Nimete Şükür Nerede Adlı Güzel Bir Vaaz

Nimete Ve Allah’a Şükür



“Muhakkak ki: Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık (1)” ve o Allah ki size iki göz,iki kulak,iki el,iki ayak vermişken,alemlere rahmet olarak gönderilen Hz Muhammed (s.a.v)’in ümmeti olma şerefi ile sizi şereflendirmişken ve size de sahip çıkabilirseniz eğer bir iman bahşetmiş iken “O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz? (2)”.Evet belki bu nimetlerin kıymetini bilmediğiniz halde inkar da etmiyorsunuz ama bilmeden küfrediyorsunuz da bunun farkında değilsiniz. Bu nasıl olur diyorsanız eğer Peygamber Efendimiz (s.a.v)’ tarafından söylenen hadis-i şeriflere şöyle bir göz atalım;

Resulüllah (s.a.v):Yüce Allah kıyamet gününde kullarından bazılarına şöyle hitap edecek:Ben sana eş vermedim mi? Sana ikram da bulunmadım mı? Sana atları,develeri musahhar kılmadım mı? Seni kavminin büyüğü ve başı yapıp,ganimetlerin dörtte birini tek başına almana imkan vermedim mi? O kişi:Evet öyleydi Rabbim diyecek.Yüce Allah:Peki benim huzuruma çıkacağını düşünmüş müydün buyuracak.Kişi:Hayır diyecek.Bu sefer yüce Allah da ‘O halde sen beni unutmuş olduğun gibi,bugün de ben seni unutuyorum buyuracak

ve bir başka hadis-i şeriflerinde ise;

“Resulüllah (s.a.v) buyuruyor ki:Yüce Allah buyuruyor ki:Ey Ademoğlu,ben sana sayamayacağın ve şükrünü yerine getiremeyeceğin pek büyük nimetler ihsan etmiş bulunuyorum.Sana ihsan etmiş olduğum nimetler arasında sana kendileriyle bakıp göreceğin iki göz vermiş olmam ve onlara kapak yaratmış olmam da vardır.O halde gözlerinle sana helal kıldığım şeylere bak.Şayet sana haram kıldığım şeyleri görecek olursan,o zaman göz kapaklarınla gözlerini kapat.Sana bir dil de verdim ve ona da bir kapak yarattım.Sana emrettiğim ve helal kıldığım şeyleri konuş.Eğer sana haram kıldığım şeyler ile karşı karşıya kalacak olursan,o takdirde dilini kapat.Ayrıca sana bir ferc yarattım ve senin için onu sabredecek,koruyacak vasıta davar ettim.O halde fercinle sana helal kıldıklarımı yap.Şayet sana haram kıldığım bir şeyle karşılaşacak olursan o vakit senin için yarattığım örtümü üzerine indir.Ey Ademoğlu,sen benim gazabımı taşıyamazsın,benim alacağım intikama takat getiremezsin (3)”

ve yine devamla bir başka hadis-i şeriflerinde ise:Resulüllah (s.a.v):

Eliniz size emanettir,elinizle haram tutmayınız.Ayağınız size emanettir,ayağınızla harama gitmeyiniz.Cinsi organınız size emanettir,sakın zina yapmayınız.Bütün azalarınız size emanettir,onları haramdan koruyunuz.Azalarını yerlerinde kullanıp,ibadet ve taat ile meşgul olunuz.Eğer bu şekilde hareket ederseniz,eminlerden olursunuz.Hayır aksine hareket ederseniz hainlerden olursunuz buyurmaktadır.

ve Allah Teala buyuruyor :

“Hem sizde nimet namına ne varsa hepsi Allah’tandır (Nahl Süresi’53)”.Evet Allah’ın bizlere bahşetmiş olduğu ve bir emanet olarak bıraktığı bu nimetleri nerde,nasıl ve ne şekilde kullandık yada halen bunları kullanmaya devam ediyoruz? Evet her bir duyu organı aslında kişinin Allah’a ulaşabilmesi için ayrı bir yoldur.ama bunların en önemlisi gözdür.Çünkü duymak ile görmek farklı bir konudur.Gören insan düşünmez mi,şöyle bir etrafa bakıp da tefekkür etmez mi,kışın öldükten sonra baharın yeniden dirilen yeryüzünü vb diğer nimetlere bakıpda hiç kendine sormaz mı;Bunları elbet yapan bir güç ve kuvvet vardır.Ama bunu derken sözde kalmayacak içine işleyecek,kalbinde etkisi ve tesiri bulunacak.

Ama bizler ne yaptık yada sizler ne yaptınız;

Gündüz gittik işe gece geldik eve.İşteyken hayır namına bir şey konuşmadığımız gibi eve gelince de hayır namına ne bir şey gördük ne bir şey duyduk.İşe gidersin işten şikayet edersin,onun bunun hakkında çekiştirirsin yada bakılması haram olan yerlere gözlerini dikersin;akşam olur eve gelirsin ev halkına selam vermeden on parmağında on marifet misali gider açar televizyonu haber izleme maksadıyla açtığı televizyonda haberden başka her şeyin bulunduğu paparazzi programlarını izlemeye,o biter başlar maç özetlerini izlemeye,o da biter biraz da internete gireyim diyerek 5-10 dk için girdiği yerden 5-10 saat çıkmaz.Ya müzik dinler,ya oyun oynar yada müstehcen görüntülerden oluşan şeylerle vakit tüketir.Ondan sonra da vaktim yok diye sızlanır durur.

Oysa Allah Teala sana o gözü kendisine ulaşabilmen için,kulakları hayrı işitmen için,dilini hayrı konuşman için vermişken bunları tamamen tersine çevirip yaratıldığı fıtratın dışında kullananın durumu ne acıdır ve böyle yaşayan bir insanın ölüm meleği canını alırken çekeceği sıkıntı nasıldır hiç oturup da düşündünüz mü?Düşünmediyseniz eğer ve Allah’ın verdiği nimete şükür yerine küfürle karşılık verip de nankörlük ettiyseniz eğer buyurun bakalım

Peygamber Efendimiz bu konuda ne diyor:

“Allah (c.c) ölüm meleğine;gidip düşmanımı buraya getir.Çünkü ben ona rızkı yaydım,nimetimi bol bol verdim ama bana isyandan başka bir şey yapmadı.Şimdi intikam almam için onu buraya getir.Bir melek insanların gördükleri en çirkin bir surette onun yanına gider.On iki gözlü bu meleğin yanında çok sayıda dikeni bulunan ateşten bir şişi vardır.Beraberinde beş yüz melek bulunmakta olup meleklerin ellerinde de Cehennem korlarından bakır ve korlar bulunur.Ayrıca ateşten kamçıları da vardır.Kendisi alevlenen ateş olan bu kamçıların yumuşaklığı kamçı yumuşaklığındadır.

Ölüm meleği bu şişle ona öyle bir vurur ki bu şişin her bir dikeni onun her bir kıl,damar ve tırnağının kökünün en dibine kadar batıp kaybolur.Sonra onu şiddetle büker,ruhunu iki ayağından tırnaklarından söküp alır.Ruhunu onun topuklarına koyar.Allah düşmanı bu sırada bir süre sarhoş gibi olur.Ölüm meleği onu bu durumdan uyandırır.Melekler yüzüne ve arkasına bu kamçılarla vururlar.Ölüm meleği onu öyle sıkar ki,ruhunu topuklarından söküp alır ve dizlerine atar.Sonra Allah düşmanı bu sırada tekrar sarhoş gibi olur.

Bunun üzerine melek bir süre onu bırakır.Sonra melekler onun yüzüne ve arkasına bu kamçılarla vururlar.Sonra ölüm meleği onu tekrar şiddetle çeker ve ruhunu dizlerinden alıp iki böğrüne koyar.Bu sırada Allah düşmanı yine sarhoş gibi olur ve ölüm meleği kendine gelmesi için bir süre ona dokunmaz.Melekler yüzüne ve arkalarına da bu kamçılarla vururlar.Aynı şekilde ruhunu önce göğsüne,sonra boğazına koyar.Sonra melekler bakırı ce cehennem korunu çenesi altına yayarlar.

Ölüm meleği

Ey lanetlenmiş mel’un ruh ‘İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,kapkara dumandan,serin ve hoş olmayan bir gölge (Vakıa’42-44)’ ye girin der.Ölüm meleği ruhu kabzedince ruh bedene ‘Allah (c.c) benden dolayı seni kötüyle cezalandırsın.Beni Allah’a isyana koşturur,Allah’a itaatten engellerdin.İşte sen de helak oldun,beni de helak ettin’ der.Beden de ruha aynısını söyler.Üzerinde Allah’a karşı günah işlemiş olduğu mekanlar ona la’net ederler (4)”

ve yine Hz Ebu Bekir :

Kıyamet günü Allah’ın kendisine iyilik ettiğ,bol rızık,sağlam ve sıhhatli bir vücut verdiği halde bu nimetlere karşı nankörlük eden kul,Allah’ın huzuruna çıkarılır ve ona ‘Şu günün için dünyada iken ne gibi amel yaptın? Nefsin için daha önce ne gibi azkılar gönderdin?’ diye sorulur.O kişi hiçbir iyi amelini göremeyince gözyaşları bitinceye kadar ağlar.Sonra tekrar azarlanır.Bu sefer kan ağlar.Sonra tekrar azarlanır.Bunun üzerine ellerini dirseklerine kadar yer.Sonra bir daha azarlanır.Bu sefer öyle yüksek sesle ağlar ki,iki gözü de dışarı fırlar ve yanaklar dökülür.Sonra bir daha azarlanır,o zaman ‘Yarab! Beni ateşe gönder.Beni bu durumdan kurtar ‘der.İşte Allah Teala’nın ‘Bilmediler mi ki,kim Allah’a ve elçisine karşı koymaya kalkarsa,onun için sürekli kalacağı cehennem ateşiv ardır.İşte büyük rezillik budur (Tevbe’63)’ ayeti bunu tasdik eder (5)” buyurmaktadır.



(1-Tin Süresi’4);(2-Rahman Süresi’13);(3-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri -Tefsiru’l Kur’an’il Azim- / C:12 / bkz:139);(4-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri -Tefsiru’l Kur’an’il Azim- / C:6 / bkz:96-97);(5-M. Yusuf Kandehlevi / Hayatü’s Sahabe / C:4 / bkz:182)