Nefsin İnsana Kurduğu Tuzaklar

  • 10 Mayıs 2018
  • 87 kez görüntülendi.

Nefsin Hilekarlığı Ve İnsanı Aldatması



Mütevazi,doğru ve güvenilir kimseleri sevdiğini iddia ediyor , kabirlerini ve eserlerini görsen onları da seveceğini söylüyor.Oysa onları sevmene vesile olan hasletler hoşuna gitmiyor.Bu hasletler öyle sıradan hasletler de değil.Sende bulunmayıp düşmanında dahi bulunsa hoşuna gidecek hasletler.Bu durumda ya Allah’ı aldatmak istiyorsundur -çünkü O’nun senin bu durumunun farkında olduğunu biliyorsun- ya da iyiyi iyi bir şekilde aramıyorsundur.

Ey kardeşim !

Aç olan ekmeği ; susuz olan suyu sever.Ekmek ve su,aç ve susuz kimsenin önündeki bir sofrada olsa ya da boyunlarına asılsa,ekmek ve suyun birlikte oldukları bilgisi onlara fayda vermez. Yiyecekten yemedikçe,içecekten içmedikçe,yiyecek ve içeceğin aç ve susuz olana yakınlarınlarına da fayda vermez.Sen de böylesin.Senin iyiyi bilmen,iyiye yakın olman,iyiyi sevmen,iyi sende olmadıkça ve sen iyilerden olmadıkça sana fayda vermez.Senin iyiyi sevdiğini inkar etmiyorum.Fakat sen,iyi sevdiğine dair iddian da yanılmış ve aldanmışsındır.

Ey kardeşim !

Susamadığı halde susuzluk iddia eden kimseden başka,soğuk suya sahip olan fakat onu içmeyen kimse gördün mü? Veya acıkmadığı halde acıktığını iddia eden kimseden başka,yiyebileceği bir yemek bulan fakat onu yemeyen bir kimse gördün mü? Dünyadan sevdiklerinle ahiretten sevdiklerini kıyasladığın zaman,iyiyi ve iyi kimseleri sevdiğine dair iddianın batıl olduğu ne kadar açıktır ! Çünkü dünyalık bir şeyi sevdiğin zaman sanki ondan başka malın yokmuş gibi onu sevdiğini görürsün.Bu,gerçekten doğru bir sevgidir.İddia ettiğin üzere,salihlerin amellerinden birini sevdiğin zaman ise,senin için onun sahibi olmandan daha ağır bir şey olmuyor.Eğer onu seviyor olsaydın hiçbir kimse hiçbir kimse senin için hem öncelikli olmaz,hem de senin sahip olduğundan daha fazla bir şeye sahip olmuş olmazdı.

Ey kardeşim !

Senin usandığın,yalancıktan doyduğun ve Allah’ı da aldattığın bir anın vardır.Senin aynı zamanda bütün hayatının tek bir gününde , isminin, salihlerin , mütevazıların,samimi olanların,öğüt alanların,şükredenlerin , razı olanların , sabredenlerin , teslim olanların , güvenilir olanların , güvenenlerin, işleri Allah’a havale edenlerin , korkanların , arzulayanların , ariflerin , alimlerin ve yakinen inananların ismiyle birlikte olmasını arzu ettiğin bir anın vardır.

Daha doğrusu sana şöyle söyleyeyim :

Dünyayı tercih etme ve onlardan birisi öldüğü zaman,dünyayı tercih etme ve dünyayla ilgilenme noktasında olduğun yere bakarak onun yerine senin ölmen gerekir.Zira sen,hem dünyanın hiçbir şey olmadığını kesin olarak bilmektesin hem de salihlerin , iyilerin yoluyla, cennette kendisiyle komşu olarak Hz Muhammed (s.a.v)’in sohbetiyle bereketlenmeye razısındır. Dünyayla arkadaşlık kurmuş olan , sonra dünyayı tamamıyla terk etsen ve Peygamber’in dostluğunu tercih etsen,ulaşmış olduğun şeyi küçümseyerek terk ederdin..Bu durumda,Allah’ın yakınında , Allah’ın sevdiklerinin çevresinde Allah’ın hükümranlığında ; Allah’ın kendilerine nimet verdiği Peygamberler,sıddıklar, şehitler,salihler ve dostlukları güzel olan kimselerle birlikte cennette ; ebedi olarak devam edecek bir sevinç,nimet ve neşe içindeki dostluk nasıl olur ?

Ey kardeşim kendini denetle !

Bu aldatmaca olan şeye,sana ve senin yakinine galip gelen şeye bak ! Nedir içine düştüğün bu varta ? Amelinle bir dengeye ulaşacağın yeri düşün.Zerre ve hardal tanesi ağırlığınca olsa,bundan fazla ya da az olsa,sadece Allah’tan iste.Ecelin hızla geldiğini düşün.Sana gereken bitmek,tükenmek bilmeyen isteklerden sakınmandır.Gece de gündüz de,bir göz açıp kapama anı kadar bile O’ndan ayrılma.O da seni bırakmasın.Sübhanallah !

Nasıl dehşete düşmezsin ve aklın kendi durumuna şaşırarak nasıl yitmez ! Kendi halini düşün.Senden istenilene bak.Senden istenilen ancak,bir şey yaptığın zaman onunla ya Allah’ın rızasını gözetmen veya onu hiç yapmamandır. Bundan daha azı olur mu? Bu,senin için nafiledir.Fakat farzların da zerre ağırlığınca olanın geçirilmesi durumunda,sana emredilen şeyi yapana,sana yasaklanandan uzaklaşana kadar senden mazeret kabul edilmez.

Güç yetiremeyeceğin bir şeyle de,senin dışında başka birinin yükümlü tutulmadığı şeyle de yükümlü tutulmazsın.Bununla birlikte senden istenen,insanlar için iyilik istemendir.Onlar için iyilik istemiyorsan,kötülük de isteme.Bundan daha azı varmıdır? Veya sen insanlar için kötülük isterken,onlarıns enin için iyilik istemelerine razı olur musun? Senden istenen,ne kalbinle,ne de dilinle kendini insanlardan üstün tutmamandır.Bundan daha azı var mıdır? Sadece sen değil,sen ve bütün insanlar buna çağrıldınız



Kaynak = Muhasibi / Nefsin Terbiyesi (Adabü’n-Nüfus) / bkz = 98…101