Ölürken Şehadet Getirmenin Faydaları

Ölüm anında la ilahe illallah olan şahadetin,günahların affvı ve yarlığanması hususunda büyük bir te’siri vardır.Ancak bu şahadet onun ifade ettiği manayı bilen ve ona tam olarak inanan kimsenin şehadetidir.İşte o anda o kişinin şehvetleri ölüp,azgın yumuşayıp,bu nefis isyan ve azgınlığından sonra boyun eğer,direnişten sonra yola gelir,kibirlilikten sonra beli kırılır,dünyaya karşı olan hırs ve arzuları artık o nefisten çıkar gider.Aynı zamanda Allah için,nefiste bulunan şeyleri zelil edip,O’nun rahmet,mağfiret ve afvını umarak,şirke götüren yolları kesmek suretiyle,şirkin bizzat çirkin olduğunu nefiste tahakkuk ettirerek,nefis hakiki Mevlası yaratıcısı ve Rabbi huzurunda boyun eğer.Böylece nefisten kendisini meşgul eden can çekişme kıvranmaları yok olur ve nefis bütün arzusunu kendisine varmayı ve dönmeyi arzu ettiği kimseye yönelir,kalb,ruhu ve arzusuyla ona yapışır.Tek başına içi ve dışıyla boyun eğerek,bu anda bütün kalbiyle la ilahe illallah dediğinde,kalbi Allah’tan başkasına bağlanmaktan ve yönelmekten kurtulur.Bütün dünya kalbinden çıkar ve Rabbine dönme şerefi nail olur,şehvet ateşini söndürerek kalbini ahiretle doldurur,gözleri dikilir ve dünya geride kalır.İşte böyle bir şahadet onun amelini sona erdiren halis bir şahadet olup bütün günahlarını temizler ve onu Rabbine kavuşturur.Çünkü o kişi samimi bir şahadetle ölüm ve dışı içine,sırrı aşikarına birleşmiştir.

Fakat bu durumda olan kişinin şehadeti sıhhatli günlerinde bu tarz üzere yapılmış olsaydı,dünyadan ve ehlinden uzaklaşır,insanlardan Allah’a sığınır ve yalnız Allah’la meşgul olurdu.Oysa onun sıhhatli günlerdeki şahadeti ancak şehvetle,dünya sevgisi ve bağlarıyla dolu bir kalp,hevaların isteğiyle ve Allah’tan başkasına yönelme arzusuyla dolu bir nefisle olmuştur.Fakat bu son nefisteki şehadeti gibi,sıhhatli günlerinde de o şehadete yapışsaydı,hayvani yaşayışından başka bir yaşayış ve başka bir haber meydana gelirdi.Allah yardım istenilen tek kişidir

Kul Allah’ın yedi kudretinde bulunan işinden neye malik olabilir ki?

Nefsi O’nun yedi kudretinde,kalbi O’nun kudret elleri arasındadır,istediği şekilde onu çevirir,hayatı,ölümü,saadeti,şakaveti hep O’nun yedi kudretindedir,hareketleri sükuneti,fiilleri ve sözleri de O’nun izni ve dilemesiyledir.Ancak O’nun izniyle hareket eder ve ancak O’nun dilemesiyle faal olur.Eğer O’nu nefsine vekil kılarsa,acizliği,darlığı,ifrat,günah ve hatasına karşılık vekil kılmış olur,eğer O’ndan başkasını vekil kılarsa,kendisine ne hayat,ne ölüm,ne fayda ne de zarar sağlayamayacak birine dayanmış olur.Eğer O’ndan yüz çevirirse,düşmanları onun başına biter ve kendisini esir yaparlar.Oysa ondan onun için bir göz açıp kapayınca kadar geçen zaman bile olsa faydası yoktur,bilakis o ona açık ve gizli haliyle vücudunun parçalarından bir parçasında yaşadığı müddetçe zarar verir,onu kendisinin uydusu yapar ve bununla beraber o kişi kendisine ihtilaf edicidir,ma’siyeti ile onu buğzeder,onu unutur,arkasını dayayacağı bir dayak edinir.İşte böylece onun dönüşü O’na ve duruşu da onun önündedir.

Emrolunduğun hususları anlayabilmen için bir an zihnini boşalt ve ihtiva ettiği şeylerle onu meşgul etme

Muhakkak ki rızık ve ecel birbirini takip eden iki şeydir.Zira ecel baki kaldığı müddetçe rızık da gelicidir.Allah Teala bir hikmete binaen sana yolu kapadığında,buna karşılık ondan daha menfaatli biğer bir yolu muhakkak açar.Mesela anne karnında olan çocuğun durumunu düşün,onun gıdası bir yolla göbekten gelen kandır.Anne karnından çıktığı zaman bu yol kapanıp,buna karşılık olarak kendisine ikisinden leziz ve hoş kokulu bir sütün aktığı iki yol açar.Bunu ardından emme zamanı geçince,bu iki yol da kapanıp,buna karşılık öncekilerden daha güzel olan dört yol açılır ki,ikisi hayvan ve nevattan olan yiyeceğe,diğer ikisi de su ve süt gibi iki içecektir.Bütün bunlardan sonra kişi ölünce bu yolların hepsi de kapanır gider,ölümünün  ardından ona cennet kapılarını açar ki,kul istediğinden girebilir.

Böylece Allah Teala mü’min kulundan bu dünyada hiç bir şeyi men’etmemiştir.Ancak ondan daha fazlasını verecektir.Fakat mü’min olmayan bir kimse için durum böyle değildir.Ondan en aşağı hazzı men’eder,en yüksek hazzı vermeye hiç bir zaman razı olmaz.Kişi gerek Allah’ın cömertliğini,hikmetini ve lütfunu ve gerekse nefsinin menfaatlerinden habersiz olduğundan dolayı Allah’ın kendisini mahrum kıldığı ve lehine depo ettiği hususlardaki değişikliği anlayamamaktadır.Az veya çok olsun hemen o şeyin acele getirilmesini ister.Eğer insan Allah’a karşı biraz insaf etse ve bu hususlarda acele etmese,şüphesiz O’nun dünyada kendisinden men’ettiği lezzetler ve nimetlerin fazileti,ona vereceği şeyler hakkındaki faziletlerden daha üstün olduğunu bilir.Allah onu ancak öbür alemde vermek için dünyada men’der.Onu ancak kendisine afiyet vermek için mübtela eder,ancak parlamak için imtihan eder,ancak dirilmek için öldürür,bu dünyada ancak kendi yoluna sarılsın ve kendisine gelişi hazırlansın diye gönderir.Yine Allah-ü Teala gece ile gündüzü,zikretmek isteyen kimseler için arka arkaya getirir de kafirler bundan yüz çevirip küfür içinde kalırlar.Allah’tır ancak yardımcı

Nefsini bilen,insanların ayıplarından onun ıslahıyla meşgul olur.Rabbini tanıyan,nefsinin hevasını bir tarafa atarak,O’nunla meşgul olur.Amellerin en hayırlısı ise,ihlasla insanlaran onu gizlemen ve minnet şuhudu ile de nefsinden uzak tutmandır,o zaman o ibadetinde ne nefsini ne de insanları görürsün.

  • İnsanlar cehenneme üç kapıdan girerler ki

a-) Allah’ın dini hakkında yapılan şüphelerin meydana getirdiği şüphe kaygısı

b-) Allah’ın rıza ve taatına karşılık nefsin arzularına uymadan meydana gelen şehvet kapısı

c-) Allah’ın mahlukatına karşı yapılan düşmanlığın meydana getirdiği gazap kapısı

  • İnsanların yapmış olduğu hataların kaynağı üçtür ki

a-) Şeytanın bulunduğu yere getiren fikir,

b-) Adem (a.s)’ı cennetten çıkaran hırs

c-) Adem (a.s)’ın iki oğlundan birinin diğerine karşı beslediği haset

Artık kim bu üç hatanın şerrinden korunmuş olursa,bütün şirkten korunmuş olur.Zira kibirden küfür,hırstan isyan,hasetten de zulüm ve azgınlık meydana gelir.

Allah-ü Teala bir hikmete binaen,insanların her azası için gizli ve açık bir alet yaratmıştır.İşte insan onları tam hakkıyla kullandığı zaman,gerçek bir insan olmuş olur.Bu aletler ise;göz bakmak için,kulak işitmek,burun koklamak,dil konuşmak,ferc çiftleşme,el tutmak,ayak yürümek,kalp Allah’ı bilmek ve tanımak,ruh sevgi,akıl ise din ve dünyaya ait işlerin neticelerini düşünüp tefekkür ederek seçmesi gereken şeyleri seçmek,terketmesi gereken şeyleri de terketmek için ihsan edilen bir alettir.

İnsanların zarar bakımından en fazla hüsranda olanı,Allah’ı bırakıp kendi nefsiyle meşgul olandır.Bundan daha zararlı olanı ise,kendi nefsini bırakıp diğer insanlarda meşgul olandır.Ebu Said’in rivayetle Sünen’de şu hadis gözüme çarptı:

‘Ademoğlu sabahladığı zaman,bütün azaları dile boyun eğerek şöyle der:Allah’tan kork,kurtuluşumuz ve helakımız senin elindedir.Eğer sen doğru yolda olursan,biz de dururuz,yok eğer eğri bir yola saparsan biz de eğri yola sapmış oluruz’



Kaynak = Abbas Kerare / Din Ve Şehadet / bkz:300…304