz. Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kuran’a göre 55. suredir

Süre, Allah’in insana; biri zatına, digeri insan için yaratılmuş olan kainata olmak üzere iki önemli nimetinden soz ederek başlamıştır. okumak ve beyan edebilmek… ikisi de insanı diğer yaratiklardan üstün kılan iki önemli hassadır. Ölçülü, dengeli ve hesaplı olarak yaratimış bir ortamda yaşamak da Allah’in insana buyük bir lütfudur. Tabii ki en güzel kıvamda yaratılan insan ve mükemmel bir yapida var edilen kozmik evren, ayni zamanda yüce Allah’in kudretinin azametine, yüceliğinin eşsizliğine ve tekliğine bir işarettir. Kozmik evrende dengeleri ve hayrı koruma görevinin insana verilmiş olmasi ise, insanin evrende ne büyük bir yere sahip olduğuna işarettir.

Cinler de insanlar gibi, Allah’a kulluk amacıyla yaratilmiş, O’nun mülkünde ve nimetleriyle varlığını sürdüren görünmez variiklardır. Her iki varliktan da beklenen Allah in nimetlerine şükürdur, tekzip ve nankörlük değil elbet! Fakat inkar eden ve Allah’ın nimetlerini yalanlayanlar da azımsanmayacak kadar çoktur. İşte bu noktada Allah, bu iki sınıfın nankörlerine seslenmekte ve nimetlerinden bir kismini hatırlattği her ayetten sonra: “Şimdi siz, Rabb’inizin hangi iyiliklerini yalanlayabileceksiniz!” cümlesini, otuz bir defa tekrarlayarak nankörlerin haksuzlıklanni yüzlerine vurmaktadırr.

İnsanlar ve cinler, ontolojik açadan birbirinden farkla iki türdürler. Her ikisi de inanç bakimindan, inananlar ve inkâr edenler olarak iki sinnfa aynlirlar. Bunlar, ahiret hayatinda da iki sanifa aynlacaklardir. iman edip salih iş yapanlar cennettedirler. Onlar orada, hiçbir gözün görmediği, kulağan işitmediği ve tavsife sığmayacak derecede bahçelerde zevk-u safa içerisinde, zevklerin en alasini tadacaklar, refah ve mutluluğun en güzelini yaşayacaklardır

Allah’ı ve ahiret gününü inkâr eden ve O’nun,dünya hayatında kendilerine lütfettiği nimet ve iyiliklerini görmezlikten gelen nankörler ise, ebedi kallmak üzere cehennemdedirler. Onlar da orada azabın, acının ve sıkıntının en ağrını yaşayacaklardır! Hakikatleri görme kabiliyetini yitirmiş olanlar, ne kadar inkar ederse etsinler, Allah vardır, birdir ve mübarektir ; cemal, celal ve ikrâm sahibidir; tek yüceler yücesi yegabe ilah O’dur ! Ondan başkası boş…

  • Necip Fazıl’ın: “Yol O’nun, varlık O’nun; gerisii hep angarya…” dediği gibi

yüzünü döşek gibi yaydık, biz ne güzel bir döşeyiciyiz!” 51/48, 49) (zariyat, Maksat ekin yaprağı; giller, misir gibi bitkilerin saplarından sar- buğday kan, sonra da samana dönüşen geniş ve uzun yapraklar ve liflerdir. Burada ve tekrarlandiği her ayette hitap insana ve cinleredir. Çünkü yaratılmışlar içerisinde Allah’a kulluk amacıyla yaratılmış akıllı ve sorum- lu varlıklar, bu iki siniftir. Bunca nimete şükretmeyip nankörlük edecek olanlar da sadece onlardır… Mana şudur: “Ey insanlar ve cinler toplulu- ğu! Siz, Rabb’inizin hangi iyiliklerini inkâr edebilirsiniz? Bu, sizce mümkün üdür?!” Elbette değil! O hâlde nankörlük etmeyin! r Kelimeler çin ses çıkardı, şıngırdadi, tingirdadi Juala: Kuru çamur, testi. e pişmiş çamur, tuğla. E u: Ateşin üzerinde yükselen alev, du kor ateş.

  • Sürenin tamamının dört bölüme ayrılması mümkündür:

1- Yaratma ve icat etmeden söz eden bölüm

2- Yok olmadan,yeniden dirilmeden ve suçluların ceza görmesinden söz eden bölüm

3- İtaat edenlerden yarışanlardan söz eden bölüm

4- Muhsinlerden söz eden bölüm

Adam’i,n topraktan,sonra çamurdan (tıyn), sonra ayıaklanmış kuru balçıktan (sal salin min hamein mesnun), sonra pişirilmiş çamurdan (salsalin ke’lfehhar) yaratıldığı, onun zürriyetinden gelenlerin ise nutfeden, sonra spermadan (alaka), sonra embriyodan (mudga) vs… yaratildiği bilinmektedir.

Bu ilk yaratiliştir. Insanlar bütün yeryüzünü dolduracak. Sonra hepsi ölüme yenik düşecek:

  • “Yeryüzünde bulunan her canli yok olacak. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zatı) baki kalacak.” (Rahmân: 26-27)

Sonra hesap görmeleri için diriltilecek, hiçkimseye ayricalik edilmeyecek. Salihler nimetle onurlandırılacak, bozguncular ise kendi elleriyle hazırladıkları sonu göreceklerdir.

  • “Suçlular, simalarından taninir, perçemlerinden ve ayaklarindan yakalnırlar” (Rahman: 41)

Suçlular, değişik aşamalardan geçirilirler. Bazen hesap anında tartışırlar, yaptıklarını sorgularlar dünyamızda olduğu gibi. Fakat ölümden sonra işleri tenfizden başka bir şey değildir, cehenneme sürülürler.

Hata yapanların kinanması ve onların mahcup oluşlarınin açığa çıkarılması şu etkili cümlede tekrarlanmıştır

  • “O halde Rabbinin nimetlerinden hangisini yalanliyorsunuz? (Rahman: 36)

Kabul etme yönündedir. Şart ve ceza ayrıntılı olarak zikredilmiş ve kendilerine yapılanlar zikredilmeden önce Allah katında aşın gidenlerin haksızlıkları Yüce Allah’ın şu buyruğunda olduğu gibi ortaya konmuştur:

  • “Gök yarılıp da kizarmış yağ renginde gül gibi olduğu zaman, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz Işte o gün insana da cine de günahı sorulmaz.” (Rahman: 37-39)

Bu, “iza” ile başlayan şart cümlesinin cevabidır. cevap tamamlanmadan önce şu ayet tekrarlanmıştır:

  • “O halde Rabbinin nimetlerinden hangisini yalanlayorsunuz?” (Rahman: 40)

Ardından korkunç cezayı tamamlamak için niteleme yapılmıştır:

  • “Suçlular, simalarindan tanınır, perçemlerinden ve ayaklarindan yakalanırlar.” (Rahman: 41)

Bu tekrar, nimetleri inkâr edenlere ve sahibini takdir etmeden yaşayanlara ilahi gazabın şiddetini vurgulamak içindir! Tıpkı kızgın babanın zalim oğluna dediği gibi: Bana ey hain ihanet mi edilir? Emrim unutulur ve hakkım çiğnenir mi ey zalim hain?

Rahman Süresi muttakiler için iki cenneti güzelce niteleyerek son bulmuştur. Orada yüce derece sahiplerine iki cennet vardir:

  • “Rabbinin huzurunda durmaktan korkanlar için iki cennet vardırr” (Rahman: 46)

Biraz önce Yüce Allah’ın göz aydinliğini nitelerken zikrettiği gibi sifat ile mevsuf arasindaki fasil burada yeniden tekrarlanmiştir:

  • “Orada gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.” (Rahman: 56) “.O halde Rabbinin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?” (Rahman: 57).”Sanki onlar, yakut ve mercandırlar” (Rahman: 58)

Nimetin hakları büyüktür. Nimet, hakkım takdir etmeden ve bedelini ödemeden kendisinden yararlanılanlar haramdir.

Orada bütün müminlere iki cennetten daha söz edile mektedir:

  • “Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır. Öyleyken Rabbinin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz? Bu cennetler koyu yeşildirler. (Rahman 62-64)

Yeşilliğin bolluğu ve gölgelerin çokluğu ile birlikte bu niteleme doğrudur.

Nil ve Fırat vadileri, yeşilliklerinin hepsi, sahibi bolluk arazisi olarak nitelenmiştir. Bu bahçelerin hepsi ,sahibi için göz aydınlığıdır. Allah onlardan bize de versin.



a-) M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:II / bkz: 617-618
b-) Muhammed Gazali / Kur’an’ın Konulu Tefsiri / bkz: 697-701

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.