Övülme Ve Kötülenmeye Göre İnsanın Durumu

  • 13 Aralık 2017
  • 203 kez görüntülendi.

Birisi Tarafından Kötülendiğimizde yada Hoşlanmayacağımız Bir Şekilde Eleştirildiğimizde İnsanın Durumu Nedir



1.Hal=Övülmekten hoşlanıp,övene şükrünü bildirmek;kötüleyene (eleştirene) kızıp ona karşı kin tutmak,aynı şekilde karşılık vermek veya karşılık verme isteğinde bulunmaktır.Halkın çoğu bu durumdadır.Bu konudaki günahkarlığın ve isyankarlığın son sınırı budur.

2.Hal=Kalbinden onu kötülemeye hazırlanmak,fakat gerek söz ve gerek iş itibariyle bir şey yapmamak ve övüldüyüne sevinip belli etmemektir.Bu durum kişi için her ne kadar noksanlık ise de,birinci halin yanında yine de olgunluk sayılır.

3.Hal=Olgunluğun ilk derecesidir.Övülmekte,yerilmekde onun için eşittir.Övülmeyi sevmediği gibi,kötülenmeye de aldırış etmez.Bazı abidler bunu kendi nefislerinden sayarlar.Fakat bazı iz ve belirtiler ile nefislerini deneye tutmazlarsa bu konuda yanılgıya düşebilirler.Bunun alametleri şunlardır:

Kendisini öven ile yeren (kötüleyen),yanında fazla oturdukları takdirde kötüleyenden daha fazla etkilenmemek,gücenmemek,ihtiyaçlarını gidermede kendisini öveni zemmeden üzerine tercih etmemek

Öven ve kötüleyen yanına geldikleri zaman aralarında fark gözetmemek,övene karşı daha fazla üzülmemek,ölüm anında öven kimseye,kötüleyen kimseden daha fazla acımamak.Felaketle karşılaştıkları zaman hiçbir yönden ayırım yapmamak,övenin huzurunu kötüleyenin küçük görmemek

Saydığımız bu şeylerde eşitliğe riayet edebiliyorsa,o mertebeye gerçekten yükselmiştir.Fakat bunu yapabilmekte gerçekten zordur.Öyle kimseler vardır ki insanlar tarafından içlerinden devamlı övülmeyi isterler,fakat kendileri bile bunu farkedemezler.Çünkü yukarıda saydığımız ölçülere göre kendilerini tartıya koymamışlardır.

Abid,öyle bir zaman olur ki,kalbinin kendini kötüleyene değilde övene meyal olduğunu farkeder.Şeytan bunu,onu güzel ahlakmış gibi göstererek şöyle der;Bu adam seni kötüleyerek Allah’a isyan ederken,diğeri de seni överek Allah’a itaat etmiştir.Bunlar hiç birbirine eşit tutulur mu? Seni kötüleyenin sözlerinin sana ağır gelmesi de dindar oluşundandır.Şeytanın bu sözleri açıkça kulu aldatmaya yöneliktir.

Abid bu konuda biraz düşünecek olsa,bunun bir hile ve aldatmaca olduğunu hemen anlar.Çünkü kendisini kötüleyenden daha büyük günahkarlar vardır ki;onlara kızmıyor ve onların söyledikleri zoruna gitmiyor.Yine bunun gibi kendisini öven bir kimse mutlaka başkasını da kötüler.Fakat kendisine kızdığı gibi ona kızmaz.Günah itibariyle kötülemenin övmeden farkı yoktur.İster seni kötülesin,ister başkasını, ikiside aynıdır.

Demek oluyor ki bu abid aslında sevdiğini nefsi için sevdiği gibi,sevmediğini de yine nefsi için sevmiyor.Ayrıca şeytan bunu ona güzel ahlaktan ve dindenmiş gibi gösteriyor,böylece abid de Allah’tan uzaklaşmış olur.

Şeytanın hile ve tuzaklarını,nefsin afetlerini anlamayanların yaptıkları ibadetlerin çoğu sahibine yorgunluktan başka birşey kazandırmaz.Dünyalığını kaybettiği gibi,ahirette de en büyük zarara uğrar.

Yüce Allah buyuruyor ki;

(Ey Resulüm) de ki:Size yaptıkları iş bakımından (ahirette) en çok ziyana uğrayanları haber vereyim mi?

Onlar öyle kimselerdir ki,dünya hayatında yaptıkları çalışmalar boşa gitmiştir.Halbu ki onlar güzel işler yaptıklarını zannediyorlardı (Kehf Süresi’103-104)”

4.Hal=İbadette doğruluktur.Bu adam övülmekten hoşlanmadığı gibi,övene de kızar.Övmenin bir fitne olduğunu ve kendini belini kırdığı gibi dinine de zarar verdiğini bilir.Buna karşılık kendini kötüleyeni sever.Çünkü bilir ki,kötüleyen kendine kusurlarını hatırlatmış,yol göstermiş veya sevablarını kendine hazırlamıştırç

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki;

Alçak gönüllü olmanın başı,iyilik ve takva ile yad edilmekten memnun olmamaktır.

Yine Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki;

Dünyadan vazgeçen,övülmeye kızan,kötülenmekten hoşlananlar müstesna;oruç tutan,namaz kılan ve sofu kılığına girenlerin hepsine yazıklar olsun.

Bizim gibi kimselerin en son varabileceği durum ikincisidir.Yani övüldüğüne sevindiğini,kötülenmeye kızdığını gizlemeye çalışmak,işi veya sözleri ile bunu belli etmemeye gayret etmektir.Öven ile kötüleyeni bir tutabilen üçüncü halde gözümüz ve tama’ımız yok.Çünkü buna ulaşabilmen çok zordur.Hatta biz ikinci halde olup olmadığımızı kontrol edecek olursak,kendimizde alametlerin hepsini bulamayız.

Çünkü bizi öveni,bizi kötüleyen üzerine tercih etmeden yapamyız.Gerek ikram,gerek işini görme ve gerekse yapacağımız yardımda mutlaka ona öncelik tanırız.Kötüleyenin konuşmaları zorumuza gider de,övenin konuşmaları hiç zorumuza gitmez.Kalbimizden olduğu gibi görünşümüz de bizi öveni tercih ettiğimizi belli ederiz.Yalnıız bu zamanda görünüşte bile olsa eşit tutabilen örnek olarak gösterilecek kimsedir.

Övmenin Dereceleri

İnsanların bir kısmı övülmeyi ve böylece şöhret kazanmayı ister ve sever.Bunun için yapamayacağı bir şey yoktur.Kalbleri,kendine bağlayıp kendini övmelerini sağlamak için,bütün tehlikeleri göze alır,amelinde gösteriş yapar.İşte bunlar kendilerini helak edenlerdir.

İnsanların diğer bir kısmı övülmekten hoşlanır.Fakat bunu bağlayabilmek için dinin yasakladığı şeyleri yapmaktan kaçınır.Kendini mubah yollardan sevdirmeye,böylece kalbleri kendine bağlamaya çalışır.Bu da tehlikenin hemen kenarıdır,helaka yakındır.Çünkü gönülleri bağlayan tavır ve davranışların belirli bir sınırı yoktur.Övülmesini sağlamak için her an yasak yollara girebilir.Bu hakikaten helak olanlara yakın bir yerdir.

İnsanların bir kısmı övülmek sevdasında ve övülmeyi sağlayacak şeyleri yapmakla meşgul olmamakla beraber,övüldüğü zaman da hoşuna gider.Eğer nefsiyle savaşa girip bu duyguları gemlemeye çalışmazsa,yukarıda zikredilenler sınıfına katılır.Eğer övmenin ve övülmenin afetlerini düşünerek ondan kurtulmaya çalışırsa,tehlike gene de geçmiş değildir.Çünkü her zaman nefsine hakim olmayabilir.

İnsanların bir kısmıda övülmekten hiç etkilenmez.Ne sevinir ne de üzülür.Bu insanlar hayır üzere olanlardır.Bu durumları devamlı olursa,ihlaslı kullardan olurlar.

İnsanları bnir kısmı da övülmekten hiç etkilenmez,övene de kızmazlar.Bunun en yüksek derecesi samimi olarak hoşlanmadığını belli edip kızmaktır.Bunun aksine içinden sevindiği halde görünüş itibariyle kızıyor görünmek,gösteriş ve ikiyüzlülüktür.

Çünkü kendisi ihlas yönünden iflas ettiği halde,kendini ihlaslı ve samimi göstermeye çalışmaktadır.Kötülemede de durum aynıdır.Birinci derecesi,kızdığını belli etmek,en üst derecesi ise kötülendiği için sevindiğini belli etmektir.Kötülendiğine sevinmek,ancak kendine kızan kimseler için düşünülür.Kendi nefsine hakim olamadığı çeşitli kusurları olur.Bunları düzeltemez ve düşmanca mücadele eder,fakat başaramaz.

Kötülendiği zaman,kendi nefsi için oh iyi oldu der.Çünkü insan,düşmanının kötülenmesine sevinir.Böylelerinin mdüşmanı da kendi nefisleridir.Sevilmeleri bundandır.Bu sebeple,kötüleyene teşekkür bile ederler.Bu bir nevi intikam almak gibi bir şey olur.İnsanların nazarında da küçük düşüp rezil olurlar.

İnsan bütün ömrü boyunca sadece bu ahlakını düzeltmeye çalışsa iş olarak kendine kafi gelirdi.Hatta artardı bile.Halbu ki mutluluğa saadete ulaşmak için yapacağı pek çok işleri vardır.Hepsi ayrı ayrı cihad ister.



Kaynak= İmam Gazali / el-İhya / C:3 / bkz:823-826