Ölüm Acısı Ve Sıkıntısı

  • 11 Ocak 2018
  • 343 kez görüntülendi.

Sekerat (Ölüm)Anı Ve Sıkıntısı



Kişinin hayata geçirip de fiili olarak uygulamadığı sürece ölümden korktuğunu söylemesi,ölümü zikretmesi,ölüm anından ve ölümden sonrası için endişe etmesi;bilerek ve isteyerek sırtını kıbleye dönüp de namaz kıldığı halde kıldığı namazın kabul olacağını sanan kişiye benzer.

Unutmayın ki; “Size vad edilen şeyler mutlaka gelecektir, siz bunun önüne geçemezsiniz (1)”

İşte bu yüzdendir ki “Âhireti inkâr edenlerden birine ölüm gelip çatınca, işte o zaman: “Ya Rabbî!” der, “ne olur beni dünyaya geri gönderin,Ta ki zayi ettiğim ömrümü telafi edip iyi işler yapayım.” Hayır, hayır! Bu onun söylediği mânasız bir sözdür (2)”

“Kıyamet günü o kâfirler can kaygısına düştükleri zaman bir görsen! Artık kaçacak hiç bir yerleri yoktur ve cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır (3),İş işten geçtikten sonra “Peygambere inandık” demektedirler,Halbuki daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı! (4)”

İşte o zaman “Melekler o kafirlerin yüzlerine ve arkalarına vurarak “Tadın bakalım cayır cayır yanmanın acısını!” diyerek canlarını alırken bir görmeliydin! (5)”.Çünkü tüm bu karşılaştığınız zorluklar ve sıkıntılar “…sizin ellerinizin işleyip öne sürdüğü işlerin karşılığıdır; yoksa Allah asla kullarına zulmetmez (6)” ve o gün “Herkese, yaptığının karşılığı tam tamına ödenir. Zaten Allah, onların yaptıklarını pek iyi bilmektedir (7)”.

Şurası bir gerçektir ki ölümden sonrası için ya sıkıntılı ebedi bir hayat yada ferah ve mutluluk içinde cennet hayatı seni beklemektedir.Bu ikisinden başka gidebileceğin yani cennet ve cehennemden başka gidebileceğin bir karargah,ikamet edebileceğin de başka bir konak yoktur.Ancak şurası da bir gerçektir ki birde ahiret hayatının ilk adımı olan ve mümin için bir mutluluk iken kafir için hiç de öyle değildir. Çünkü birisi sevdiğine kavuşurken,diğeri ise bu kavuşmadan pek de hoşnut değildir ve böyle bir kavuşmayı istememektedir.Ama ne çare;

‘Resulüllah (s.a.v):Allah’a kavuşmayı seven kimseye Allah’da kavuşmayı sever.Allah’la kavuşmaktan hoşlanmayan kimse ile de Allah kavuşmaktan hoşlanmaz.Yanında bulunanlar Ey Allah’ın Resulü! hepimiz ölünden hoşlanmayız deyince şöyle buyurdu:Bu sözünü ettiğim ölümden hoşlanmamak değildir ama müminin ölümü yaklaştığı vakit Allah’tan gideceği yer hakkında müjdeci ona gelir.O halde iken Allah’a kavuşmuş olmaktan daha çok hiçbir şeyi sevmez.

Bu sebeple Allah da ona kavuşmayı sever.Facir yahut kafir ise ölümü yaklaşınca kendisini bekleyen ve varacağı yahutta karşı karşıya kalacağı şerri ona bildirir.Bu sebeple Allah’ın huzuruna çıkmaktan hoşlanmaz.Allah da onunla karşılaşmaktan hoşlanmaz (8)”

“Kul kendisini muhafaza eden iki meleği görmeden dünyadan çıkmaz.Onları gördüğü zaman da dünyaya dönmez.Onlara Allah’ın razı olduğu şeylerde arkadaşlık ederse,onlar da Allah sana iyi bir arkadaş olduğun için mükafat versin,sen ne iyi arkadaştın,bizi nice hayır meclisinde oturttun,bize nice hayır kelamı dinlettin,bizi nice hayır işinde bulundurdun.Bugün biz sana sevdiğin şeyde şahitlik edeceğiz derler.Eğer onlara Allah’ın razı olmadığı şeylerde arkadaşlık etmiş ise ona Allah sana kötü arkadaş olarak ceza versin,bizi nice kötü meclislerde oturttun,bize nice kötü kelam dinlettin,bizi nice kötü amelde hazır bulundurdun,biz de bugün sana hoşlanmadığın şeyde şahitlik edeceğiz (9)”

“Ne zaman ki can boğaza gelir, işte o zaman can çekişenin yanındakiler:bunu iyileştiren, kurtaran yok mu?” der (10)”. Ama ne fayda “Artık ayrılık vakti geldiğini kendisi de anlar (11)” ve “Bacağı bacağına dolaşır, ölüm acısıyla kıvranır (12)”.İşte “O gün sevkiyat, doğru Rabbinin divanına olur! (13)”.

Eğer böyle Rabbi’nizin buyruklarına kulak vermezseniz,Resulü’nün dediklerine kulak tıkarsanız,Allah ve Resulünün çizdiği ve gösterdiği doğrultuda gitmemiş ve “Ahireti unutup dünya hayatını tercih ettiyse,Onun varacağı yer olsa olsa cehennemdir (14)”

Ölürken ölümün şiddetinden,öldükten sonra Allah’ın azabından ve öfkesinden nasıl kurtulacaksın ve nereye kaçacaksın? O gün her yer dümdüz iken ve arşın gölgesinden başka bir gölge bulunmaz iken nereye kaçacaksın? Tüm bu zorluklara ve sıkıntılarla katlanmaya hazır mısın gerçekten?

“Allah Teala şöyle demiştir:Sağda ve solda oturan iki melek onu alır,ağzından çıkan her sözü yazmak için hazır beklerler.İbn Abbas dedi ki:Konuştuğu her şeyi hayır olsun,şer olsun yazarlar.Hatta yedim,içtim,geldim,gittim gibi sözlerini de yazarlar.Perşembe günü olduğu zaman dedikleri Allah Teala’ya arz edilir,içinde hayır yahut şer olan kaydedilir,diğeri atılır.

İşte Allah Teala’nın:’Allah istediğini siler,istediğini yerinde bırakır,ana kitap onun yanındadır’ dediği budur.Hasan Basri,İbn Hatim rivayetinde ‘Sağdan soldan otururlar(Kaf’17) ayetini okumuştur.

Ey ademoğlu,sana bir sayfa açtım,sana değerli iki melek görevlendirildi,biri sağındadır,biri solundadır.Sağındaki iyilikleri yazar,solundaki de kötülüklerini yazar.İstediği yap,ister az isterse çok yap,nihayet öldüğün zaman defterin dürülür,kabrinde boynuna asılır,kıyamette kabrinden çıkıncaya kadar kalır.O zaman Allah Teala der ki:Her insanın yaptığını (fermanını) boynuna astık,kıyamet gününde ona açılmış olarak kavuşur İsra’13 (15)”

ve bir başka rivayette ;

“Resulüllah (s.a.v) buyuruyor ki:Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki,ölü yanından ayrılıp gidenlerin ayak seslerini duyar.Eğer mü’min ise namaz başucunda,zekat sağında,oruç solunda ,sadaka,sıla-i rahim,insanlara iyilik ve ihsan gibi hayır işleri ayak ucunda olur.Ona baş tarafından gelindiğinde namaz ‘Benim tarafımda giriş yeri yoktur’ der.Sağından gelindiğinde zekat ‘Benim tarafımda giriş yeri yoktur’ der.Solundan gelindiğinde oruç ‘Benim tarafımda giriş yeri yoktur’ der.Ayakları tarafından gelindiğinde hayır ve iyilikleri ‘Benim tarafımdan giriş yeri yoktur’ der.Ona ‘Otur’ denilir,oturur.Güneş kendisine neredeyse batıyormuş gibi gözükür.Ona ‘ Sana soracaklarıma cevap ver’ denilir.Beni bırakın da namaz kılayım der.Daha kılarsın.Şimdi sorularımıza cevap ver der.Bana ne soracaksınız der.Şu aranızdaki adam hakkında ne dersin? Ona dair ne tür şahitlikte bulunurdun? denir.Şehadet ederim ki o Allah’ın elçicidir.Allah (c.c) katından açık deliller getirdi,biz de onu tasdik ettik der.Ona;Bu inanç ve ikrar üzere yaşadın,bunun üzerine öldün ve inşallah bunun üzerine diriltilirsin (16)”

Ölüm sarhoşluğu onlara hakkı getirdiği zaman şöyle denilecektir:İşte senin yüz çevirdiğin hakikat! Sen bu hususta gaflet içindeydin. Bugün gözündeki perdeyi kaldırdık ki bakışların keskin olsun.’Ta en derinden acıyla sökerek çıkaranlara andolsun,yumuşak çekenlere andolsun.Yüzdükçe yüzüp gidenlere andolsun (Naziat’1…3)’.Bu da ölüm anında herkesin karşılaşacağı müşahededir (17)”

İşte tüm bunları ama az ama çok devamlı yaptın mı ve bunu yaparken de azim gösterdin mi? Gösterdiysen ne ala aksine karşılaşacağın sıkıntı yine mealen belirtilmiştir ki;”Ahireti unutup dünya hayatını tercih ettiyse,Onun varacağı yer olsa olsa cehennemdir (18)” ve “Nihayet elçilerimiz (ölüm melekleri) gelip canlarını alırken: “Hani nerede o Allah’tan başka taptıklarınız?” dediklerinde “Onlar bizden uzaklaşıp ortadan kayboldular” derler. Böylece kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerinde şahitlik ederler (19)”

“Sonunda elçilerimiz gelip canlarını alırken (A’raf’37) buyruğuyla Allah Teala meleklerin öldürürken ve canlarını Cehennem’e alırken onlara ‘dünyadayken Allah’a ortak koştuğunuz,Allah’ı bırakıp kendilerine dua ve ibadet ettiğiniz şeyler nerede? Onları çağırın da sizi içinde bulunduğunuz bu halden kurtasınlar diyeceklerini,onlarınsa şöyle diyeceklerini haber veriyor:Bizden kaybolup gittiler.Yani bizi terk edip gittiler.Artık onlara dair herhangi bir fayda ve iyilik ümidimiz kalmadı.’Ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler’.Yani bunu itiraf ve kabul ederler (20)”

“Melekler kafire,ruhu bedeninden çıkacağı vakit:Ey kötü,murdar cesetteki kötü,murdar nefis çık,derinin gözeneklerinden içeriye işleyen sıcak aleve ve kaynar suya,kaynar sıcaktan gölgeye çık derler.Nefis de çıkmak istemez,cesedin her tarafına dağılır.Onlar da ona vura vura çıkartırlar.Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:’Meleklerin o kafirlerin yüzlerine ve arkalarına vura vura ve :O yakıcı azabı dedin diye canlarını alırken bir görseydin (Enfal’50)’ (21)”

“Allah adına yalan uydurandan, yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde “Bana da vahyolundu” diyenden, bir de, “Allah’ın indirdiği âyetler gibi ben de indiririm” diye iddia edenden daha zalim kimse olabilir mi? Ölümün şiddetleri içinde kıvranırken, ölüm meleklerinin de yakalarına yapışıp kendilerine: “Haydi, derhal ruhlarınızı çıkarıp teslim edin! Bugün zillet azabıyla cezalandırılacaksınız; çünkü Allah hakkında gerçek dışı şeyler söylüyordunuz ve çünkü kibirlenerek O’nun âyetlerinden yüzçeviriyordunuz!” diye haykırdıkları sırada sen o zalimlerin halini bir görsen! (22)”

ve bu Allah’a isyanda sınır tanımayanlar ve ısrar edenler o gün “Elleri boyunlarına kelepçelenmiş, ayakları bukağılı olarak cehennemin daracık bir yerine tıkılınca, orada yok olmak için can atarlar (23)” ve o gün kendilerine “Bugün bir kere değil, defalarca dövünüp durun, ölümü isteyin!” denilecek (24)”Ama ne fayda artık ölüm de öldürülmüştür ki ölümü bir kurtuluş olarak göresin.Nitekim;

“Resulüllah (s.a.v) buyuruyor ki:Cennet ehli cennete,cehennemliklerde cehenneme girdikten sonra,ölüm siyah beyaz bir koç suretinde getirilir ve cennet ile cehennem arasında bir yerde durdurulur,sonra bir münadi:Ey cennet ehli bu dünyada iken insanları öldüren ölümdür diyecek.Ne illiyin (yüksektekilerden),ne de cennetin aşağı derecesinde bulunanlardan ona bakmadık kimse kalmayacak.Sonra: Ey cehennem ehli !

İşte bu dünyada iken insanları öldüren ölümdür diye seslenir.Gerek cehennem ateşinin çok az bulunduğu yerde bulunanlardan,gerekse cehennemin en alt basamaklarında olanlardan ona bakmadık kimse kalmayacak.Sonra o koç cennet ile cehennem arasında kesilecek,sonra da:İşte artık bundan sonra sonsuzluğun en sonsuzuna kadar ebedilik olacaktır ve ey cehennem ehli artık ebediliğin en sonsuzuna kadar ebedi kalacaksınız.

Bunun üzerine cennet ehli öyle bir sevinir ki,eğer bir kişi sevinçten ölecek olsaydı onlar da ölürlerdi.Diğer taraftan cehennemlikler o kadar derinden bir iç geçirirler ki eğer bu şekilde derin iç geçirmeden bir kimse ölecek olsa idi ölürlerdi.İşte yüce Allah’ın ‘Sen onları işin bitirilivereceği o hasret günü ile korkut Meryem’39)’ buyruğu bunu anlatmaktadır.Bu ölümün kesileceği zamandır (25)”

Ölümü Nasihat Bilenlere



(1-En’am Süresi’134);(2-Mü’minun Süresi’99-100);(3-Sebe Süresi’51);(4-Sebe Süresi’52-53);(5-Enfal Süresi’50);(6-Enfal Süresi’51);(7-Zümer Süresi’70);(8-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:9 / bkz:543);(9-İmam Gazali / Sülvetülarifin -Kalplerin Tesellisi- / bkz:651);10-Kıyame Süresi’26-27);(11-Kıyame Süresi’28);(12-Kıyame Süresi’29);(13-Kıyame Süresi’30);(14-Naziat’38-39);(15-İmam Gazali / Sülvetülarifin -Kalplerin Tesellisi- / bkz:645);(16-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:6 / bkz:90);(17-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:2 / bkz:386);(18-Naziat’38-39);(19-A’raf Süresi’37);(20-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:4 / bkz:389);(21-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:8 / bkz:25);(22-En’am Süresi’93);(23-Furkan Süresi’13);(24-Furkan Süresi’14);(25-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:7 / bkz:44)