Padişahın Köleleri İmtihanı

Hintli bir köle vardı. Efendisi ile aralarında anlaşmazlık çıktı. Köle efendisine çok öfkelendi. Efendisine zarar vermek istedi. Hemen evin damına çıkıp, baş aşağı atladı. Kendini öldürdü.

Enbiya ve evliyayı kabul etmemek; hastanın doktora, çocuğun öğretmenine itiraz etmesine benzer. Böyle bir davranışta bulunan kimse, sonuçta kendine zarar verir.

  • Padişahın Köleleri İmtihanı

Bir padişah ucuza iki köle satın aldı. Görünüşü düzgün olan köleyi yanına çağırarak sohbete başladı. Padişah, insanın, dilinin altında saklı olduğunu biliyordu. Padişah konuştuğu köleyi zeki ve tatlı dilli buldu.

  • Diğer köleyi yanına çağırınca, dişlerinin kapkara, ağzının da koktuğunu fark etti. Konuşması da pek düzgün değildi.

Padişah güzel yüzlü köleyi, hamama gönderdi. Dişleri çürük, ağzı kokan kölenin, anlayış ve ahlakını öğrenmek için, ”Ben seni beğendim ama, diğer arkadaşın senin için iyi şeyler söylemedi. Kötü arkadaşlarla düşüp kalktığını, hırsız olduğunu söyledi” dedi. Çirkin köle, ”Arkadaşım ne söylediyse doğrudur. Sözlerinden dolayı onu ayıplamam. Kusuru kendimde ararım” dedi. Padişah ne yaptıysa o köleye, arkadaşı hakkında kötü bir söz söyletmedi. Çirkin köle arkadaşının bütün iyiliklerini sayıp döktü. Ona toz kondurmadı. Padişah çirkin köleyi ikaz etti ve, ”Arkadaşını övmede fazla ileri gitme. Onu imtihan ederim. Neticesinden sen utanırsın” dedi.

  • O sırada güzel köle hamamdan geldi. Padişah huzuruna çağırarak; ”Sıhhatler olsun. Hiç eksilmeyecek nimetlere erişesin. Çok zarif ve güzel görünüyorsun. Keşke diğer kölenin söylediği kötü huylar, sende olmasaydı. O zaman, seninle daha iyi dost olurduk” diyerek onu da diğer köle gibi denemek istedi.

Güzel kölenin bir anda tavrı değişti: ”Padişahım! O dinsizin, benim hakkımda söylediklerini lütfen bana da söyler misiniz?” Padişah, ”Senin iki yüzlü olduğunu, güzel görünüşüne aldanmamak gerektiğini ve içinin fesatlığını” anlattı.

Köle, arkadaşının kendisi hakkındaki sözleri duyunca iyice öfkelendi. Ağzı köpürdü, yüzü kızardı. Hiddet içerisinde onunla eskiden arkadaş olduğunu, kötü huyları yüzünden arkadaşlığı bıraktığını söyledi. Arkadaşı hakkında kötü şeyler sayıp dökmeye başlayınca, padişah onu susturdu:

”Yeter artık. Bu denemeyle, her ikinizin aslını öğrenmiş oldum. Onun ağzı kokuyor, senin ise için çürümüş, ruhun kokuyor. Bundan sonra sen, o güzel huylu, doğru sözlü arkadaşının emrindesin.”

Yüz güzelliği, özdeki çirkinliği gizleyemez. İçteki kötülük er veya geç ortaya çıkar. Hem maddi güzellikler yok olup gider. İç güzelliği dediğimiz mana güzelliği ise ölümsüzdür.

Baykuşların Arasındaki Doğan

  • Padişahlar, av için doğan kuşu beslerler. O kuş av için salıverildiğinde işini bitirip tekrar padişahın yanına döner.

Bir padişahın av için gönderdiği doğan kuşu, yolunu şaşırdı. Baykuşların yaşadığı bir viraneye girdi. Baykuşlar telaşa kapıldı. Bu doğan bizi, şu harap yerden çıkartır, yerimizi alır diye korktular. Doğan kuşunun başına üşüştüler. Kanatlarının tüylerini yolmak için çekiştirmeye başladılar. Doğan, ”Ey baykuşlar! Telaşa kapılmanıza gerek yok. Şu yıkık viraneniz sizin olsun. Ben, vatanıma gidip, padişahın bileğinde nazlanacağım” dedi. Baykuşlardan biri, ”Bu doğan sizi, yerinizden ve yurdunuzdan etmek için hile yapıyor” dedi. Doğan kuşu, ”Padişah adamlarıyla beni arıyordur. Kılıma zarar gelirse, bütün baykuş yuvalarını kökünden kazır. Padişahın sevgilisi olan hiç kimse garip kalmaz. Ey baykuşlar! Siz de, bana uyun. Hepiniz birer doğan olun” dedi.

  • Allah yolunu talep eden kişi, dünyada padişahlar padişahı olan rabbü’l-âlemîni unutmadan yaşamalıdır. Asıl vatan olan âhiret yurdunu özlemeli, viran olası dünyaya aldanmamalıdır.


Kaynak:Turan Yazılım / Mürşit 5 / Çay Vakti / Mesneviden Hikayeler

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.