Nimete Şükür Yerine Küfre Girdiniz

Nimete Şükreden Bir Kul Olmak Yerine



“Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur (Fatiha’2)’un manası;şükür başka ibadet edilen mabudlara ve hiçbir mahlukuna değil,yalnız ve yalnız Allah’a yapılır.Zira o kullarına sayılamayacak ve sayısını ancak kendisinin bileceği nimetler ihsan etmiştir.Kendisine ibadet etmeleri için bedenlerini ve organlarını sağlıklı yapmış,mükelleflerin bedenlerindeki uzuvları farzlarını eda etmeye kadir kılmış,bunların yanında onlara dünyalarında rızıklar bahşetmiş,yaşamlarını sürdürecekleri gıdalar vermiştir.Bunları da onlara hak etmedikleri halde,kendiliğinden lütfetmiştir.Üstelik Allah (c.c) kullarına bunu hatırlatmış ve onları ilelebet istikrar diyarında daimi nimetler içinde yaşayacakları sebeplere tutunmaya çağırmıştır.Tüm bunlardan dolayı başta ve sonra,her an için Rabbimize hamd olsun (1)”

“Allah Teala’nın kulun üzerindeki ilk hakkı;O’nun nimetlerinde Zat’ına isyan etmemesidir.Aksi takdirde işlediği bu ma’siyet,O’nun nimetine karşı küfran olacaktır.Kulun uzuvları ve sahip olduğu mallar da Allah Teala’nın nimetlerindendir.Çünkü insanların hayatı,uzuvlarına bağlıdır.Uzuvlarının güç ve varlığı ise harekete bağlıdır.Hareketin faydası ise,ancak sıhhat ve afiyet ile ortaya çıkar.Kul bu nimetlere dayanarak Rabbine isyan ettiği zaman,bunları küfürle değiştirmiş olur.Nitekim Allah Teala da bu meyanda şöyle buyurmuştur:’Allah’ın nimetini küfre değiştiler (İbrahim’28)’.4

Bu ayetin tefsirinde şöyle denilmiştir:Onjlar,Allah’ın verdiği nimetlerden güç ve destek alarak O’na karşı ma’siyette bulundular.O,bunu beyan ettikten sonra böyle yaparak nimeti küfürle değiştirenleri çok şiddetli bir azapla tehdit etmiş ve:’Kim,kendisine geldikten sonra Allah’ın nimetini değiştirirse,(bilsin ki) Allah cezası çok çetin olandır (Bakara’211)’ şeklinde buyurmuştur (2)”

Maneviyat önderlerinden birisi diyor ki:

Kul,nimet ile günah arasında bulunmaktadır.Bir taraftan kendisine bol nimetler verilirken,öte yandan Allah’ın emirlerine uymaz.Kula yakışan nimet için hamd,günah için de tevbe etmektir

“Resulüllah (s.a.v):Fecri doğmayan ve şafağı batmayan hiçbir gün yoktur ki,dört melek kendi aralarında şöyle konuşmasınlar:Biri der ki,şu insanlar keşke yaratılmasalardı! Diğeri şöyle der,Ne olurdu şu insanlar yaratıldıkları şey için amel etselerdi.Üçüncüsü ise şöyle der: Yaratıldıkları gaye için amel ettiklerinde,keşke bildikleriyle amel etselerdi.Dördüncüleri ise:Ne olurdu bildikleriyle amel etmedikleri zaman,yaptıkları kötülüklerden ötürü tevbe etselerdi (3)”

“Ey Allah’ın nimetleri içinde boğulup nimeti başkasından bilenler.Şükrünüz nerede? Gah nimeti başkasından biliyorsunuz;gah az bulup fazlasını istiyorsunuz,bazen de onun nimetlerini günahlara alet ediyorsunuz (4)”

“Yazık sana! Cehennemliklerin amelini işliyorsun ama buna rağmen cenneti ümit ediyorsun.Sen ümit edilmeyecek bir durumda ümit ediyorsun.Aldanıp da ödünç malı kendinin sanma.Yakında senden alınacak.Allah hayatı sana ödünç vermiştir ki itaat edesin.Sense onu kendinin sandın ve dilediğin gibi kullandın.Afiyet de senin yanında bir ödünçtür.Zenginlik,güven,makam ve sana verilmiş diğer bütün nimetler de senin yanında ödünçtür.Bu ödünçleri kusurlu kullanma.

Çünkü onlar senden istenecek ve sen onlardan sorguya çekileceksin.Sizin sahip olduğunuz bütün nimetler Allah’tandır.Onların yardımıyla Allah’a itaat ediniz.Sizin rağbet ettiğiniz her şey Allah dostlarına göre insanı oyalayan birer meşguliyettir.Allah dostları dünyada ve ahirette,Allah’la beraber olmaktan başka bir şey istemezler. Sufilerden biri şöyle demiştir:’İnsanlar hakkında Allah’a uy,fakat Allah hakkında insanlara uyma’.Kırılan kırılmış,onarılan onarılmıştır. Allah’a uymanın nasıl olacağını Allah’ın salih kullarından öğreniniz (5)”

Evet yüce Allah buyuruyor ki:”Kim şükrederse kendisi için şükreder. Kim nankörlük ederse bilsin ki Allah müstağnidir, hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır (6)”.Ancak bu nimetlere şükre nankörlük ile karşılık veren ve “Nimet ve devlet içinde yüzen, hak dini yalan sayanları, sen Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver! (7)” ve unutmayın ki “Şükreden sadece kendi lehine olarak şükreder. Nankörlük eden ise bilmelidir ki Rabbim onun şükründen müstağnidir, şükrüne ihtiyacı yoktur, ihsan ve keremi boldur (8)”

Nimete şükür ile küfre “Allah şöyle bir temsil getirir: Bir şehir halkı vardı: Güvenlik ve huzur içinde idi, rızıkları her yandan bol bol, rahatça geliyordu. Derken Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler, Allah da halkının işlediği suçlar sebebiyle o şehre açlığı ve korkuyu tattırdı, (açlık ve korku elbise gibi kaplayıverdi bütün vücutlarını) (9)”

“Onun için, siz Allah’ın size verdiği rızıklardan helâl ve hoş olarak yeyin. Yalnız Allah’a ibadet ediyorsanız O’nun nimetlerine şükredin (10)”. Aksine davranacak ve hareket edecek olursanız eğer “Gün gelir, o gün her ümmetten birer şahit getiririz. Artık ne o kâfirlere konuşmaları için izin verilir, ne de özür dileme imkânı bırakılır (11)”.İşte o zaman o inkar edenler,nimeti başkasından bilenler ve Allah’a kulluktan geri duranlar “…cehennem azabını görünce yalvarıp yakarırlar. Fakat ne azapları hafifletilir, ne de kendilerine mühlet verilir (12)”.

Evet elimizdeki nimetlerden habersiz yaşıyoruz,şükretmiyoruz,nimeti verene teşekkür etmiyoruz,şükürle küfrü karıştırıp öyle bir hayat sürüyoruz ki

Bunun sonucu nereye varır onu ancak Allah Teala bilir ama rivayet olunmuştur ki Yüce Allah Musa (a.s)’a hitaben:Ey Musa,ben sana şükreden bir kalp,zikreden bir dil,hayır üzerine sana yardımcı olacak bir zevce yaratacak olursam,hayır namına senden bir şey saklamamış olurum buyurmuştur.

ve “Allah’ın size lütfettiği nimeti ve sizin “duyduk ve itaat ettik, baş üstüne!” dediğiniz vakit, sizden aldığı sözünüzü hatırlayın! Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah sinelerde saklı bütün sırları bilir (13)” ve “Allah’ın hukukuna haksızlık etmekten sakının! (14)” ve Allah Teala devamla buyuruyor ki “Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki Ben de size karşı ahdimi yerine getireyim ve yalnız Ben’den korkun! (15)”

“Allah’ın nimetine bedel, inkâr ve nankörlüğü tercih edenleri, ayrıca kendi halklarını da helâk yurduna, cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? (İbrahim Süresi’28)”.”Onların hepsi oraya girecekler. Cehennem ne kötü bir yerleşim yeridir! (16)”

İşte o cehennemden ve cehenneme düşmekten korkuyorsanız ve korktuysanız “Öyleyse siz Beni zikredin ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin (17)”

Evet;

“Mal ve ailesiz, tekbaşına yarattığım, şahsı bana bırak,Sonra çok çok mal, servet,”Ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim,”Her türlü imkânı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak! (18)”.İşte “Kendilerine verilen öğütleri terkedip unutunca üzerlerine her şeyin, her zevk ve nimetin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, ansızın onları kıskıvrak yakaladık da bir anda bütün ümitlerini kaybediverdiler! (19)”

ve “Yüce Allah ‘Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkardır (Bakara Süresi’243)’ buyurmuştur.Yani onlara gösterdiği dehşet verici ayetler,kesin hüccetler ve karşı konulamaz deliller onlar için büyük nimettir.’Ama insanların çoğu şükretmez (Bakara Süresi’243)’.Yani Allah’ın kendilerine verdiği dini ve dünyevi nimetlerin şükrünü eda etmezler (20)”



(1-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri -Tefsiru’l Kur’an’il Azim- / C:1 / bkz:162);(2-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:2 / bkz:194);(3-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:2 / bkz:194);(4-Abdülkadir Geylani / el-Fethu’r-Rabbani / bkz:16);(5-Abdülkadir Geylani / el-Fethu’r-Rabbani);(6-Lokman Süresi’12);(7-Müzemmil Süresi’11);(8-Neml Süresi’40);(9-Nahl Süresi’112);(10-Nahl Süresi’114);(11-Nahl Süresi’84);(12-Nahl Süresi’85);(13-Maide Süresi’7);(14-Maide Süresi’11);(15-Bakara Süresi’40);(16-İbrahim Süresi’29);(17-Bakara Süresi’152);(18-Müddessir Süresi’11…14);(19-En’am Süresi’44);(20-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri -Tefsiru’l Kur’an’il Azim- / C:2 / bkz:250)