Peygamberimizin İzinde

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır; “Ey şanlı Peygamber! Biz seni insanlar hakkında şahit, müjdeci, uyarıcı, Allah’ın izniyle O’nun yoluna davet eden bir peygamber ve aydınlatan bir lamba olarak gönderdik.(1)”

Nitekim Yüce Allah Resulüne hitaben şöyle buyurmaktadır: ‘Hayatın hakkı için onlar gerçekten sarhoşlukları içinde şaşkın bir haldedirler (2)’. İbn Kesir şöyle bir açıklamada bulunmaktadır: Yüce Allah Nebi (s.a.v)’sinin hayatına yemin etmektedir. Bu ise onun için pek büyük bir şeref,pek yüksek bir makam ve büyük bir mevkidir (3)”.

“Kim Allah’a ve Resulüne itaat eder, Allah’ı tazim edip O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte ebedi başarı ve mutluluğa erenler onlar olacaklardır. (4)”. “Ey Resulüm, de ki: “Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.(5)” .”Kim resulüllaha itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Kim itaattan yüz çevirirse aldırma, zaten seni üzerlerine bekçi göndermedik ki! (6)” buyrulmaktadır.

Bir hadis-i şeriflerinde Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Benimle sizin misaliniz ateş yakan şu adama benzer.Ateş çevresini aydınlatınca ateşe düşen hayvanlar olan kelebekler onun etrafında ona düşmeye başlarlar. Adam onların önüne engel koyduğu halde onu aşıp ateşe atılırlar. İşte benimle sizin misalinizdir. Ben sizi eteklerinizden tutarak ve ‘ateşten bana gelin, ateşten bana gelin, gelin’ diyerek sizi ateşten engellemeye çalışıyorum. Siz ise beni aşıp ateşe dalıyor ve giriyorsunuz”. Nitekim görüldüğü üzere yol belli olmasına rağmen, yapılması gerekenler belli olmasına rağmen, herşey açık ve net bir şekilde ortaya koyulmuşken, bunlar kimsenin pekte umrunda değil ya neyse. En azından kısmen öyle.

Ve yine başka bir hadis-i şeriflerinde ise şöyle buyurmaktadır (s.a.v); “Allah’ın benim aracılığımla gönderdiği hidayet ve ilim bol yağmura benzer. Bu yağmur bazen toprağın öyle bir kısmına isabet eder ki bu kısım bereketlidir, suyu kabul eder, çayır ile bol ot yetiştirir. Bir kısmı da bir kayalık gibi olur, suyu üstünde tutarda Allah insanları onunla faydalandırır .Bu sudan hem içerler hem de hayvanlarını sularlar, ekin ekerler. Diğer bir kısmı ise düz ve kaypaktır. Ne suyu tutar, ne çayır bitirir. Allah’ın dinini anlayıp da Allah’ın benim aracılığımla gönderdiğinden yararlanan, bunu öğrenen ve öğreten kimse ile bunu duyduğu vakit kibrinden kafasını kaldıramayan ve Allah’ın benim aracılığımla gönderdiği hidayeti kabul etmeyen kişinin örneği işte budur” ve yine Hz Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır :”Benim misalim ile Allah’ın benimle gönderdiğinin misali kavmine gidip onlara şöyle diyen bir adamın misali gibidir: Kavmim; ben gözlerimle orduyu gördüm ve ben sizlere çıplak uyarıcıyım, haydı kendinizi kurtarın. Ne olur kendinizi kurtarmaya bakın. Kavminden bir kesim ona itaat edip, gece karanlığında yola koyuldu ve acele edip telaşa kapılmadan gidip kurtuldu. Aralarından bir diğer kesim ise o kişiyi yalanladı ve yerlerinde sabahı ettiler. Sabahleyin de ordu onlara baskın yaptı,onları helak edip kökten imha etti.İşte bana itaat edenin ve benim getirdiklerime tabi olanın misali ile bana baş kaldırıp, haktan getirdiğimi yalanlayanların misali buna benzer.”

Allah -u Teala şöyle buyurmaktadır;

“Nitekim, size ayetlerimizi okuması, sizi tertemiz hale getirmesi, size kitap ve hikmeti ve bilmediğiniz nice şeyleri öğretmesi için sizden birini elçi olarak gönderdik (7)” Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne itaat edin, Kur’an’ı ve Resulullah”ın öğütlerini işitip dururken ondan yüz çevirmeyin (8)” O halde Allah’a ve resullerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız size büyük mükâfat vardır.(9)”

Geçen bölümde üzere geçtiği üzere; Peygamber Efendimiz (s.a.v) tarafından rivayet edilen hadis-i şerifler, hayat tarzı,olan sünneti bir nevi Kur’an-ı Kerim tefsirini ifade eder. Bir hadis-i şerif de Hz Aişe (r.a) annemiz:Peygamberimizin hayatının Kur’an olduğunu belirtmiştir. Buna istinaden,ya gerçekten gittiği yolu takip eder, yaşadığı hayat tarzını örnek alarak Allah’ın izniyle kurtuluşa ereriz,yada aksini yaparak elem verici azaba maruz kalır da pişmanlıklar içinde kaçırdığımız nimetler için boğuluruz,ah vah ederiz.

İşte o zaman “Onlar orada imdat istemek için şöyle feryat ederler: “Ey Ulu Rabbimiz! Ne olur, çıkar bizi buradan, dünyaya geri gönder de, daha önce yaptıklarımızdan başka, güzel ve makbul işler yapalım!” Allah onlara şöyle buyurur: “Biz, size, düşünüp ibret alacak, gerçeği görecek kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size peygamber de gelip uyardı. Öyleyse tadın azabı! Zalimlerin hiç bir yardımcısı yoktur! (10)”

“Gün gelecek gök, beyaz bulutlar şeklinde yarılıp dağılacak, melekler bölük bölük indirilecek. Kafirler için o gün, çok çetin bir gün olacaktır. O gün zalim, parmaklarını ısırır “Eyvah!” der, “keşke o Peygamberle birlikte yol tutsaydım!” Eyvah! Keşke falanı dost edinmeseydim! (11)” diyecek ama ne fayda…

Allah Teala Kur’an-ı Kerim’i insanlara bir hidayet kaynağı bir rehber kılmışken, Resulünü de o rehberi açıklamak üzere bir vekil kılmıştır.  Ahiret hakkında bilmediğimiz mevzuları, dünyanın düzeni için gereken bütün hususları aktarmıştır. Uyan kurtuluşa ermiştir, uymayan ise ateşe girmeyi hak etmiştir. “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Resulüne ve sizden olan ülülemre itaat edin. Eğer Allah’a ve ahirete iman ediyorsanız, hakkında ihtilafa düştüğünüz meseleyi Allah’a ve Resulüne arzediniz. Böyle yapmanız hem daha hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.(12)”

Peygamber Efendimiz tarafından aktarılan ve rivayet edilen hadis-i şerifler günümüze kadar canlılığını sürdürmüş ve kıyamete kadar da sürdürecektir. Ancak ne zaman ki sünnetleri teker teker ihmal ettik, teker teker sünnetlerden yüz çevirdik, işte o zaman kendi oturduğumuz dalı kestik. Dinimizin özünü teker teker hurafelere, bid’atlere bıraktık. Bunun hesabını Allah elbet bir gün bizden soracaktır.

Nitekim belirtildiği üzere Allah’ı inkar edenler yada Allah’ı tanıyıp da Resulünü inkar edenler veyahut başka bir ifade ile birisini kabul edip de diğerini yalanlayanlar hakkında Allah Teala şöyle buyurmaktadır; “O kimseler ki ne Allah’ı tanırlar ne resullerini, ve o kimseler ki Allah’ı tanıdığını iddia edip resullerini tanımayarak, Allah ile elçilerini birbirinden ayırmak isterler. Ve o kimseler ki “resullerin bazısına iman ederiz, bazısını reddederiz” derler, ve böylece iman ile küfür arasında bir yol tutmak isterler, İşte bunlar gerçek kafirlerin ta kendileridir. Biz de kafirler için zelil ve perişan eden bir ceza hazırladık. (13)”.Başka bir ayet-i celile de ise şöyle buyurmaktadır;

“Ey iman edenler! Allah’a, Resulüne, gerek Resulüne indirdiği, gerek daha önce indirdiği kitaplara imanınızda sebat edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, resullerini ve ahiret gününü inkar ederse hakikattan iyice uzaklaşmış, sapıklığın en koyusuna dalmış olur.(14)”

Ancak gönderilen bütün peygamberlere inananlar,indirilen bütün kitaplara iman edenler hakkında ise Allah Teala şöyle buyurmaktadır; “(Allah’a ve resullerine iman edip o elçiler arasında hiçbir ayrım yapmayanların mükafatlarını ise Allah ileride verecektir. Allah gafurdur, rahimdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur). (15)”. İbn Kesir’de okumuş olduğum bir bölümde Yahudiler peygamberi,hıristiyanlar ise cenneti yalanladıkları için helak oldular..Tabii ki birde bu sevginin aşırı boyutlara ulaşıp insanı helak etmesi var ki (Hristiyanların Hz İsa’yı yüceltmeleri vs vs) bunu inşallah Evlilikle ilgili bölümde aktaracağız.

“Ebu Muhammed Sehl (r.a.) şöyle derdi:

Allah sevgisinin alametlerinden biri de Allah Resulü’nün (s.a.v) sevgisidir. Allah Resulü’nü sevmenin alametlerinden biri ise sünneti sevmektir. Sünneti sevmenin alametlerinden biri de dünyaya soğuk bakmaktır. Dünyaya soğuk bakmanın alametlerinden biri de ondan sadece yeteri kadarını almaktır

Peygamberleri yalanlamak yada birisine inanıp birisine inanmamak, hem zahiri hem batını olarak dolaylı; Meleklere inanmamak, kitaplara inanmamak, İslam dinine ve diğer semavi dinlere inanmamak, dini inkar etmek manasına gelir ki bu da kişiyi dinden çıkarır kafirler sıfatına sokar.Ve sonucunda da azaba maruz kalır.Çünkü meleklere inanmamak dolaylı yoldan kitaplara ,peygamberlerin dediklerine ve indirilen tebliğ edilen dine inanmamak manasına gelir. Nitekim Hz Allah şöyle buyurmaktadır; “Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, resullerini ve ahiret gününü inkar ederse hakikattan iyice uzaklaşmış, sapıklığın en koyusuna dalmış olur (16)”.

Bütün Peygamberler insanların Hakk’a kul olmasını, ona kulluk etmesini, bu fıtratla yaratıldıklarını bildirmesine rağmen, kimisi bu tebliğe uyup Allah’ın izni ile hidayete kavuştu, tebliğ etmeyenler ise kendi ateşlerini kendileri yaktıktan sonra o ateşte kendilerini yakmaya mahkum oldular. Nitekim Peygamber Efendimize inanmamak; öldükten sonra dirilmeye, münker nekir sorgusuna, mizana (terazi), sırat köprüsüne, cennet ve cehenneme inanmamak manasına gelir ki bunlardan birisini inkar yine kişiyi dinden,imandan uzaklaştırır.

Yüce Allah “Size ne oluyor ki, Resulullah da sizi Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde, Allah’a inanmıyorsunuz…(17)” buyurmaktadır.

“Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de! Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. “O’nun resullerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz” dediler ve eklediler: “İşittik ve itaat ettik ya Rabbena, affını dileriz, dönüşümüz Sanadır”.(18)”

Nitekim o inkar edenlere “Ve eğer onların üzerine gökten bir kapı açsak da oradan yukarıya çıkacak olsalar. (Hicr Süresi’14)“. Elbette diyeceklerdir ki; Muhakkak gözlerimiz döndürülmüştür, belki de biz büyülenmiş bir topluluğuz (19)”

“Hem, azabın geleceği günü hatırlatarak insanları uyar! O gün zalimler: “Ey bizim Rabbimiz! diyecekler, ne olur, bize kısa bir süre ver de senin çağrına uyma imkanı bulalım ve peygamberlerin izinde gidelim.” Peki, daha önce hiç zeval bulmayıp sürekli yaşayacağınıza dair yemin eden siz değil miydiniz? (20)” muhatabına maruz kalmak istemiyorsanız Kitap ve Sünnet’ten ayrılmayın



(1-Ahzab Süresi’45-46);(2-Hicr Süresi’72);(3-İbn Kesir / Tesfsir’ul Kur’an’il Azim / C:3 / bkz:156);(4-Nur Süresi’52);(5-A’li İmran Süresi’31);(6-Nisa Süresi’80);(7-Bakara Süresi’151);(8-Enfal Süresi’20);(9-A’li İmran Süresi’179);(10-Fatır Süresi’37);(11-Furkan Süresi’25…28);(12-Nisa Süresi’59);(13-Nisa Süresi’150-151);(14-Nisa Süresi’136);(15-Nisa Süresi’152);(16-Nisa Süresi’136);(17-Hadid Süresi’8);(18-Bakara Süresi’285);(19-Hicr Süresi’15);(20-İbrahim Süresi’44)

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.