Kuran Yurdu

Ölmeden Önce Cenneti Yada Cehennemi Görmek

    SORU: Siz ruhun ölmediğini, sadece vücuttan ayrıldığını söylüyorsunuz. Oysa bazıları ruhun ölümle yok olduğunu, sonradan tekrar yaratıldığını ileri sürerler. Ne dersiniz?

    CEVAP: Ruhun öldüğünü ileri sürenler keskin görüşten yoksundurlar. Zira ayet ve hadisler, ölümden sonra ruhun yerinde kaldığını kesin olarak belirtmişlerdir.

    Ölümden sonra iki çeşit ruh vardır.

    • a) Kötülerin (Kâfirlerin) ruhları,
    • b) İyilerin ruhları.

    İyilerin ruhları hakkında Yüce Allah buyuruyor ki: “Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın. Onlar diridirler, Rablarının yanında rızıklarını alır ve Allah’ın onlara verdiği nimetlere sevinirler (A’li İmran’169-170)”

    Peygamberimiz, Bedir savaşında ölen Kâfirlerin ruhlarına hitap etti,Ashab onların ölmüş olduklarını söyleyince,

    Peygamberimiz buyuruyor ki: “Muhammed’in nefsini kudret elinde bulunduran, Allah’a yemin ederim ki, onlar sözlerimi sizden daha iyi işitirler. Fakat cevap veremezler.”

    Ölüler hakkında söylenenleri araştıranlar, şeriatta ruhların ölümünün sözkonusu olmadığını, ancak ölümle sıfatının veya yerinin değişeceğini bilirler.

    O halde ölümle, ruhtan ve onun bilicilik gibi sıfatlarının özelliklerinden bir şey eksilmiyor. Fakat beyin ve organların ürünü olan his, hareket ve hayal, ölünce yok olur. İnsan buradan yalnız olarak gittiği gibi orada da yalnız kalır. At öldüğünde binicisinde bir değişiklik olmaz. Eğer dokumacı ise yine dokumacı olarak kalır, âlim olmaz. Fakat atı öldüğünde uyukluyorsa gözlerini açar. Yaya olarak yürümeğe başlar. Vücutta ruhun binek hayvanıdır. Binek hayvanı öldüğünde ruhta bir değişme olmaz. Sadece gözleri kapalı ise açılır, gerçeklerin farkına varır.

    Bu yüzden tasavvuf yolunun başlangıcında olduğu gibi kendinden ve duygularından kopup, aslına inerek Yüce Allah’ı devamlı olarak ananlara, ahiretin çeşitli durumları görünür, onu zevkle seyrederler. Bu sırada onların durumu ölülerinkine yakın olur. Zira hayvani duyguları normal yaradılışından bir şey kaybetmediği halde kendini unutmuş, kendi kendine karşı durgunluk, hissizlik meydana gelmiş, böylece gerçek varlığına dönmesi sebebiyle, onlardan ilgisini kesmiştir.

    Öyle ise diğer insanların ancak öldükten sonra görebildiklerini, bu kimseler, bu halleriyle daha dünyada iken görürler. Sonradan kendilerine gelip hisler âlemine dönünce, çoğunlukla gördüklerini unuturlar. Fakat yine de bir iz, bir örnek kalır:

    Eğer cennet gösterilmişse kendisinde onun huzuru, rahatı, sevinç ve mutluluğu kalır.

    Eğer cehennemi göstermişlerde, kendisinde onun acı ve mutsuzluğu kalır. Eğer hafızasında gördükleri hakkında bir şey kalmışsa, nasıl olduklarını anlatır. Fakat hayal hazinesi, anlatmak istediğini, hatırında kolayca kalabilen bir şeye benzetir. Ondan öylece bahseder. Peygamberimiz namazda elini kaldırıp şöyle buyurdu:

    “Cennet üzümlerinden bir salkımı bana arzettiler. Onu bu dünyaya getirmek istedim.”

    Bahis konusu olan üzüm salkımının bu dünyaya getirilebileceği sanılmasın. Belki de böyle bir şey imkansızdır. Eğer mümkün olsaydı getirir. Ancak ona kalb gözünün görebileceği bir şekilde gösterilmiştir. Bunun imkansız olduğunun aslımı bilmek çok uzun sürer. Her kesin öğrenmesi de gereksizdir.

    Alimlerin bu husustaki görüşleri arasında fark vardır. Bir kısmı “Üzüm salkımının nasıl olduğunu Peygamberden başka kimse bilmez ve ondan başkası da görmedi” der. Bir kısmı da “Peygamber namaz içinde hiç elini oynatmadı” der. Yapılacak çok az bir hareket, namazı bozmaz denmesinin sebebi bundandır. İkinci sınıf alim bu hareketin gerçek anlamını çok merak eder. Daha önceki ve sonrakilerin ilmi budur zannederler. Bu durumu bilen, fakat bununla yetinmeyip başka şeyle meşgul olan, bu şeyleri onlara Cebrail söyler diyen, gerçeklerden ve şeriat ilminden uzaklaşmıştır.

    Demek istiyorumki, Peygamberimiz cennetten haber vermesi, taklid veya Cebrail(A.S.)’den işitme yoluyla olduğu sanılmasın, Cebrail(A..S.)’dan dinlemekle, kendi girip görmek arasında fark vardır. Cebrail(A.S.) sadece anlatır veya bildirir. Halbuki Peygamberimiz cenneti gördü. Cennet bu dünyadan tamamen görülemez. Onun için Peygamberimiz bu dünyadan çekilip o âleme gitti. Bir nevi miraca çıktı. Cenneti görüp döndü.

    Dünyadan çekilmek, kaybolmak iki şekilde olur:

    1. Biri, hayvani ruhun ölmesiyle; diğeri,
    2. hayvani ruhun kendinden geçiş, uyuşmasıyla.

    Bu dünyada, his ve duygular ile cennet görülemez. Yedi kat yerin ve göğün ceviz kabuğuna sığmaması gibi, cennetten ufak bir parça bile bu dünyaya sığamaz. Kulağın gök ve yer şekillerini anlamasının, gözün görmesinden farklı olması gibi, bu dünyadaki bütün duygular, cennetin lezzetlerini anlamaktan uzaktırlar. O âlemin duyguları daha başkadır.



    Kaynak = Turan Yazılım / Mürşit 5 / Tasavvuf / Kimyay-ı Saadet / bkz:1.Bölüm 4.Konu 6.Kısım

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.