Nefsin Faydaları Ve Zararları

Nefis kötülüğü emreden bir halde olduğu gibi,daima Rabbimiz’in rıza gösterdiği yüce bir hale de gelebiliyor. Yüce Allah’ın katındaki yerine göre her insanın nefsi farklı derecelerde bulunur.Nefsin yedi merhalesi vardır. Bunlar sırasıyla şöyledir:Nesfs-i emmare,nefsi-i levvame,nefs-i mülmime,nefs-i mutmainne,nefs-i raziye,nefs-i marziyye,nefs-i safiye

İlmin mertebe ve dereceleri nasıl değişirse,nefsin de emmareden başlayıp safiyeye kadar olan makamları ve sıfatları da değişir.Mesela Nefs-i emmareyi Bizans İmparator Herakleios’a benzetirsek,ona bağlı olan ordusun da iman etmemiş 40.000 kişilik bir nefs-i emmare sahibi var demektir. Bunlar şirk koşmakla,küfre rıza göstermekle ve büyük günah işlemek suretiyle farz olan ilahi hükümleri terketmişlerdir.Kalpleri,nur-i ilahiden mahrum kalmıştır.Zulüm içindedir.Kalplerine Allah korkusu gelmez.Yaptıkları işler her zaman gazap,kin,öfke ve zulmettir.Çünkü iman etmeyen kalp,pişmanlık duymaz.

Nefsi ’emmare’ denilen ‘her zaman kötülüğü emreden’ yerden çıkabilmesi için,evvela pişmanlık duymaya başlamalıdır.Nefs-i emmare,iman etse bile tövbekar hale devam etmelidir.Çünkü nefsi her an kapıda bekleyen bir nöbetçi gibidir.Fırsatını bulduğu an içeri dalar,insanı köttülüğe sevkedebilir. Zira kemale ermemiştir.Nice Nefs-i emmarenin akıbeti imansızlık olmuştur.Onun için tövbe halini daima korumak lazıdmır. Nefs-i emmare haline döndürmemek lazımdır.Bu da tövbe ile olur.Mecazi olan imandan tahkiki olan imana bu sebeple geçmek gerekiyor.Tasavvuf yolunun büyükleri şöyle buyurmuş;Nefis,emmarelikten ancak mutmain olduktan sonra imanın hakikatine ulaşır.Nefis, mutmainne olursa artık iman geriye dönmez,o nefis zevalden mahfuz olur

  • Muhteremler !

Allah Teala abes bir şey yaratmadığı gibi nefsi de boş yere yaratmamıştır.Nefis denildiğinde sadece kötülük akla gelmemelidir.Çünkü nefsin, kötülükleri üzerinde toplayan özelliği olduğu gibi,bir de hayır yaptırma yönü vardır.Mesela gazap ve şehvet kuvvetimiz olduğunudüşünelim.Nefis olmasaydı kızamazdık,acıktığımızı bilemezdik.Üşüyünce ısınmak nedir tanıyamazdık.Evlilik diye bir şey olmazdı.Evlilikte cinsi münasebet helaldir.Zina ise yasaklanmıştır.Çünkü zina nefsin kötülüğüdür.Yine gazap özelliğimiz olmasa,vatanımızı savunma duygusu da olmazdı.Vatanı müdafa ve düşmanları kahretme imkanı olmazdı.Irzımıza ve namusumuza uzanan elleri kıramazdık.Onun için gazap gibi nefsin bazı özellikleri vardır ki,bunlar doğru alanda kullanılırsa hayır ve nimet olur.Ancak kin tutma,intikam alma,insanları hakir görme ve onlara zulmetme ,nefsin kötülüğünden ileri gelmektedir.

Bir başka misal verelim ki;Nefsi süte benzer.Sütten yoğurt,peynir,tatlı yapılabildiği gibi,nefsi de hayır olan yerlerde kullanılırsa insana fayda temin eder.Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu,nefsin ıslah edilmiş olma özelliğini taşımasıdır.Onun için nefsi,varlığı ile tektir.Makam ve sıfatları ile de farklılık gösterir.Bu yüzden,insanın yararına olacak şekilde nefsi kullanmak gerekir.

Rabbimiz Teala hak din olarak İslam’ı göndermiş ve bu dini de son peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v) aracılığıyla kullarına tebliğ etmiştir.Dine dair olan hukuku Kur’an ve Sünnet’le akla,ilmin ölçülerine bağlanmıştır.Onun için akıl,nefisten kurtulamamışsa zarar verebilir.Eğer akıl,aklıselim,nefsin esiri olmaktan kurtulmuş ise sevabı da rahmeti de artırabilir.Çünkü nefis,riyazet ve mücahede ile terbiye edilirse,insana manevi dereceler kazandırır.Mümine,rahmani bir yol açar ki insanlık vasfının vazifesi işte o zaman ortaya çıkmış olur

Yüce Allah varlıkların bir kısmını nefisle bir kısmınıda nefsi olmadan yaratmıştır.İnsanların ve cinlerin nefsiv ardır.Ancak meleklerin nefsi yoktur.Onun için melekler nefsi mücadelesi yapmazlar.Riyazette bulunmazlar. Sürekli olarak ibadet ederler.Melekler;yeme-içme,giyinme kavgası,mal-mülk sevdası olmadığından makamları da sabittir.Terakki etmezler.Nasıl yaratılmış ise o makamdadırlar.Ancak insanlar ve cinler nefsi olduğu için, Kur’an ve Sünnet’in hükümleri ile yükümlü tutulmuşlardır.Buradaki hükümlere göre de manevi olarak ilerleme gösterebilirler.Zaten cinler ve insanlar bu yüzden iman etmekle sorumlu tutulmuşlardırİlk insan ve ilk Peygamber Hz Adem’den (a.s) bugüne kadar gelmiş-geçmiş insanoğlunun nefsinin en temel özellikleri hep aynıdır.Nafis asıl itibariyle değişmez.Onun için ‘Ben şimdi değil de filan zamanda yaşasaydım farklı olurdum’ dememek lazımdır.

  • Allah Teala ilahi kader hükmünce bizi bugün yaratmışsa,imanın hakikatini kavrayarak vazife-i kudsiyeyi idrak etmek için daha çok gayret etmeliyiz.

Kaynak= Mehmet Ildırar / Tasavvuf Ve Nefis Terbiyesi / bkz:23-24-28

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.