Ölüm Hakikatini Bile Değersizleştirdiniz

Ölümü İtibarsızlaştırmak



Bir işi ehline vermezseniz eğer Hz İsa’nın da dediği gibi ‘ehline haksızlık ederseniz’.Ehline haksızlık ettiğinizle kalmaz bunun yanında da işin değerini değersizleştirmiş ve değerini küçültmüş olursunuz.

İşte zamanımızdaki alim diye geçinen din adamları,vaizler vb diğer kişiler; dinle ilgili konuları ve meseleleri dinden uzak olan ve yaşamı Allah’ın emir ve yasaklarına ters düşen kişi yada kişilerle konuştuğunuz,tartıştığınız, değerlendirdiğiniz zaman bu sefer o dini meselelerin değerini düşürmüş ve ona karşı haksızlık etmiş olacaksınız.

İşi ehline vermek gerektiği gibi,işi de ehliyle konuşmak gerekir.Aksine zamanımızda olduğu gibi dinle yakından uzaktan alakası olmayan insanların da ölümden bahsettiklerini görürsün.Ama bu bahsedişte ağlamak yerine güldüklerini yada eğlence vasıtası ettiklerini görürsün.İşte bunun vebali de bunu değersizleştirmeye vesile olan kişi yada kişileredir.

İmam Gazali Hz dediği gibi;

“İnsanlar üç kısımdır;

  • Dünyaya ve şehvetlerine dalanlar
  • Pişman olup yeni tövbe edenler,
  • Manevi kemalatını tamamlamış arif kimseler

Dünyaya ve şehvetlerine dalanlar,ölümü hiç akıllarına getirmezler.Bir gün hatırladıklarında da dünyada yapamadıkları şeyler için vahlanır ardından da onu kötülemeye başlarlar.Bu haldeki bir kimsenin ölümü anması,hatırlaması onu Allah’a yaklaştırmaktan daha çok uzaklaştırır.

Pişman olup tövbe eden kimse ise,kalbinden korku fışkırsın,tövbe etmesinin manası tam yerine gelsin diye ölümü sıkça anar.Bazen o,daha azığını hazırlamadan ve tövbesi tamam olmadan ölümün yakasına yapışıvereceği korkusundan dolayı ölümü hoş görmeyebilir. Fakat o bu yönüyle ölümden hoşlanmaması bakımından mazur görülür.

Bu kişi Resulüllah (s.a.v)’in:

Kim Allah’a kavuşmayı (ölümü) istemezse,Allah da ona kavuşmayı istemez hadisinin tehdidi altına girmez.Çünkü bu kişi,ölümü ve Allah’a (c.c) kavuşmayı kötü görüyor değil,kusurlarından dolayı Allah’a kavuşabilme fırsatını elden kaçıracağı korkusundan dolayı bunları söylemektedir.Bu kişinin durumu,sevgilisinin razı ve hoşnut olacağı bir şekilde ona kavuşmak için hazırlıklar yapan ve bu nedenle kavuşmayı erteleyen sevdalının durumuna benzer.

İşte o,bu mana ile Allah’ a (c.c) kavuşmayı kötü gören gibi sayılmaz..Kişinin ölümden bu maksatla hoşlanmadığının alameti,onun ölüm için daima bir hazırlık içinde bulunması,ondan başka şeylerle meşgul olmamasıdır.Yoksa dünya sevgisine dalan kimselerin bulunduğu gruba dahil olur.

Manevi kemalatını tamamlamış arif kimseye gelince o daima ölümü hatırlar.Çünkü ölüm,sevgiliye kavuşma zamanıdır.Seven hiç bir zaman sevdiğine kavuşacağı zamanı unutmaz.Hatta bu arifler çoğu zaman ölümün gelişini yavaş yavaş bulurlar;bir an önce günahkar kimselerin doldurduğu bu dünyadan kurtulup alemlerin Rabb’ine kavuşmak için ölümün gelmesini isterler.

Günahlarından tevbe edip Allah’a güzel amellerle kavuşmak arzusunda bulunan bir kimse,ölümü hoş görmemesinde mazur olduğu gibi,arif kimse de ölümü istemesi ve onu temenni etmesinde mazur sayılır.

Bu ikisinden daha yüksek bir mertebe ise,işini Allah’a havale eden,nefsi için ölümü veya yaşamı tercih etmeyen kimsenin mertebesidir. O kimse için her şeyin en iyisi ve en sevimlisi Mevla’sı için en sevimli olanıdır.Böyle bir kimse ileri seviyedeki sevgi ve muhabbetinin çokluğundan dolayı rıza ve teslimiyet makamına ulaşmıştır;işte asıl gaye ve hedef budur.

Her halükarda ölümü anmakta bir sevap ve fazilet vardır.Çünkü dünya sevgisine dalan dahi ölümü anmakla yavaş yavaş dünyadan uzaklaşmaya başlar.Zira artık onun için dünyanın nimetleri sıkıntı vermeye başlar,dünyanın lezzeti gider.İnsana dünyanın lezzet ve şehvetlerini acılaştıran her şey aslında onun için bir kurtuluş sebebidir (1)”

Ancak ne acı bir tablodur ki;

“İnsanların yaşam sarhoşluğu,lezzeti ve istekleriyle adeta yollarını kaybettikleri bir gerçek.İçinde bulunduğumuz bu çağda,ölümü hatırlama soğuk bir öğüt görüldüğü gibi ahireti hatırlama da neredeyse tehlikeli görülmeye başlamıştır.Ben feryad ve figan etmekten ve kötümserlikten hoşlanmıyorum.ama ben azgın istek uğrunda insani düşüncenin yenilgiye uğramasından ve umursamazlıktan tiksiniyorum.

İnsanların nereden geldiklerini ve nereye gittiklerini bilmelerini istiyorum.Yüce Allah:’Bu bir öğüttür.Dileyen Rabbine varan bir yol tutar (İnsan’29)’ şeklinde buyuruyor.Allah hidayete erenlere hidayetlerini artırır ve önlerinde engelleri kaldırır.Allah’ı unutanlar ve ayetleri görmezden gelenlere gelince,Allah onları azgınlıkları içerisinde bırakır (2)”

Oysa kişinin önünde sırat altında cehennem varken ve ölümle her an karşı karşıya iken;nasıl bu kadar vurdumduymaz ve Allah’ın emir ve yasaklarına karşı vurdumduymaz ve umursamazlık gösterir.Oysa bu tipik insanlara;

“Hayret etmemek elde değil! Eğer insan bir eğlence yerinde zevkü sefa içerisinde eğlenirken,bir asker gelip kendisine üç beş sopa vursa hayatı zehir olu,ağzının tadı kaçar,zevk alamaz.Aynı insan,her nefes alıp verişinde ölüm meleğinin her an canını alması tehlikesiyle karşı karşıya iken bundan gafildir.Bunun tek sebebi,cehalet ve içinde bulunduğu hayat ile aldanıştır (3)”

“Ölümün kendisini yakalayacağını,yatacak yerinin toprak olacağını,toprak içindeki kurtların kendisinden hiç ayrılmayacağını,Münker ve Nekir meleklerinin sürekli kendisiyle beraber olacağını,kıyametin kendisi için bir sözleşme yeri,cennet ve cehennemin son durak olduğunu bilen kişiye gereken; sadece ölümü düşünüp onu anmak;yalnızca ona hazırlanıp onun için tedbirler almak;ancak onu beklemek,onun derdine düşmek;tek kaygısı ölüm olup ona çare aramak ve daima onun gelişini gözetmek olmalıdır (4)”

“Nerede bulunursanız bulunun: Sağlam, yüksek kulelerde, (hatta eflâke ser) çeken gökteki yıldız burçlarında bile olsanız, ölüm mutlaka size yetişir.” Onlara bir iyilik ulaşınca “Bu, Allah’tandır” derler. Bir fenalık gelince “Bu, senin yüzündendir” derler. De ki: “Hepsi de Allah tarafındandır.” Fakat bu adamlara ne oluyor da, söz anlamaya bir türlü yanaşmıyorlar? (5)”

Ve sizin hoşlanmadığınız ve …

  • “Sizin kaçtığınız o ölüm var ya, o mutlaka sizi karşılayacaktır. Sonra da görünmeyen ve görünen ne varsa hepsini bilen Allah’ın huzuruna götürüleceksiniz, O da sizin yaptıklarınızı tek tek bildirecek (ve ondan ötürü karşılığını verecektir) (6)”

Ölümü Nasihat Bilenlere Vaaz



(1-İmam Gazali / Ahiret Hayatı / bkz:19…21);(2-Muhammed Gazali / Kur’an’ın Konulu Tefsiri / bkz:802-803);(3-İmam Gazali / Ahiret Hayatı / bkz:59-60);(4-İmam Gazali / Ahiret Hayatı / bkz:14);(5-Nisa Süresi’78;(6-Cuma Süresi’8)

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.