Nefsin İstekleri Tükenmez

  • Evet kardeşlerim !

Allah Teala İsrail oğullarına yiyip içmelerini ve tamah ederek biriktirmemelerini emir buyurmuştu.Çünkü biriktirmenin sebebi hırstır.Oysa Cenab-ı Hak İsrail oğullarına yeterli derecede verdiği halde,onlar bir günlük yediler.Üç günlük yiyeceklerini ise sakladılar.Saklayınca yiyecekleri kokuştu.Bu yüzden Allah katında mesul tutuldular.

Aynı İsrail oğulları gibi Hristiyanlar da İsa Peygamber’deb (a.s) kudret sofrası indirmesini talep etmişlerdi.’Bir vakit de havariler: “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi? dediler. O da: “Eğer mümin iseniz Allah’tan korkun da edebi aşmayın!” diye cevap verdi (Maide’112)’

Çünkü bu kudret sofrasından yiyip içenler hastalıktan kurtuluyorlardı.Kim o sofradan ne kadar yese yine de bitmiyordu.Hatta;”Onlar ‘Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize doğru söylediğini (kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüş şahitler olalım istiyoruz’ demişlerdi (Maide’113)”

Oysa Hz İsa (a.s) bu sofradan yemelerinin doğru olduğunu,ancak hırs ve tamah yaparak saklamalarının dinen yanlış olduğunu anlatmıştı.Fakat onlar saklayıp götürmeye başladılar.Akıbetleri ne oldu? Domuz, maymun şekline dönüşüverdiler.Kur’an-ı Kerim’in beyan ettiği gibi;

“Biz onlara ‘Aşağılık maymunlar olun’ demiştik (Bakara’65)”

  • İşte kardeşlerim;Nefsin hali böyledir;onun sıfatında hırs ve tamah vardır.Maymunda iştahlılık vardır,doymak nedir bilmez,kadir kıymet anlamaz.Hani Hz Musa (a.s) İsrail oğulları ile birlikte Mısır’dan çıkıp düşmandan kurtulunca,ümmetine Allah katından bir kutsal kitap getireceğini söylemişti.Kardeşi Harun’u (a.s) yerine vekil bırakmıştı:

-Sen bunların yanlış işlerini ıslah et! Ben,Allah’ın emri Tur dağına gidiyorum.Orada otuz gün oruç tutacağım. Allah’tan nazil olacak yeni bir kitap ile döneceğim demişti.Ancak İsrail oğulları ne yaptılar ? Nankörlüğe devam ettiler ve;

-Yanından bizden birileri de şahit olarak bulunsun,ey Musa dediler.

Aralarından yetmiş kişi seçtiler.

Musa Peygamber (a.s) kendisine vaat edilen kutsal kitabı Cenab-ı Hak’tan niyaz etti.Hak Teala’da,ona otuz gün oruç tutmasını emretti.Bu oruç,zilkadenin otuz günü ve zilhiccenin ilk on günü ile kırk güne tamamlandı. Ve Hz Musa (a.s) kutsal kitap (Tevrat) inzal edildi.Ve kendisinden kavmini doğru yola eriştirmesi istendi. Kur’an-ı Kerim’de bu böyle beyan edilmektedir;

“Otuz geceyi ibadetle geçirmesi ve Tevrat’ı almaya hazırlanması için, Mûsa ile sözleşip onu huzurumuza kabul ettik. Sonra on gece daha ilave ettik. Böylece Rabbinin belirlediği müddet tam kırk gece oldu (A’raf’142)

Hz Musa (a.s) bu vazifenin gerektirdiği kemali kazanmayı sağlayacak oruç,zühd,ibadet,dua,murakebe,iç arınma ve tefekkür için kırk günlüğüne Türisina’ya davet edilmişti.Çünkü Hz Musa (a.s) bu kırk gece içinde Rabbi ile yapacağı mülakata hazırlanıyordu.O,göklerin sessizliğine dalmak ve mahlukatın meşgalelerinden uzaklaşmak ve mana ummanına dalmak için,Turisina’da diğer insanlardan ayrı bir hayata davet edildi.

Ayette beyan edildiğine göre kırk gün değil de kırk gece geçti,demek ki aylar kameri takvime göre oluyor. Kameri takvime göre aylar,geceden itibaren sayılmaya başlıyor.Gündüzleri de geceye tabi oluyor.Hem gece vaktinin gündüze göre ehemmiyeti çok fazla oluyor.Pek çok ilahi tecelliler gece vakti meydana gelmişti.

Kur’an-ı Kerim’in levh-i mahfuz’dan dünya semasına indirilmesi,Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Mirac’ının bir gece vakti olması gibi.

Onun için evliyanın gece ibadeti çok mühimdir.Nefsin karanlıklarından kurtulup manevi hallerinin tecelli ettiği bir sabaha ermek,belli başlı çilelerden ve meşakkatlerden sonra olur

Musa Peygamber (a.s),Tur dağında hiç ara vermeden (savm-ı visal) otuz gün oruç tuttu,ne acıktı,ne de susadı.Fakat Hızır (a.s) ile buluşmak üzere sefer etmesi emredildiğinde henüz yarım gün geçmeden sabrı kesilmiş ve acıkmıştı.Kur’an-ı Kerim’de beyan edildiği üzere;

“Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence ‘Öğle yemeğimizi getir,bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük dedi”

Çünkü Musa Peygamber’in (a.s) Hızır (a.s) ile buluşması bir imtihan sebebi idi.İmtihan üzerine imtihan eklenmiş oldu.Bir mahluka (Hızır a.s) giden Hz Musa (a.s),bu yolculuğunda hikmet-i Huda ile yarım günde acıkıvermişti.Fakat Tur dağında iken yapmış olduğu sefer Allah’a sefer etmekti.Ve O’na kavuşmak (likaullah) içindi.Bu seferin anlamı,Hak Teala ile sohbet etmekti.

Musa Peygamber’in (a.s) bulunduğu yerin bir heybeti vardı.Bu manevi hal (heybet),Musa Peygamber’e yemeyi,içmeyi unutturmuş ve kendisini Allah’tan başka her şeyden alıkoymuştu.İşte bu halin sonunda Hz Musa’ya (a.s) ‘Kelimullah’ (yüce Allah ile söyleşen) denilmiştir.

Hz Musa (a.s),Cenab-ı Hak’la dil gibi bir alet ile değil,zamansız ve cihetsiz olarak O’nun ezelindeki ‘Kelam’ sıfatıyla konuşmuştur.Kur’an-ı Kerim’in beyanıyla;

‘Allah,Musa ile de doğrudan konuştu (nisa’164)’

Allah Teala,Musa Peygamber’in (a.s) gönlünü teskin ve teselli etmek için hitap etti.Nimetleriyle gönlünün bir nebze rahatlayıp huzur bulmasını murad etti.Çünkü Hz Musa (a.s),beşeri fırtınalar ve kasırgalarla dolu bir hayat yaşamış,azgın ve materyalist bir kavim olan İsrailoğulları’na şeriatı (Allah’ın emirlerini) ikame etmek üzere gönderilmişti.

Ancak İsrail oğulları,o kadar zulüm ve işkencelerden kurtulup rahata erdikleri halde,kendisine tabi oldukları peygamberi hemen tasdik etmekte gevşek davrandılar.Hz Musa’yı (a.s) çok üzdüler.

Bu halleriyle Allah’ı gazaplandırdıklarına,peygamberlerini gücendirdiklerine ve bunların nefislerinin çirkin hallerinden dolayı meydana geldiğine bir türlü akıl erdiremediler.Ne şaşılacak bir meseledir ki insanoğlu,tarih boyunca kavuştuğu nimetlere şükretmenin yollarını araması gerekirken,çok defa gafletle,nefsin arzularıyla isyan ve dalalet yoluna spıyor.Sonuçta tamah ve hırsı üstün çıkıyor.



Kaynak= Mehmet Ildırar / Tasavvuf Ve Nefis Terbiyesi / bkz:90…93