Ölünün Arkasından Ağlamak Günah Mıdır

Ölenin (Cenazenin) Arkasından Ağlamak



“O tozutup savuran (rüzgârlara),Yağmur yüklenen bulutlara,Kolayca akıp giden (yıldızlar, bulutlar vb.) şeylere,

Emirleri, rızıkları, yağmurları vb. şeyleri taksim eden meleklere yemin ederim ki,Size vad olunan diriliş elbette gerçektir (1)” ve “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da istikamet üzere, doğru yolda yürüyenler yok mu, işte onların üzerine melekler inip: “Hiç endişe etmeyin, hiç üzülmeyin ve size vâd edilen cennetle sevinin!” derler (2)”

“Ama gerçek koruyucu Allah, insanların ruhlarını ölümleri sırasında, ölmeyenlerin ruhlarını ise uykuları sırasında alır. Hakkında ölüm hükmü verdiği rûhu tutar, vermediği ruhu ise belirli bir süreye kadar salıverir. Muhakkak ki bunda, düşünen kimseler için alacak ibretler vardır (3)”

Efendimiz (s.a.v);

Müminin dünyadaki misali,ceninin anne karnındaki durumu gibidir.Çocuk annesinin karnından çıkınca ağlamaya başlar.Işığı görüp anne sütü emmeye başladığında ise bir daha o mekana dönmek istemez.Mümin de böyledir,ölümden korkar.Fakat Rabbine kavuştuğu zaman bir daha dünyaya dönmeyi istemez,ceninin anne karnına dönmeyi istemediği gibi

Ancak belirtildiği üzere bu mümin birisi için geçerlidir.Çünkü seven sevdiğine kavuştuğu şeb-i aruz gerçekleşmiştir.Bunun manası ise düğün gecesidir.Yani ölüm bir nevi kavuşma günüdür.Ancak “Toprağın dibinde toz olup kaybolduğumuz zaman, gerçekten bu hale gelmiş olan bizler mi yeniden yaratılacağız! (4)” diyenler yok mu? İşte onlar için de yüce Allah “dünyada birtakım hile ve dolaplar çeviriyorlar, peki melekler, onların yüzlerine, sırtlarına vura vura canlarını aldıkları zaman halleri ne olacak? (5)”.

Bunun sebebi de “Allah’ın gazabına sebep olan şeylerin peşine düştüler, O’nu razı edecek şeyleri ise beğenmediler. Bu yüzden Allah da onların bütün işlerini boşa çıkardı (6)”

Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki;

Ölen kişinin durumunu şu üç hususta inceleyin

Alnından terler sızdığı,

gözlerinden yaşlar aktığı ve

dudakları kuruduğu zaman.

İşte bu hal Allah’ın kendisine inen bir rahmetidir.Boğazı sıkılmış biri gibi hırlar,rengi kıpkırmızı olur ve dudakları da morarmış olursa,bu da Allah’ın kendisine inen azabıdır.

İslam büyüklerinden Abdullah b. Amr:

Ruhunu teslim eden müminin misali,senelerce hapiste kaldıktan sonra çıkartılan ve yeryüzünde gezip dolaşarak rahatlayan adam gibidir.

Elbette hepimizin ama az ama çok sevdiği,bırakın zarar vermeyi belkide sevgisinden dolayı dokunmaya kıyamadığı belki annesi belki babası,belki kardeşi belki eşi,belkide göz aydınlığı olan gözbebekleri olan çocuklarıdır.Mutlaka insan bunlardan birisini kaybedince,ebedi hayata intikal ettiğini görünce üzülür.Ama bu üzüntü eğer abartılacak olursa eğer,bu sefer üzüntünün yerini hem üzüntü alacak hemde emaneti emanet sahibi geri aldığı için ve sen buna rız göstermediğinden dolayıyapmış olduğun isyan vs diğer hareketlerinden dolayı doğacak günah alacaktır.

Oysa

“Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) oğlu İbrahim ölünce; gözlerinden yaşlar damlamaya başlayınca yanındakilerden bazıları Ey Allah’ın Resulü! Sen bizi ağlamaktan menetmiş değil miydin? deyince Resulüllah (s.a.v):Ben sizi iki ahmakça ve kötü olan sesten menettim:Biri şarkı-türkü sesi ki,bu bir oyun ve eğlenceden ibarettir.Ötekisi de şeytanların mizmazları/çalgıları.Ayrıca yüzleri paralamaktan,üst baş yırtmaktan ve şeytanca bağırıp feryaf-u figan etmekten menettim.Oysaki benim bu gözyaşlarım merhametten olan gözyaşıdır ki,Allah onu merhametlilerin gönlüne atar.Sonra dedi ki:Kalb/gönül üzüntü duyar,göz de damlatır/yağdırır,ağlatır.Biz Rabbimizi kızdıracak/gazablandıracak bir şeyi söylemeyiz (7)”

Resulüllah (s.a.v):Yanaklarına vuran,yakalarını yırtan,cahiliyye davasını güden bizden değildir.

Oysa bunu ne çabuk unuttuk dimi.Görsel ve yazılı medya eşini çocuğu vs diğer yakınlarından birisini kaybettiği zaman ağlayıp sızlayan,feryad-ı figan eden birisini eleştirmek yerine yere göğe koymayıp da övdüğünü.

Ölüm haksa ve bu ölüm de her canlının başına gelecekse,bu can herkese bir emanetse ve emanet sahibi de bir gün emanet ettiği şeyi geri isteyecekse ve bu istemede de ne kadar haklı ise;o zaman sen senin olmayan şey için neden bu kadar kederlenip de başını gözünü paralıyorsun? Varsayalım ki paraladın ! Geri getirebildi nmi? veya ne değişti?

Oysa maneviyat önderlerinden İbrahim Zeyyat ;

“Bir ölü için ah vah eden insanları görünce onlara şöyle demiştir:Kendinize acısaydınız daha iyi olurdu.Çünkü o,üç büyük korkudan kendisini kurtarmıştır.Bunlar;

Azrailin yüzüdür,onu görmüştür,

Ölümün acı tadıdır,onu tatmıştır

Son nefeste imansız gitme endişesidir,ondan da emin olmuştur (8)”

O zaman kişi ağlayacaksa gerçekten de kendi haline ağlamalıdır.Çünkü giden zaten gitti sırada kendisi var ve gittiği zaman nasıl bir muamele ile karşılacağını bilmiyor.Gerçi karşılaşacağı muameleyi az çok girişte de belirttiğim ayet-i celileler üzerine tahmin edebilirsiniz.Çünkü herkes yaptığının karşılığı görecektir.Sen toprağa soğan ekip de armut,patates ekip de karpuz çıktığını hiç gördün mü?

Ölen kişinin arkasından ağlamak gerçekten ölüye zarar verir mi,ölüyü rahatsız eder mi diyecek olursan

her ne kadar toplum arasında bu evet ölen kişinin arkasından ağlarsan,saç baş yolarsan eğer ölü rahatsız olur derler ama işin aslı öyle değildir.Çünkü gelen rivayetler doğrultusunda bu ancak bir şekilde mümkündür;Şayet ölen kişi ölmeden önce eğer arkasından feryad-ı figan edip,saç baş yolmalarını istemişse eğer evet ölen kişi bundan dolayı günaha girdiği gibi,bu vasiyeti yerine getiren kişi de Resulüllah’a karşı muhalefet ettiği için o kişide günaha girmiş olacaktır.Oysa ölenin arkasında kalanlar sabretse,sabır gösterse ne güzel olur.

Bölümü tamamlarken şunu belirtmek istiyorum ki evet kişi göz nuru çocuğu kaybedince hüzünlenir,üzüntü duyar.Ama birde Hz İbrahim ile Hz İsmail (a.s) kıssasına bakalım! Acaba içimizde kaç kişi böyle bir imtihana tabi tutulup da bu imtihandan başarıyla geçebilir.Sen ölümünde dolayı hüzünlendiğin ve üzüldüğün halde Hz İbrahim (a.s) kendi öz oğlu Hz İsmail (a.s) kesmek için yatırmıştır.Kıssaya geçecek olursak eğer;

Yüce Allah bu kıssayı bize şöyle haber vermektedir;

“Ya Rabbî, salih evlatlar lütfet bana!,Biz de ona aklı başında bir oğul müjdeledik,Çocuk büyüyüp yanında koşacak çağa erişince bir gün ona: “Evladım!” dedi, “ben rüyamda seni boğazlamaya giriştiğimi görüyorum, nasıl yaparız bu işi, sen ne dersin bu işe!” Oğlu: “Babacığım!” dedi, “hiç düşünüp çekinme, sana Allah tarafından ne emrediliyorsa onu yap. Allah’ın izniyle benim de sabırlı, dayanıklı biri olduğumu göreceksin!,Her ikisi de Allah’ın emrine teslim olup, İbrâhim oğlunu şakağı üzere yere yatırıp (9)” da kesmeye çalışınca “Biz de ona: “İbrâhim! diye seslendik,”Rüyanın gereğini yerine getirdin (onu kurban etmekten seni muaf tuttuk)” deyince (onları büyük bir sevinç kapladı). Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz! (10)”

İşte sevdiğin birisini kaybettiğin zaman bu hadiseyi göz önüne getir ve aklında bulundur.

Ölüm Ve Ölüm Hakikati



(1-Zariyat Süresi’1…5);(2-Fussilet Süresi’30);(3-Zümer Süresi’42);(4-Secde Süresi’10);(5-Muhammed Süresi’27);(6-Muhammed Süresi’28);(7-Ebu’l Leys Semerkandi / Bostanü’l Arifin / bkz:314);(8-İmam Gazali / Ahiret Hayatı / bkz:139-140);(8-İmam Gazali / Ahiret Hayatı / bkz:139-140);(9-Safffar Süresi’99…103);(10-Safffar Süresi’104-105)

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.